<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215</id><updated>2012-02-09T15:38:54.888+02:00</updated><category term='yaşam'/><title type='text'>İstanbul'dan insan manzaraları</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>182</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-7978265988329523699</id><published>2012-02-09T15:38:00.004+02:00</published><updated>2012-02-09T15:38:54.892+02:00</updated><title type='text'>Propaganda</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-lm7QztwG9ik/TzO_BDZB3_I/AAAAAAAAAQg/0TblrVQ83B4/s1600/With+Man++Megaphone.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-lm7QztwG9ik/TzO_BDZB3_I/AAAAAAAAAQg/0TblrVQ83B4/s320/With+Man++Megaphone.jpg" width="214" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar aklımda hep aynı soru var: Düşüncelerimizin kaçı bize ait? Kaçı bir şekilde etkilenme yoluyla devşirilmiş? Propaganda insanlar üzerinde ne kadar işe yarıyor? Ya bize gösterilenler gerçek değilse? Ya özgürlük istediğini düşündüğümüz insanlar aslında gayet hallerinden memnunsa? Ya mutlu olduğunu düşündüklerimizin başka sorunları varsa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim kurgu kitaplarının en favori konusudur propaganda: George Orwell'in 1984'ü bunların en ünlüsüdür. "Büyük Abi bizi izliyor" der, sürekli bir radyo yayınıyla beyni yıkanmış insanların toplumunu anlatır...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; Beyni yıkanmış insanlar, bizi izleyen büyük abiler... Bunları en çok ne zaman hissediyorum biliyor musunuz? New York Times'a bakarken! Orada Türkiye'yle ilgili haberleri okurken! O zaman gerçekten medyanın sunumunun insanların algısındaki etkisini tahmin edebiliyorum. Türkiye fotoğrafları batılıların oryantal toplumlara karşı genel algısını hala yansıtıyor. Ben oturduğum yerden sadece New York Times okuyan bir Amerikalı olsam, Türkiye ile Filistin'i ayırt edemezdim. Ama gerçeği biliyorum, çünkü onun içinde yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatana geri dönersek, şu anda ülkede her şeyin yolunda gittiğini söylemeyen pek çok gazeteci öyle ya da böyle yargılanıyor. Amaç belli: Tüm medya tek bir ses olsun ve her şeyin harika gittiğini cümle aleme ilan etsin! Biz süperiz, harika gidiyoruz, herkes bize hayran, insanlar ayaklarımıza kapanıyor, başkalarına örnek oluyoruz, ona buna ders veriyoruz.. Ya da gerçekten öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propaganda herkesin kullandığı bir araç, 1984 tipi bir yönetim ise pek çok başkanın hayal ettiği yönetim tipiyken sanırım hayatta en zor şeylerden biri de bu: Doğruya ulaşmak...&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-7978265988329523699?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/7978265988329523699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=7978265988329523699' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7978265988329523699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7978265988329523699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2012/02/propaganda.html' title='Propaganda'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-lm7QztwG9ik/TzO_BDZB3_I/AAAAAAAAAQg/0TblrVQ83B4/s72-c/With+Man++Megaphone.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-7977903569951129068</id><published>2011-02-27T23:40:00.000+02:00</published><updated>2011-02-27T23:40:00.937+02:00</updated><title type='text'>Bir Kediyle Değişenler</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh4.googleusercontent.com/-oKxWwj2Ou8U/TWrC9wpqXnI/AAAAAAAAAQc/Q7tCbxEnvkI/s1600/DSCN0182+-+Version+2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;img border="0" height="240" src="https://lh4.googleusercontent.com/-oKxWwj2Ou8U/TWrC9wpqXnI/AAAAAAAAAQc/Q7tCbxEnvkI/s320/DSCN0182+-+Version+2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Her şey 1 Ocak'ta sevimli bir sokak kedisini evde beslemeye karar vermemizle değişti. Eve sokmadan önce elbette ilk yaptığımız veterinere götürmek oldu. Aşıları&amp;nbsp; yapılıp, tüyleri taranıp, tırnakları kesildikten sonra Lokum eve adımını attı. Kutusunun kapağını açıp da evimizdeki ilk ürkek gezintisini izlerken hayatımızda neler değişeceğini hiç bilmiyorduk.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İlk değişiklik muhabbetlerimizin konusunda oldu: Lokum yemeğini yedi mi, kakası çok mu sıvı, yanına geldi mi... Lokum, sevgilimle muhabbetlerimizin baş öznesi oldu. Sonraki değişiklik Internette ziyaret ettiğimiz sayfalarda oldu: En iyi mama hangisidir, kedi otu nedir, kedinizi nasıl eğitirsiniz başlıklı pek çok yazı okumaya başladık... Ve en sonuncusu da birden etrafımızda ne kadar çok kedi sahibi olduğunu anladık! Kedisi olanlarla kedi muhabbeti yapmaya başladık. Seninki şöyle yapıyor mu? Ne kadar su içiyor? gibi sorularla başlayıp herkesin kendi kedisinin fotoğrafını göstermesiyle devam eden...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh6.googleusercontent.com/-YfsIrmPrwr8/TWrC5cUSWfI/AAAAAAAAAQY/Osr5_vu6Pb8/s1600/DSC_1368.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="214" src="https://lh6.googleusercontent.com/-YfsIrmPrwr8/TWrC5cUSWfI/AAAAAAAAAQY/Osr5_vu6Pb8/s320/DSC_1368.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yukarıda saydıklarımızı yaparken çocuk sahibi olanları yavaş yavaş anlamaya başladık! Neden sürekli çocuklarından bahsediyorlar, çocuğunun kakasından bana ne diye düşünen bir insan evladıyken kedisinin kakasından bahseden bir insan evladına tamı&amp;nbsp; tamına 1 haftada dönüşüvermişim! Bu kedi resmen bana çocuk sahibi insanlara karşı empati yapmamı sağladı. Artık ana baba olup da neden sürekli çocuklarınızdan bahsettiğinizi anlayabiliyorum: Bu kesinlikle konuşacak başka şeyiniz olmamasından ya da hayatınızın sıkıcı olmasından kaynaklanmıyor!&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sadece ve sadece o yokken de onunla ilgili konuşmak anne babaların hoşuna gidiyor... Anlatırken anılarıyla tekrar yaşıyorlar o anı, kendilerini çocuklarının yanında olmasalar da onun yanında gibi hissediyorlar!&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh5.googleusercontent.com/-wKOhJR8TplU/TWrCyH8mytI/AAAAAAAAAQU/4nVhEr4IOWU/s1600/DSC_1352.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="https://lh5.googleusercontent.com/-wKOhJR8TplU/TWrCyH8mytI/AAAAAAAAAQU/4nVhEr4IOWU/s320/DSC_1352.jpg" width="214" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Lokum'a geri dönersek, bizim kedoşumuz fotoğraflarını da gördüğünüz gibi Garfield renklerinde, ancak Garfield'la tek benzerlikleri renk konusunda değil: aynen onun gibi obur, tembel ve zeki! Onu okşamak insana acayip bir mutluluk veriyor, rahatlatıyor.Ayrıca,&amp;nbsp;eve gelirken birinin seni evde beklediğini bilmek gerçekten çok güzel. Lokum bizi her zaman kapıda karşılıyor, eve girer girmez çantalarımıza sürtünüyor, kendini biz sevelim (ve tabi yemek verelim) diye yere atıyor. Sonrasında uzandıysak geliyor, yanımıza yatıyor ve bizi ısıtıyor. Bir de kedilerin eve kısmet getirdiği &amp;nbsp;de söylenir...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify;"&gt;Fakat maalesef&amp;nbsp;her güzel şeyin olduğu gibi bunun da zor tarafları var. İlk olarak: Tüyleri!!! Sürekli tarıyoruz, yıkıyoruz, temizliyoruz ancak her yer tüy, tüy ve tüy! Sarılıyoruz, tüm kıyafetimiz tüy oluyor. Ikea'nnın tüy toplayıcılarından acayip bir stok yaptık, haftada 1 tane kesin bitiriyoruz, bazen 2 oluyor. Diğeri tuvaleti: Her gün tuvaleti temizlemek gerekiyor ve küçük bir hayvan ama vallahi insan gibi kokuyor! Ama sanırım en zor olan şey tüm gün onu tek başına bırakmak durumunda olmamız.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify;"&gt;İtiraf ediyorum, ilk zamanlar hem tüylerini hem yalnız kalmasını kafamıza takmış ve ona başka bir ev bulmaya karar vermiştik. Evi bulduk ve gönderdik de (ki bu uzunca başka bir hikayeye konu olur). Ancak 1 hafta sonra gerisin geri bize döndü. Bu deneyim sonrasında Lokum'u aldık ve bir daha da bırakmadık.&amp;nbsp;Sanırım ihale bize kaldı ve galiba bu kedi bizim kaderimizde vardı.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px; text-align: justify;"&gt;Sevgili arkadaşlarım, son sözüm sizlere: Sevmek, insanın sahip olduğu en güzel içgüdü. Sevmeye, sevgimizi göstermeye ve sevildiğimizi bilmeye bayılıyoruz. Eğer bu konuda hayatınızda bir boşluk hissediyorsanız sokak kedilerinden biri&amp;nbsp;sizin kaderiniz olmayı bekliyor. Çekinmeyin, alın...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-7977903569951129068?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/7977903569951129068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=7977903569951129068' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7977903569951129068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7977903569951129068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2011/02/bir-kediyle-degisenler.html' title='Bir Kediyle Değişenler'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh4.googleusercontent.com/-oKxWwj2Ou8U/TWrC9wpqXnI/AAAAAAAAAQc/Q7tCbxEnvkI/s72-c/DSCN0182+-+Version+2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6901425611440958786</id><published>2010-10-06T23:09:00.001+03:00</published><updated>2010-10-06T23:09:43.661+03:00</updated><title type='text'>Gerçekten İmkansız mı?</title><content type='html'>İsteyip de yapamadığın şeylerin sorumluluğunu kime yüklüyorsun? Anne, baba, sevgili, kardeş, para (ya da parasızlık)?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu zaman sorumluluk senin arkadaşım, sadece senin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bunu kabul etmek yemiyor. Suçu başkalarına atmak daha kolay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep öyle değil midir zaten? Gidemeğin sporun suçlusu çok çalışmaktır, kilolarının suçlusu ofis hayatındır, kavgaların suçlusu karşı &amp;nbsp;taraftır, planlayamadığın tatilin suçlusu sevgilindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle olsun, peki, suç benim olsun.Madem yapamadıklarının suçlusu benim, yaptıklarının da başarısı benimdir, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Degil(miş)...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6901425611440958786?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6901425611440958786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6901425611440958786' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6901425611440958786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6901425611440958786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2010/10/gercekten-imkansz-m.html' title='Gerçekten İmkansız mı?'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6777298238103321316</id><published>2010-08-24T23:22:00.001+03:00</published><updated>2010-08-24T23:26:18.059+03:00</updated><title type='text'>Ego Patlaması</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Facebook, twitter, gerçek hayat... Baktıkça fark ettiğim şey şu: Hızlıca bir "ben toplumuna" dönüşüyoruz. Bana bakın, beni dinleyin, beni izleyin, benim dediklerimi önemseyin: ben, ben, ben! Artık kimse karşısındakinin ne dediğini dinlemiyor, varsa yoksa kendi anlatacakları önemli olan. Diyaloglarımız aslında tam bir monolog, karşılıklı konuşuyor olsak bile. Kimse bir başkasını önemsemiyor, bir başkasına değer vermiyor. Hepimiz dünyanın merkezine kendimizi koymuşuz ve dünyanın etrafımızda döndüğü yanılsaması içerisinde yaşayıp gidiyoruz. Lütfen biraz etrafınıza bakın, biraz da kendinize... Hep başkalarının sizin ne kadar mükemmel biri olduğunuzu fark ederek saygı duymalarını mı bekliyorsunuz? Hep diğer insanların sizi kıskandığını mı düşünüyorsunuz? Bir yere girdiğinizde herkesin size kıskanarak baktığını mı düşünüyorsunuz? Sizi çekemedikleri için yaptıklarınızı eleştiriyorlar belki de, ne dersiniz?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu şekilde yaşamaktan, böyle insanlarla karşılaşmaktan sıkıldım. İnsanlığın bu şekilde bir ilerleme kaydedebileceğini sanmıyorum. Egolar savaşı içerisinde kimse kimseyi takdir etmez oldu, kimse kimseyi beğenmez oldu. Daha iyiye hep birlikte ulaşmak yerine garip bir bencilik içerisinde birbirimizi kıra kıra ilerliyoruz. Bu şekilde bir genel eğilim oluşunca eleştirinin de bir değeri kalmadı. Böyle bir ortamda eleştiri olamaz ki zaten! Bırak eleştiriyi, böyle bir ortamda kiminle ne konuşursun ki?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son zamanlarda şunu fark ettim: Artık eskisine göre çok daha az konuşuyorum. Gerçekten! Ne konuşayım? Ne anlatayaım? Bir şey anlatmaya başlayınca kafamın içinden bir ses yankılanmaya başlıyor: "Karşındaki anlattığın şeyi zerre kadar umursamıyor!" diyor bana, &amp;nbsp;"Nefesini boşuna tüketiyorsun!". Sonrasında hiç bir şevk kalmıyor. Dinleyip bari yorum yapayım diyorum bu sefer de iç sesim diyor ki: "Çok soru sordun, ne meraklı bir tip diyecekler şimdi! Sus!". Susuyorum... Ne boşu boşuna kendimle ilgili bir şey anlatasım var, ne de başkalarının hayatına burnunu sokan biriymiş gibi görünme sevdalısıyım.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Konuşmadığım zamanlarda kitap okuyorum, bitkilerimle ilgileniyorum ve hobilerimle ilgilenenlere mesajlar atıyorum. İnsanların yaptıkları iyi şeyleri takdir ediyorum, içimdeki egomun yukarıda anlattığım insanlar gibi şişmemesini sağlamak için kendimi telkin ediyorum. Egomu eğitiyorum. Ödülü kendim veriyorum, kendimi önce ben seviyorum. Böylece başkalarını da sevebilmek için kat edilmesi gereken yolun yarısını kat ediyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yolun diğer yarısı ise karşıdaki insanın...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6777298238103321316?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6777298238103321316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6777298238103321316' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6777298238103321316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6777298238103321316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2010/08/ego-patlamas.html' title='Ego Patlaması'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-9153779697867532457</id><published>2009-12-09T21:44:00.000+02:00</published><updated>2009-12-09T21:44:20.393+02:00</updated><title type='text'>Konusuz</title><content type='html'>Arkadaşlar, utana sıkıla şunu söylemek istiyorum: Oturdum, düşündüm ve tamamen gitmek yerine biraz değişiklik yapmaya karar verdim. Blogger'dan kurtulacağım, süper bir site tasarımı yapacağım ve daha iyi bir içerikle karşınızda olacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bunları yapmak zamanımı alacak, o yüzden aşağıdaki tabelayı bir süreliğine asıyorum:&lt;br /&gt;"Cumaya gittim, geliyorum"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-9153779697867532457?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/9153779697867532457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=9153779697867532457' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9153779697867532457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9153779697867532457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/12/konusuz.html' title='Konusuz'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-4012688865375083761</id><published>2009-11-29T14:12:00.000+02:00</published><updated>2009-11-29T14:12:33.826+02:00</updated><title type='text'>Elveda...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Önce geçmişe gidelim: 2005 yılında sevgilim yurtdışında yaşamaya gidecekti ve sık sık birlikte olamayacaktık. Bunun üzüntüsüyle birlikte kendimi, düşündüklerimi,&amp;nbsp;yaptıklarımı onsuz geçen hayatımı anlatmak için blog yazmaya karar verdim. İşte bloguma o zaman başladım. Geçtiğimiz 4 sene içerisinde de düşüncelerimi yazdım, blogun adresini arkadaşlarımla paylaştım. (Bir sevgilim okumadı beni, o ayrı... Zaten yazdıklarımı ona halihazırda anlatıyormuşum, okumasına ne gerek varmış ki...)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Zamanla yazılarım azaldı, prensip kararı olarak işle ilgili konularda yazmama kararı aldım... Sonrasında da oturdum vee düşündüm: Zaten yazdıklarımı anlattığım arkadaşlarım dışında kim beni neden okusun, neden takip etsin? Ben bunları neden yazıyorum? Amacım ne?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ve sonunda şunu anladım: Kendimi ve düşündüklerimi anlatmakla gereksiz bir şey yapıyorum. Sıradan bir hayatı olan sıradan bir insanın düşüncelerini paylaşmasına pek de gerek yok!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;O yüzden 2009 yılı için blogla daha fazla uğraşmak olan hedefimi yılın sonunda tamamen rafa kaldırıyorum. 2010 yılındaki hedefim daha fazla spor yapmak, gezmek, tozmak... 30'lu yaşlarımda daha fazla şey öğrenmek ve sevgilimle birlikte daha fazla vakit geçirmek istiyorum. Artık anlatmak değil, yaşamak istiyorum... Ama bu Internet'e tamamen veda ediyorum demek değil. Yaklaşık 2-3 aydır&amp;nbsp;sevgilimle bir yemek blogu yapıyoruz, hepinizi oraya beklerim: &lt;a href="http://thekitchenofoz.com/"&gt;The Kitchen of Oz&lt;/a&gt; (http://thekitchenofoz.com).&amp;nbsp;Tarifler genelde sevgilimin, ama sitenin her türlü ameleliği benim tarafımdan yapılıyor. Bir de genelde hamur işleri ile ilgili tarifler benden...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Söyleyeceklerimi bitirdim &amp;nbsp;ve artık yolun sonuna geldim. Son olarak beni okuyan siz sevgili arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Hoşçakalın...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-4012688865375083761?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/4012688865375083761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=4012688865375083761' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4012688865375083761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4012688865375083761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/11/elveda.html' title='Elveda...'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6034009493390321306</id><published>2009-11-09T22:51:00.005+02:00</published><updated>2009-11-29T14:19:38.554+02:00</updated><title type='text'>Kültürler Arası Fark</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçen hafta şirket içi bir eğitim için yurtdışındaydım. Her milletten insanın toplandığı, ders dinlediği, akşamları da eğlendiği güzel bir aktivite planlamışlardı. Ama işte, her milletten adam toplanınca kültürler arası farklar da dikkat çekiyor. Davranışlarımızda ve kişiliğimizde kültürümüzün etkisi gerçekten büyük, sosyal yaşamımızda da...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yine başıma geldi, daha önce de gelmişti: Ne zaman yurtdışında bir bara, diskoya gitsek birileri tanışmak için yanımıza dans ede ede gelir ve muhabbet açmaya çalışır. Bu onlar için normal bir durum olsa da benim için hiç normal bir durum değil çünkü kültürümüzde barda tanışmanın tek bir hedefi vardır: sevişmek! Yani İstanbul'daki bir barda arkadaşlarımla eğlenmeye gitsek Türk erkekleri gelip konuşmadan önce kesişmeye çalışır, herhangi bir şey almazsa da gelip konuşmaz genelde zaten (tabi eğer yabancı değilseniz) ama dışarıda erkekler tanışmaya geliyor ve sonuçta yukarıda yazdıklarımdan dolayı ben yine de kendimi rahat hissetmiyorum, o yüzden de pek konuşmuyorum. Nihayetinde adam gidiyor ama bu sefer  de kibar davranmadığım için ben kendimi kötü hissediyorum. O da kendi kültürünün sınırları çerçevesinde benim hakkımda iyi bir değerlendirme yapmıyordur eminim... (Ya da acaba herkes kendi milletinden olmayan yabancı kadınlarla ilgili olarak Türk erkeklerinin yabancı kadınlarla ilgili düşündüklerini mi düşünüyordur?)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yurtdışında bu ikilemi yaşamadığım tek bir yer vardı, o da New York'ta gittiğimiz gay bar'dı! Bir sürü yakışıklı adamla dans ettim ve onların ilgisinin kadınlar olmadığını bildiğim için de gerçekten rahat ettim. Üstelik de çok iyi dans ediyorlardı!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6034009493390321306?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6034009493390321306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6034009493390321306' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6034009493390321306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6034009493390321306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/11/kulturler-aras-fark.html' title='Kültürler Arası Fark'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-2679139013130265388</id><published>2009-09-30T17:17:00.002+03:00</published><updated>2009-09-30T18:14:23.066+03:00</updated><title type='text'>Bir Kişisel Gelişim Faciası Hikayesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Outliars" kitabının yazarının Türkiye'ye gelmesi ve sevgilimin konuşmasına gitmesinden sonra Amerika'dan gelen başarı yazarları üzerine konuşmaya başladık. Mesela bu kitabın yazarının hipotezi şu "10000 saat üzerinde spesifik bir konuyla ilgili çalışırsan başarılı olursun." Ne kadar bilinmedik bir şey değil mi? Bizde de buna benzer bir söz halihazırda var: "Miras değil, alın teri". &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu tür şeyler bana hikaye gibi gelmeye başladı. Dünya üzerinde bir iddiayı ele alıp sonra da bunu destekleyecek örnekler bulmak zor değil. Problem şu ki, bu şekilde yaklaşınca tüm kümeyi kapsamıyorsunuz. Başarılı insanlar kümesi'ni düşünün, bunlardan yüzde kaçı bir konu üzerinde 10000 saat ve üzerinde çalışıp başarılı oldu, bunlardan yüzde kaçı tembellikle başarılı oldu, yüzde kaçı zengindi ve başarılı oldu, yüzde kaçı parasızdı ve başarılı oldu? Sonuçta tek bir değişken üzerinden hesap yapmak yanlış, tek bir savla ortaya atılmak da hatalı. Herkesin başarıya ulaşma yolu farklı, ama günümüzün büyük şirketlerinin en seveceği söylemi bulmuş Outliars yazarı "Çok çalışın, siz de başarılı olacaksınız!", çünkü hepimiz işçi arı olmalıyız...  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir de bunun üzerine gerçek hayat hikayesi anlatayım tam olsun. Hikaye benden değil bir arkadaşımdan ama duyduğumdan beri herkese anlatıyorum: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;3 arkadaş (Hadi bunlara Ayşe, Burak ve Cem diyelim) Lütfü Kırdar'a Amerikalardan gelen bir guruyu dinlemeye gitmişler. Konu malum: Siz aslında daha fazlasını yapabilirsiniz, sınırlarınızı aşın, kendinizi inandırın vesaire vesaire... Olay asıl konuşmanın sonlarına doğru ilginçleşiyor, sahnenin ortasına kor kömürler geliyor, bunlardan bir yol yapılıyor ve gurumuz konuşmaya başlıyor "Ben zaten ateş üzerinden çok iyi yürüyebiliyorum, benim birinciliğim var, bugün buraya sizin de yapabileceğinizi göstermeye geldim. O yüzden bugün burada ateşin üzerinde yürümek üzere aranızdan 20 gönüllü istiyorum" Ayşe ve Burak hemen atlamış, Cem ne kadar "Yapmayın, etmeyin!" dediyse de. Çoraplar çıkarılmış, pantolonlar sıvanmış ve yürüyüş başlamış. Bunlar yürürken adam da arkadan konuşuyormuş: "Şimdi soğuk yosunlara bastığınızı düşünün, iyice konsantre oluuunnn..."&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonuç ne derseniz: 3. derece ayak yanığı nedeniyle ambulansla hastanede biten bir gün! Ayşe ayakları sarılırken hala şöyle diyormuş "Sonlara doğru konsantrasyonumu kaybeder gibi oldum". Tabi herkes yanmamış, kimisi hızlı geçmiş, kimisi yanlardan geçmiş ama dışarıda bekleyen iki ambulans da bayağı mesai yapmış o gün.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu arada aynı gün içinde bir hastaneye aynı anda 5 ayak yanığı vakası gelince doktorlar da şaşırmışlar, bir anlam da verememişler, sadece hemşirelerden biri Cem'e şunu demiş: "Ben aslında ne olduğunu anladım ama söylemeye utanıyorum." Cem de bunun üzerine "Buyrun söleyin" demiş ve yanıtını almış: "Siz aslında sirkte çalışıyorsunuz değil mi?"&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşte böyle arkadaşlar, her kişisel gelişim macerasının sonu keyifli bitmiyor, bazıları sizi sirk maymununa çevirebiliyor. İşte o yüzden dışarıdaki şarlatanlara paranızı kaptırmak yerine daha faydalı birşeyler yapın, gidin sayısal loto oynayın. Kitap okumayla kıyaslanınca bu şekilde başarı şansınız daha yüksek! &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-2679139013130265388?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/2679139013130265388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=2679139013130265388' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2679139013130265388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2679139013130265388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/09/bir-kisisel-gelisim-facias-hikayesi.html' title='Bir Kişisel Gelişim Faciası Hikayesi'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6653429806262312007</id><published>2009-09-24T11:59:00.001+03:00</published><updated>2009-09-24T17:58:41.956+03:00</updated><title type='text'>Hayatın Arka Sokakları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayat aslında İstiklal Caddesi gibi, çoğu insan ana yoldan etrafına bakınarak, kalabalık seliyle birlikte gidiyor, sadece bazıları arka sokaklarına dalıyor. Arka sokaklara girenlerin başına her türlü felaket geliyor, ama aynı zamanda onları farklı deneyimler de bekliyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kalabalığın bir parçası olmak güvenli, risksiz; sürüden ayrılmaksa tehlikeli… Fakat biz hep sürüden ayrılanların hikayelerini dinliyoruz: hem iyisini hem de kötüsünü. Mesela Pippa Baca kötü biten bir hikayenin kahramanı, David Lebovitz’se iyi devam eden bir hikayenin aktörü. Madonna süper bir örnek, kötü örnekleri pek hatırlamıyoruz bile… &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Azıcık kafanızı çevirip karanlıklara baksanız önce etrafınızdakiler sizi yola geri sokar: tamamen sizi korumak için! O yüzden benim yakın çevremde riske atılmış, sahip olduklarından vazgeçerek yeni bir şeyler yapmış insanlar yok, biz engelliyoruz çünkü. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bize İstiklal Caddesi üzerindeki İnci Pastanesi’nden aldığımız profiteroller yeter, bazılarıysa arka sokaktaki kokoreççinin sandviççinden zehirlenme riskini sever.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İstiklal Caddesi’nde dolaşırken aklıma Richard Bach’ın Mavi Tüy kitabındaki su altında yaşayan garip yaratıkların hikayesi hikaye gelir…  Bu yaratıkların yaşadığı yer çok akıntılıymış, o yüzden akıntıya kapılmamak için sürekli tutunuyorlarmış. En sonunda içlerinden birisi tutunmaktan sıkılmış ve kendini akıntıya bırakmaya karar vermiş. Diğerleri onu engellemeye çalışmışlar, “Hayır, yapma, eğer böyle bir şey yaparsan karşıdaki kayalıklara çarpar ölürsün” demişler ama bizim yaratık kararlıymış. Tutunduğu dalı bırakmasıyla akıntının onu yukarı çekmesi bir olmuş, biraz yükselince akıntı da kalmamış, bulunduğu yükseklikte rahatça dolaşmaya başlamış. Bunu gören diğerleri büyük bir şaşkınlık sonrasında bağırmaya başlamış: “Mesih, sen bir mesihmişsin! Bizi de kurtar!”, Bizim yaratık ne yaptı ettiyse de aşağıdakileri bunu kendilerinin de yapabileceğine inandıramamış ve en sonunda “Kurtar bizi!” çığlıklarından bıkıp çekip gitmiş…&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kıssadan hisse şudur: Bazen insanların yaptıklarına farklı güçler atfedilir, ama aslında hepimizde bu güçler var, sadece kullanmayı denemek için biraz cesaret gerekiyor! Meali, İstiklal Caddesinin arka sokaklarında dolaşmaktan çekinmeyin, tabi yerse!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6653429806262312007?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6653429806262312007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6653429806262312007' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6653429806262312007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6653429806262312007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/09/hayatn-arka-sokaklar.html' title='Hayatın Arka Sokakları'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-2729148960273407968</id><published>2009-09-23T22:33:00.002+03:00</published><updated>2009-09-23T23:06:05.634+03:00</updated><title type='text'>Dertleşme</title><content type='html'>Bu aralar etrafımı bir sıkıntı bulutu kaplıyor. Elle tutulan, gözle görülen bir nedene bağlı değil, neden beni bulduğunu bilmediğim bir bulut... Hayatta yaptıklarımı sorgular oldum yeniden, belki de 20'lerin sonuna doğru geldiğimden. Özellik bu aralar hayatta bir değişiklik yapmazsam hiç bir şey yapamayacakmış gibi hissediyorum, ama neden?&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben de Mutlu Tönbekici'nin yaptığını yapıp sırtıma çantamı alıp gezmek istiyorum, tıpkı üniversitedeyken yaptığım gibi. Yenilenmek istiyorum birazcık, yeni bir şeylerden beslenmek isteği benimkisi. Aslında işimi seviyorum, yeni şeyler öğrenmeye bayılıyorum ama yine de her sabah aynı ritüeli tekrar etmemenin cazibesi beni bazen çekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maalesef hiç bir zaman plansız olamadım, o yüzden de hiç bir şeyi iyice düşünmeden üzerine atlayamıyorum, yani kısacası: risk alamıyorum. Bazen bu beni işlerin kötü gitmesinden koruyor ama çoğu zaman da her sabah aynı masaya dönmemin nedeni de bu oluyor. Masama daha yeni oturmuşken sıkıldığım sanılmasın, sadece "Acaba?" diyorum... Acaba 10 sene sonra nerede olacağım? Acaba 10 sene sonra nerede olmalıyım? Acaba düşünmeden yaşamak mı daha keyiflidir? Acaba içimde aslında beni bekleyen çok farklı bir gelecek olduğunu söyleyen sese mi kulak vermeliyim?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir macera mı olmalı hayat, yoksa hayatın maceralı mı olmalı? Ben bunları düşünürken etrafımdaki çoğu insanın da aynı şeyleri sorguladığını hissediyorum. Nedense bu aralar hepbirlikte yerimizi ve amacımızı sorgular olduk!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hadi hayırlısı...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-2729148960273407968?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/2729148960273407968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=2729148960273407968' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2729148960273407968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2729148960273407968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/09/dertlesme.html' title='Dertleşme'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6120453428388942767</id><published>2009-09-17T09:02:00.000+03:00</published><updated>2009-09-17T09:03:05.637+03:00</updated><title type='text'>Sosyal Ağlar ve Mutluluk</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçenlerde bir yazı okudum: Sosyal ağların insan sağlığı üzerine etkisi. Yapılan araştırmaya göre, arkadaşlarınız ve onların arkadaşları, örneğin şişmansa, sizin de şişman olma olasılığınız artıyormuş. Aynı şekilde uzun senelerce sağlıklı yaşayanların yanında sağlıklı insanlar varmış. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aynı şey mutluluk için de geçerliymiş. Fakat araştırmalar şunu gösteriyor ki etrafınızda ne kadar çok insan varsa mutlu olma olasılığınız daha yüksek. Aslında etrafınızda fazla insan olması mutsuzluk oranını da artıran bir şey ancak çıkan sonuç şu: mutluluk mutsuzluğa göre daha bulaşıcı bir şey. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dolayısıyla, bilimsel kanıtlar sonucunda daha fazla arkadaşa sahip olmak, yani network yapmak, insanın mutluluğunu artırıyor. Aslında aynı zamanda, çevresi olan insanların başarılı olma ihtimalleri de artıyor… Bu da şu demek, gerçekten birbirimizi ezerek hiçbir yere gelemeyiz, mutlu da olamayız.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Mutlu olmak için sizin mutluluğunuza ihtiyacım var, o yüzden hadi, hep birlikte gülümseyelim!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6120453428388942767?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6120453428388942767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6120453428388942767' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6120453428388942767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6120453428388942767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/09/sosyal-aglar-ve-mutluluk.html' title='Sosyal Ağlar ve Mutluluk'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-2225956293809382818</id><published>2009-08-31T15:25:00.003+03:00</published><updated>2009-08-31T15:45:48.002+03:00</updated><title type='text'>New York Tatili - Bölüm 2</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SpvEbfdNQRI/AAAAAAAAAPg/iERKmFurgk8/s1600-h/Temmuz-NY4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SpvEbfdNQRI/AAAAAAAAAPg/iERKmFurgk8/s320/Temmuz-NY4.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376106556776333586" /&gt;&lt;/a&gt;Times Square,Brooklyn Bridge ve Chinatown&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;“Ekranda kayan reklamları bile turistlere ancak Amerikalılar böyle pazarlayabilirdi!”, Times Square'deki kocaman ekranlarda  her türlü reklam dönerken patlayan flaşları gördükçe böyle düşünüyoruz. New York'ta yapılacaklar listesinde olması gereken bir yer burası...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aynı şekilde Sex and the City'nin bir sahnesinde Miranda ve Steve'in barışmak için seçtiği Brooklyn köprüsü'nü görmeden de buradan ayrılmak olmazdı. Arabalar aşağıdan geçerken yaya yolundan yürüyerek Manhattan'a geçip Chinatown'a ulaşınca tabelalardaki Çince yazıları görüp birden kendinizi başka bir yerde hissedebilirsiniz!  New York'un içinde farklı şehirler, farklı kültürler barındırması onu zenginleştiriyor diye düşünerek Chinatown'daki restoranlardan Nam-Son'da öğle molası veriyoruz. Akşam da şehri bir de yukarıdan izleyebilmek için Empire States binası'na gidiyoruz. Burada önceden bilmeniz gereken tek şey: uzun kuyruklarda beklemeye hazırlıklı olun! Burada sadece bilet kuyruğu yok, onu aşıyorsunuz 1. asansör kuyruğu var, sonrasında asansör değiştirmeniz gerekiyor, tekrar bekliyorsunuz... Ve yukarıda olabilecek insan sayısı limitli olduğu için birileri inmeden birileri çıkamıyor, işte o yüzden sabah da akşam da kuyruklar upuzun oluyor. Özellikle ulusal bayramlarda giriş kuyruğunun sokağa taşıp bir iki blok uzayabildiğini duyduk, bu zamanlarda gitmemekte fayda var.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SpvEbpdHwiI/AAAAAAAAAPo/rT2qRuBA7oY/s1600-h/Temmuz-NY5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SpvEbpdHwiI/AAAAAAAAAPo/rT2qRuBA7oY/s320/Temmuz-NY5.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376106559460327970" /&gt;&lt;/a&gt;Empire States'ten Görüntü&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonraki günlerde New York'un kültürel birikimlerini keşfetmeye sıra gelmişti: Metropolitan Museum of Art (the Met diyor New York'lular), Natural History Museum ve Museum of Modern Art (buna da MoMA diyorlar). Hepsi ile ilgili ortak özellik: Hepsi kocaman! Özellikle bizim gibi 1 hafta kalacaklara tavsiyem, hangi kolleksiyonu görmek istiyorlarsa önceden karar verip ona odaklanmaları, çünkü her şeye bakmak imkansız. Biz, örneğin Met'de Anadolu sanatlarına bakmadık, neden bakalım ki? Burada  alası var... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SpvEb3oOEPI/AAAAAAAAAPw/gNoAkgDSS7Y/s1600-h/Temmuz-NY6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SpvEb3oOEPI/AAAAAAAAAPw/gNoAkgDSS7Y/s320/Temmuz-NY6.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376106563264975090" /&gt;&lt;/a&gt;The Met ve Central Park&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir de Met ve Doğal Tarih Müzesi devlet müzeleri, dolayısıyla aslında giriş ücreti bir nevi bağış, gişelerde tavsiye edilen giriş ücreti yazıyor, ancak isterseniz daha düşük bir ücret ödeyerek müzeye girebilirsiniz. Örneğin biz 15$ olan Met'e 5$ verip girdik! Tabi müzeye bağış yapmak istiyorsanız o ayrı...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;MoMA özel müze olduğu için orada giriş ücreti paşa paşa verip giriyorsunuz, ama içeride gerçekten iyi bir koleksiyon var. Bu üçünden ikisini seç derseniz ben MoMA ve Natural History Museum derim, kısıtlı vakti olanlara duyurulur...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SpvEcYMsXfI/AAAAAAAAAP4/amRqUStshY8/s1600-h/Temmuz-NY7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 256px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SpvEcYMsXfI/AAAAAAAAAP4/amRqUStshY8/s320/Temmuz-NY7.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376106572007890418" /&gt;&lt;/a&gt;Natural History Museum&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Central Park Doğal Tarih Müzesi ve Met'in arasında kalıyor, dolayısıyla, müzeleri  ziyaretinizde Central Park'a da uğramaya vakit ayırabilirsiniz. Denilene göre, parktaki faytoncuların çoğu Türkmüş. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Müzelerden arta kalan vakitte, New York'taki pek çok ünlü restorana gidip farklı lezzetler denemenizi tavsiye ederim. Tao ve Bistro Moderne bizim tercih ettiğimiz restoranlardı. Istanbul W Hotel'in içindeki Spice Market'in Manhattan'daki orijinali de ziyaret defterinizde yerini alabilecek mekanlardan. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yemekler yenip karın doyurulduktan sonra yapılacak tek bir şey kalıyor: Güzel bir Broadway Show'u izlemek. Ziyaretiniz sırasındaki gösterimler arasından istediğinizi önceden seçip Internet üzerinden biletlerinizi erkenden daha ucuza alabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son bir tavsiye: O kadar gelmişken bir gay bar'a gidin ve New York'luların vücutlarına ne kadar iyi baktıklarına yakından şahit olun! (Bu kısımla ilgili fotoğraf maalesef elimde yok.)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-2225956293809382818?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/2225956293809382818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=2225956293809382818' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2225956293809382818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2225956293809382818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/08/new-york-tatili-bolum-2.html' title='New York Tatili - Bölüm 2'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SpvEbfdNQRI/AAAAAAAAAPg/iERKmFurgk8/s72-c/Temmuz-NY4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6897995724843443859</id><published>2009-08-14T22:01:00.005+03:00</published><updated>2009-08-14T22:35:29.892+03:00</updated><title type='text'>New York Tatili - Bölüm 1</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;New York’a giderken aklımızda bu büyük şehirde sadece bir hafta kalacak olmanın verdiği bir zaman kısıtı yüzünden mükemmel bir plan yaparak elimizdeki zamanı en verimli şekilde geçirmek vardı. Üç temel hedef görmek, yemek ve alışveriş yapmak olduğu için görmek istediğimiz yerleri belirledik, gideceğimiz restoranları seçtik ve aklımızda alacağımız şeyleri tutarak yola çıktık. Valize girecek olanları da düşünerek minimum eşyayla gittik.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;New York gezimize Fifth Avenue’dan yürümekle başladık. Audrey Hepburn’un Breakfast at Tiffany’s filminde kahvaltısını vitrinine bakarak yaptığı Tiffany &amp;amp; Co. Vitrininden, Marilyn Monroe’nun “Talk to me Harry Winston” diye şereflendirdiği Harry Winston’un önünden, misafirleri kapıda üstleri çıplak yakışıklı erkeklerin karşıladığı Abercombie&amp;amp;Fitch mağazasından, Kâbe misali herkesin kafasını soktuğu Apple Store’dan geçerek New York’un havasını kokladık.  Ve bu kokuya bayıldım! Bu şehir Amerika değil, ama Avrupa da değil, tamamen kendine münhasır bir yer. Bir kere, Manhattan’lılar kendilerine ve beslenmelerine çok dikkat ediyorlar: herkes parklarda spor yapıyor, herkes organik yiyecekler tüketiyor.  Kadını, erkeği, eşcinseli, heteroseksüeli, herkes çok güzel ve herkes çok benmerkezci; O yüzden tek gecelik ilişki bulmak için bile çıta yüksek. Zaten o yüzden herkes spor yapıyor.  Kendi kendini besleyen bu döngü işte New York’u diğer Amerika şehirlerinden farklı kılıyor. Yoksa burada da porsiyonlar iki kişinin yiyip doyacağı kadar büyük, burada da tekrar doldurmak bedava.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SoW5zexUpUI/AAAAAAAAAPA/2YNr6oQD0pw/s1600-h/Temmuz-NY.jpg"&gt;&lt;img style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 320px; height: 256px; " src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SoW5zexUpUI/AAAAAAAAAPA/2YNr6oQD0pw/s320/Temmuz-NY.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369902424793589058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Manhatttan Adası - Gökdelenler&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İlk sabahki yürüyüşümüzü Time Warner binası içerisindeki Whole Foods Market’te kendimizi çeşit çeşit  sebze-meyve arasında kaybederek sonlandırdık,  sonrasında bina içerisindeki Bouchon Bakery’den aldıklarımızla hızlıca atıştırıp Chelsea taraflarına geçtik.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Burada High Line Park’ta yürüyüp Chelsea Market içerisinde kaybolduk. High line Park’ı farklı yapan, buranın eskiden bir tren yolu olması! Senelerdir üzerinden tren geçmeyen bu yolu tekrar düzenleyerek park olarak halk kullanımına açmak burada parklara olan yaklaşımı aslında çok iyi anlatıyor. Kafanızı kaldırdığınızda gökyüzünü görmene engel olan kocaman gökdelenleri görmenize rağmen her tarafta ağaç var, park var. Şehri betonla kaplarken ağaçları kereste yapmamışlar, park yapmışlar… Hoş gerçi İstanbul’da arkasında inek beslenen bir gökdelende çalışmış biri olarak İstanbul’da daha pastoral öğeler bulabilirdim, tabi inek kuru yem yerine çimenle besleniyor olsaydı!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SoW5z-kno9I/AAAAAAAAAPI/dDvbcVeRurE/s1600-h/Temmuz-NY1.jpg"&gt;&lt;img style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 320px; height: 256px; " src="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SoW5z-kno9I/AAAAAAAAAPI/dDvbcVeRurE/s320/Temmuz-NY1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369902433330242514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;High Line Park&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eski demiryolunun üzerinden şehri izledikten sonra Chelsea Market’a girdik. Burası ise eskinin Oreo fabrikası, yeni bir Pazar yeri. Oreo, bizim Eti Negro gibi bir bisküvi. Amerikalılar Oreo’ya bayılıyor, Oreo’lu pastalar, dondurmanın içine ufalamalar, mini kurabiye sandviçleri için kullanıyorlar. Eski fabrika binasının içi ise şimdilerde güzel pastaneler, fırınlar ve bilimum dükkanla dolu. Eski fabrika atmosferi gerçekten farklı bir çarşı yaratmış.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SoW50TASRRI/AAAAAAAAAPQ/SbbtTxLYyKE/s1600-h/Temmuz-NY2.jpg"&gt;&lt;img style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 320px; height: 256px; " src="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SoW50TASRRI/AAAAAAAAAPQ/SbbtTxLYyKE/s320/Temmuz-NY2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369902438814991634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Chesea Market ve Lezzetli Yiyecekler&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Manhattan’ın tüm batı sahilini Uptown’dan Downtown’a yürüyerek eskiden Dünya Ticaret Merkezinin durduğu inşaat alanına bakıyoruz. O koca deliği görüp etrafındaki gökdelenlere bakınca, insanın aklı, bu binanın nasıl olup da diğer gökdelenlere hiç zarar vermeden yıkılabildiğini almıyor. “Acaba komplo teorileri doğru mu?” diye düşünerek Times Square’e (Times Meydanı) doğru yola koyuluyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SoW7wQ3viRI/AAAAAAAAAPY/f_7UIqrZKvo/s1600-h/Temmuz-NY3.jpg"&gt;&lt;img style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 320px; height: 256px; " src="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SoW7wQ3viRI/AAAAAAAAAPY/f_7UIqrZKvo/s320/Temmuz-NY3.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369904568546068754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Batı Sahili Parkları ve Ground Zero&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu arada, Manhattan Adası’nda kaybolmak için geri zekalı olmak gerekli! Zaten New York haritasını açtığınızda gözünüze ilk çarpan dikine ve enine dümdüz çizgiler oluyor. Belli ki şehir plancısı simetri hastası bir arkadaşmış, cetveli eline almış, ortaya kocaman bir dikdörtgen çizmiş (burası Central Park oluyor), dikine kesen caddeleri 1den itibaren avenue olarak isimlendirmiş, enine olan sokakları da 1'den 100 küsüre kadar street demiş (ama cadde Central Park'ın batısındaysa West, doğusundaysa East adını alıyor). Dolayısıyla, 2nd avenue 24th East Street dediğiniz zaman adresi noktasal olarak buluyorsunuz, ve yabancı olmanıza rağmen haritaya bakmadan çoğu zaman yönünüzü biliyorsunuz!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Times Square ve diğerleri sonraki yazıda...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6897995724843443859?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6897995724843443859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6897995724843443859' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6897995724843443859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6897995724843443859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/08/new-york-tatili-bolum-1.html' title='New York Tatili - Bölüm 1'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SoW5zexUpUI/AAAAAAAAAPA/2YNr6oQD0pw/s72-c/Temmuz-NY.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5118615364964570900</id><published>2009-07-14T23:30:00.001+03:00</published><updated>2009-07-14T23:37:01.813+03:00</updated><title type='text'>Bardağın Dolu Tarafı: Burgazada</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İstanbul'un kötü yönlerinin ağır bastığı bir kaç yazıdan sonra biraz da şehre iade-i itibar zamanı gelmişti. Hep eksiklikleri, yani bardağın boş tarafını görenlerin gözünü açacak ve biraz da olsun bardağın dolu olduğunu hatırlatacak bir yere gittik: Prens Adaları. Yazın tatile çıkamayıp İstanbul'da tıkılı kalan biz zavallılar için şahane bir kaçamak noktası olan Burgazada'da güzel bir pazar geçirdik...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Burgazada, Kınalıada ve Heybeliada arasındaki ada... Genelde herkes diğer adaları tercih ettiği için görece olarak daha sakin bir ada... Eee, peki bu adada ne yapılır, ne yenir, ne içilir?&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Slzq7UHfMsI/AAAAAAAAAOg/J4_fx0BCYEA/s1600-h/Kolajlar.jpg"&gt;&lt;img border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Slzq7UHfMsI/AAAAAAAAAOg/J4_fx0BCYEA/s320/Kolajlar.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Burgazada'dan manzaralar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tüm adalarda olduğu gibi burada da ilk yapılabilecek bir bisiklet kiralayıp adanın etrafını dolaşmaktır. Maalesef burada da dik yokuşlar var, biraz ter dökmeyi göze alacaksınız. Ama terlediğinizde, belki de en güzel şey, Kalpazankaya tarafından kendinizi Marmara'nın soğuk sularına atmak olabilir. Son bir kaç haftadır gidiyoruz ve denizanalarının azaldığını mutlulukla görüyoruz. Elbette hiç bir zaman Marmara'da denizin dibini görmeyi beklemeyin, deniz hiç bir zaman o kadar berrak olmadı, ama artık o kadar kirli de değil, en azından denizanaları yok.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Acıktığınızda sahilde pek çok balıkçı seçeneği var, benim tavsiyem Yasemin Restoran. Giderseniz patlıcan salatasını özellikle sipariş edin, en çok beğenilen ve çabucak biten mezesidir Yasemin'in. Sonrasında Ergün Pastanesinden tatlınızı alabilir veya Sinem dondurmacısının sakızlı dondurmasını deneyebilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Slzq7hO4T8I/AAAAAAAAAOo/COdx2Nriwhc/s1600-h/Temmuz1.jpg"&gt;&lt;img border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Slzq7hO4T8I/AAAAAAAAAOo/COdx2Nriwhc/s320/Temmuz1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Burgazada'da balkonlar çiçeklerle süslü!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Slzq73itxuI/AAAAAAAAAOw/9pwRwFSa7fI/s1600-h/Temmuz2.jpg"&gt;&lt;img border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Slzq73itxuI/AAAAAAAAAOw/9pwRwFSa7fI/s320/Temmuz2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ev olunca ada ayrı bir güzel &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Biz adaya misafirliğe gidiyoruz, o yüzden giderken yukarıdaki tarçınlı roll'lardan yaptım hep birlikte yemek için. Cinnamon Rolls'un daha az yağlısı, ancak bazı şeylerde yağlardan tasarruf etmemek gerekiyor!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Slzq8XVRipI/AAAAAAAAAO4/7pUXbnM3sgk/s1600-h/DSC_0655.JPG"&gt;&lt;img border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Slzq8XVRipI/AAAAAAAAAO4/7pUXbnM3sgk/s320/DSC_0655.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Günbatımında Burgazada &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son tavsiyem: Dönüş vapuru için iskeleye en az 5 dakika erken gidin çünkü Vapurun kaptanı biraz fazla aceleci, kalkış vaktini beklemeden gidiveriyor. Ve eğer siz de bizim gibi 21:15 vapurunu kaçırırsanız, iskeleden 10 dakika sonra Büyükada'ya giden vapura binip oradan daha sık kalkan motorlarla Bostancı'ya geçebilirsiniz...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Burgazada gerçekten İstanbullu'lar için bir nefes alma noktası, hepimiz için kısa bir tatil arası... Zaten bardak bomboş olsa neden burada durulur ki?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5118615364964570900?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5118615364964570900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5118615364964570900' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5118615364964570900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5118615364964570900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/07/bardagn-dolu-taraf-burgazada.html' title='Bardağın Dolu Tarafı: Burgazada'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Slzq7UHfMsI/AAAAAAAAAOg/J4_fx0BCYEA/s72-c/Kolajlar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1111504588698294236</id><published>2009-07-08T17:20:00.003+03:00</published><updated>2009-07-08T17:43:25.840+03:00</updated><title type='text'>İstanbul'da Yaz</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yazın İstanbul'un nasıl olduğunu merak ediyorsanız kafanızda şöyle bir sahne canlandırın: Her ağacın altında kalabalık bir aile topluluğu, etrafta top oynayan-koşturan çocuklar ve mangalın başında debelenen erkekler! Havalar azıcık güzel olsun, evinin önündeki ağacı manzarayı kapatıyor (bu arada manzara dediği de karşı apartmanın beton manzarasıdır, boğaz manzarası sanmayın) diye kesmekten imtina etmeyen yurdum halkı, hemen en yakınındaki ağaçlık alana koşar. Yol kenarı olmasına gerek yoktur bu arada, E-5  kenarındaki tüm ağaçların altı da doludur haftasonu...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ve tabi deniz: Caddebostan Halk Plajı'na cümbür cemaat akın edilir, tabi mangallarla beraber! Mahallenin yağız delikanlıları sahilde 3erli 5erli gruplar halinde dolaşıp etraftaki kızlara laf atarken başı kapalı kızkardeşleri mangal için domates soymakla meşguldürler. Denize girme ayrıcalığı çocuklar ve erkeklere aittir.  Boğazın karşı tarafında da durum farklı değildir... Yürüyüş yolları plaj olur, pantolonlar çıkarılıp otobüs durağının kenarına istiflenir ve denize atlanır. Yağız Türk gençlerimiz mayoyla etrafta dolaşarak kendilerini gösterir...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonrası ise daha kötü: tüm çöplerini bırakıp arkalarına bakmadan kendi mahallelerine dönerler...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bari bizim mahallelerimize gelirken kendi değer yargılarını geride bırakabilseler, tıpkı çöplerini bizim mahallelerimize bıraktıkları gibi...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1111504588698294236?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1111504588698294236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1111504588698294236' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1111504588698294236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1111504588698294236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/07/istanbulda-yaz.html' title='İstanbul&apos;da Yaz'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-740032246603160463</id><published>2009-06-29T23:29:00.000+03:00</published><updated>2009-06-29T23:30:10.161+03:00</updated><title type='text'>İstanbul'da Yaz</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SkkkTkfw5yI/AAAAAAAAANo/NRlNyfp2eFE/s1600-h/DSC_0365.JPG"&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SkkkUYa1IhI/AAAAAAAAAOA/vTifAAqIcGs/s1600-h/Haziran.jpg"&gt;&lt;img border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SkkkUYa1IhI/AAAAAAAAAOA/vTifAAqIcGs/s320/Haziran.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style='clear:both; text-align:CENTER'&gt;&lt;a href='http://picasa.google.com/blogger/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-740032246603160463?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/740032246603160463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=740032246603160463' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/740032246603160463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/740032246603160463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/06/istanbulda-yaz.html' title='İstanbul&apos;da Yaz'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SkkkUYa1IhI/AAAAAAAAAOA/vTifAAqIcGs/s72-c/Haziran.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5787484082665850993</id><published>2009-06-25T23:21:00.001+03:00</published><updated>2009-06-25T23:28:45.546+03:00</updated><title type='text'>Benim Küçük Bahçem</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SkPcSOPIK8I/AAAAAAAAANI/nZF41Wfm0sU/s1600-h/01-Ocak.jpg"&gt;&lt;img border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SkPcSOPIK8I/AAAAAAAAANI/nZF41Wfm0sU/s320/01-Ocak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Uzun bir süredir mutfağımda fesleğinimi ve nanemi kendim yetiştirmekteydim. Artık bu yaz mini-çiftçilik hobimi balkona yaymaya karar verdim. Her şey taze soğanlarla başladı. Arkasından frenk soğanları geldi... Maydonoz, latin otu reyhan derken elimde pek çok saksı oldu. Onlar için duvara 3 raf yaptık. Artık her gün minik bahçemi suluyorum, sebzelerimle konuşuyorum, frenk soğanımın bitlerini ayıklıyorum. Ben bu bitki yetiştirme işine bayılıyorum! Kendi yetiştirdiğin şeyi yemenin tadı başka hiç bir yerde yok.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;New York Times'ın House&amp;amp;Garden bölümünde bir yazı bununla ilgili trendleri aslında çok iyi açıklıyor: Washington D.C'de eğer çatıyı yeşillendirirseniz vergi indirimi alabiliyorsunuz! Hatta vergi indirimi için insanlar çatılarını ücretsiz olarak "urban farmer"lara veriyorlar ve bu arkadaşlar da sizin çatınızda sebze meyve ekip biçerken siz vergiden kazanıyorsunuz, o da sebzelerini satıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tam bana göre bir çözüm: şehirli çiftçilik! Hem şehrin içinde hem toprağa yakın, üstelik fazlaca böcek derdi de yok. O yüzden çoğunlukla çatı tarımı organik oluyor. Üstelik yapılan hesaplamalarda tüm çatılar bu şekilde kullanılabilse global ısınmaya karşı etkili bir önlem olabilirmiş. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5787484082665850993?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5787484082665850993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5787484082665850993' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5787484082665850993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5787484082665850993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/06/benim-kucuk-bahcem.html' title='Benim Küçük Bahçem'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SkPcSOPIK8I/AAAAAAAAANI/nZF41Wfm0sU/s72-c/01-Ocak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-3680129031174705733</id><published>2009-06-16T18:06:00.002+03:00</published><updated>2009-06-16T18:13:15.000+03:00</updated><title type='text'>Doğru Tercih</title><content type='html'>Bunu üstü kapalı da olsa paylaşmam gerek: Hani bazen olur ya, seçim yapmanız gerekir. Terazinin kefesine birini, diğerine ötekini koyarsınız; her ikisinin de olumlu olumsuz yanları olur... Eninde sonunda bir karar vermeniz gerekir ve birini seçerisiniz, ama aklınız seçmediğinizde de kalır. "Acaba ötekini seçseydim daha mı iyi olurdu?" sorusu beyninizi kemirir. Merak etmeden duramazsınız...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte bugün, karar vermem gereken konuda doğru seçimi yapmış olduğumu anladım! İyi ki de öyle yapmışım...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Umarım bir gün tüm kararlarımla ilgili aynı hissi yaşarım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-3680129031174705733?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/3680129031174705733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=3680129031174705733' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3680129031174705733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3680129031174705733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/06/dogru-tercih.html' title='Doğru Tercih'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-9052213876651942746</id><published>2009-06-01T12:34:00.006+03:00</published><updated>2009-06-01T22:19:34.119+03:00</updated><title type='text'>İstanbul - Nesine Hayranız?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;19 Mayıs tatilinde sevgilimle Amsterdam’a gittik. Biz farklı bir restoran arayışlarımızın sonunda De Kas’ta karar kılmışken Cemil İpekçinin Amsterdam’a gelip de Mevlana Restoran’da yemek yemesi –gerçekten bunu da gördük- Türk entelijansı(!) konusunda bizi bir kez daha hayal kırıklığına uğrattı. Yahu adam, bir gün de kuru fasulye pilav yemeyiver, farklı şeyler dene, dene ki sen de farklı şeyler yaratabilesin… Bu sefer Amsterdam’da daha uzun süre gezme fırsatımız oldu, şehre daha fazla ısındık… &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Burası gerçekten güzel bir şehir, şehrin tek eksiği ise biraz daha güneş. Kanalların etrafında dolaşırken aklıma İstabul’da yaşayanların dışarı çıkıp da her küçük Avrupa şehrine burun kıvırmaları geldi. “Ay çok sıkıcı!”, “Ufacık da bir şehirdi, 2 saatte her yeri gezdik”, “Erkenden tüm dükkanlar kapanıyooo!”, “Hiç doğru düzgün eğlence mekanı yok!”, “Çok pahalı!” gibi mızıldanmaların arasında merak ettim: İstanbul, Amsterdam’la karşılaştırılınca gerçekten ne kadar büyük, burada yaşamak gerçekten farklı bir deneyim mi? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aşağıdaki soruları kendimize soralım: &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;1) İstanbul’da nerelerde dolaşıyorsunuz? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ben Anadolu yakası insanı olarak Kozyatağı’nda oturuyorum ve kendi mahallem dışında Bağdat Caddesine ve Suadiye- Caddebostan Sahili arasına gidiyorum. Biliyorum ki Cihangirliler Cihangir’den çıkmıyor, Bebek- Arnavutköy’lüler de kendi taraflarında takılıyor. Kimsenin de gezmek için Avcılar’a gittiğini duymadım. Haftasonları bırakın köprüyü geçmeyi, Kadıköy sınırlarından çıkmıyorum. Bağdat Caddesi dururken Maltepe’ye mi gideceğim? Cihangirliler Eyüp’e mi gidiyor? Şimdi kendinize sorun: Sizin İstanbul’unuz ne kadar büyük?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2) İstanbul’da nerelerde yemek yiyorsunuz? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sevgilim ve ben önüne yumurta kırılıp da 20 lirası kolayca alınacaklardan değiliz. Yemeğe para veriyorsak evde yediğimizden daha farklı bir şey önümüze konsun istiyoruz. Biz yemekten anlıyoruz, işte o yüzden İstanbul’da hep kazıklandığımızı fark ediyoruz… Risotto niyetine gelen pirinç lapası, Sezar sosu niyetine gelen mayonezi, iki ızgara köfteye verilen 20 lirayı hazmedemiyoruz. O yüzden, İstanbul’da gidilecek çok az restoran kalıyor: Çiya, Wagamama, Va Piano ve SushiCo – Chinese in Town. Beşinci eskiden Zencefil’di ama artık çok pahalı olduğunu düşünüyorum. Hose Cafe’ye Kitchenette’e artık uğramıyorum, hele ki duble viski’ye aldıkları 36 liradan sonra. Gidin Wagamama’da bir Cumin Beef Salad yiyin ve beni anlayın… Evimde arkadaşlarımla daha ucuza daha güzelini yiyip içebilecekken beni dışarı çıkmaya özendiren bir yukarıdaki restoranlar kaldı elimde. Ve ne yazık ki biri dışındakilerin hepsi yurtdışından gelme zincir restoranlar…&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;3) İstanbul’da nerelerde eğleniyorsunuz?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sorular içerisinde aslında en vahimi bu. İstanbul’da eğlenmeye çıkan herkes bilir ki çoğu İstanbul’lunun eğlenceden anladığı bütün gece boyunca bir standa sigara içip durarak “cool” takılmak ve ona buna bakmaktır. O yüzden çoğu eğlence mekanında pistler bomboştur, kimse dans etmiyorken dans etmek zor olduğu için. Sigara dumanından göz gözü görmez, Mojito yapılırken naneyi blendırdan geçirip yine de 25 TL alırlar, Cosmopolitan’a yaban mersini suyu yerine vişne suyu koyarlar, yine de 25 TL alırlar. Bir bardak içkiye 25 TL vermenize rağmen, acaba içinde sahte votka olabilir mi diye düşünüp huzursuz olursunuz… Şişesi 20 TL olan şarabın bardağına 12 TL verirsiniz, yine de gittiğiniz yerde elektronik müzik ve sabit bir hoplama zıplama ritminden başka bir şey duyamazsınız. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aslında, içkiyi geçtim, cool takılanları geçtim, en kötüsü de müziktir, bunu başaramayan DJ’lerdir. İstanbul’da dışarı çıkıp da en çok eğlendiğim zamanı hatırlıyorum: Bir arkadaşımın evlilik partisiydi. Kendisi bir mekan kapatmıştı ve tüm müzikleri de kendi seçmişti, o gece durmadan dans ettiğim ve çok eğlendiğim tek gecedir. Üzücü ama gerçek: İstanbul geceleri hiç de eğlenceli değil! Hele ki gece’nin 2’sinde Taksim’den eve dönerken etrafınızdaki tiplere bakıp da bir kadın olarak tek başınıza eğlenceye asla gidemeyeceğinizi anlayınca İstanbul’un nesinin vazgeçilmez olduğunu tekrar sorguluyorsunuz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yurtdışına çıkınca gerçek İstanbul’u unutup hayallerimizde idealize ettiğimiz bir İstanbul’u karşılaştırıyormuşuz gibime geliyor. Çünkü benim gerçekte bildiğim İstanbul pis, çarpık kentleşmenin had safhada olduğu, kafayı kaldırınca bir sürü çirkin bina gördüğün, kaldırım taşına bastığında –eğer varsa tabi- üstüne suyun sıçradığı, insanlarının yeşile düşman olduğu, mafyöz delikanlılar ve kaba saba insanlarla dolu, herkesin şark kurnazı olduğu, kimsenin empati yapmadığı (havasından mıdır nedir ben bile daha tahammülsüz oluyorum), kocaman bir köy.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Üzgünüm, doğrusu bu… &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-9052213876651942746?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/9052213876651942746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=9052213876651942746' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9052213876651942746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9052213876651942746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/06/istanbul-nesine-hayranz.html' title='İstanbul - Nesine Hayranız?'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6446363881519643259</id><published>2009-05-05T18:09:00.002+03:00</published><updated>2009-05-05T18:24:25.434+03:00</updated><title type='text'>Tıkanma</title><content type='html'>Standart yazar hastalığı: tıkanma. Kısaca, yazacak bir şey bulamamak, bulunan konuyu iyi açıklayamamak, kendini düzgün ifade edememek gibi belirtilerle başlayarak elin klavyeye gitmemesiyle devam eder. İşte ben bundan oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden de son zamanlarda bir şey yazamadım. Yoksa bu sefer vaktim boldu... Eğer düzgün yazabilseydim nelerden bahsedecektim peki, isterseniz gelin bulduğum konulara birlikte bakalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Örneğin, bir kadın kendini seksi/kadınsı hissetmek isterse iç gıcıklayıcı bir çamaşır giyer, makyaj yapar. Peki erkekler ne yapar?&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gazetelerde neden hep mağdurların fotoğrafları varken suçlularınki yoktur?&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Büyükada'da yapılacaklar, mini rehber.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yaz tatili planları&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Belediyenin kavak ağaçlarına karşı açmış olduğu savaş&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kadıköy sınırları içinde yaşamak&lt;/li&gt;&lt;li&gt;İndirim sezonunun tüm yıla yayılması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Zaha Hadid&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Tavlada şans faktörü&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Macera ve emniyet duyguları&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Sıkıcı, değil mi? Okuyan ama yorum yazmayan pek sevgili arkadaşlarıma buradan sesleniyorum, ne olur dost tavsiyesi verin, ben ne yazayım?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6446363881519643259?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6446363881519643259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6446363881519643259' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6446363881519643259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6446363881519643259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/05/tkanma.html' title='Tıkanma'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-9156708968260935315</id><published>2009-03-31T19:34:00.002+03:00</published><updated>2009-03-31T19:41:15.808+03:00</updated><title type='text'>Kendimden Utandım!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir aşağıdaki yazıma bakıyorum, bir de kendime. Sakin kafayla düşününce aşağıda kullandığım dilden utanıyorum! Sanki mahalle kabadayısıyım. İnsanlar alıntı yaparken bir sürü sansür yapmak durumunda kalmışlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu noktadan sonra iki seçimim vardı: Pişman olduktan sonra yazıyı tekrar düzenlemek ya da yazıyı bırakmak ve gördükçe utanç duymak. Ben ikincisini tercih ettim. Bir kez ağzımdan çıkmış bir sözü nasıl geri alamıyorsam bunu da geri alamazdım. Okuyan çoktan o şekilde görmüş bile, ben değiştirsem ne fark eder ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden o yazıyı o şekilde bırakıyorum, bana yakışmayan bu yazıyı her gördüğümde ders alabilmek için...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-9156708968260935315?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/9156708968260935315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=9156708968260935315' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9156708968260935315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9156708968260935315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/03/kendimden-utandm.html' title='Kendimden Utandım!'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-278144995061296425</id><published>2009-03-18T00:51:00.001+02:00</published><updated>2009-03-18T00:53:18.127+02:00</updated><title type='text'>Bir kayak Macerası</title><content type='html'>&lt;div style="margin: 0px auto 10px; text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/ScApoUkvZvI/AAAAAAAAANA/YfGJv4-CwNQ/s1600-h/DSCN1859.JPG"&gt;&lt;img alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/ScApoUkvZvI/AAAAAAAAANA/YfGJv4-CwNQ/s320/DSCN1859.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Anadolu Kayak Mratonu zamanı yine geçti. İkincisi bu sene düzenlenen maraton geçen sene olduğu gibi bu sene de çok eğlenceliydi. Geçen sene Bolu Gerede’de yapılan bu etkinlik, bu sene Bolu Aladağlar’daki Sarıalan yaylasında yapıldı. Nedeni çok tanıdık: Gerede’yi zapt etmiş bir takım kayak hocası ayılar organizasyonu düzenleyen arkadaşı tehdit etmişler. Müşterileri azalıyormuş, o dağ onların malıymış. Ben kayağa adım attığımdan beri aynı şeyler oluyor, belki ki aynı şeyler olmaya devam ediyor. Aynı nedenlerden hiçbir eğitimimizi Uludağ’da yapamadık, oradaki antrenörler bizim eğitmenleri tartaklayacak diye, keza Kartalkaya’da da… Hatta Uludağ için şöyle bir hikaye anlatmışlardı: Bu kayak hocamsılar, sevgilisine kayak öğreten adamı pataklamışlar, “Burada dersi sadece biz veririz” diyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri bir dağı kapatıyor ve diğerlerine geçit vermiyor. O yüzden hiçbir şey gelişemiyor, ilerleyemiyor. Dağlarımız üç beş çapulcuya kalıyor, kayak sporunun nerelerde süründüğü de malum… Gerçekten üzülüyorum. Mesela o adamlar yüzünden ben Gerede’ye gideceğim varsa da gitmem… Ders almayacak olsam da, yemek, içki gibi yan gelirlerinden kaybederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece dağcılıkta, kayakta durum bu değil. Bizim genel yaklaşımımız bu: “Küçük bir çöplüğüm olsun ama benim olsun, diğerlerini uzak tutayım, durduğum yerde de durayım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son sözüm: Sen orada dur bey amca, biz diğerleriyle birlikte ilerlerken sen arkamızdan bakarsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: “Haldun Ülkenli” ve ekip arkadaşlarını harika organizasyon için tebrik etmek gerek. Bu işe sadece para değil yüreklerini, emeklerini katmasalar hiçbir şey olmazdı. Üçüncüyü şimdiden sabırsızlıkla bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not2:  Sevgilimin de artık kayakları var(Resimdeki kırmızı Madshuslar onun!!)! Artık daha sık dağlara gidebiliriz, birlikte kayabiliriz. Bu arada yeni başlayan biri için hiç de fena sayılmaz ilginçtir...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-278144995061296425?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/278144995061296425/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=278144995061296425' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/278144995061296425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/278144995061296425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/03/anadolu-kayak-mratonu-zaman-yine-gecti.html' title='Bir kayak Macerası'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/ScApoUkvZvI/AAAAAAAAANA/YfGJv4-CwNQ/s72-c/DSCN1859.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1025498740733000739</id><published>2009-03-05T12:15:00.004+02:00</published><updated>2009-03-05T12:25:01.648+02:00</updated><title type='text'>Hayatımı Değiştiren Kitap</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayır, kitap "Secret" değil, ya da onun gibi ruhani kitaplar. Bu daha basit bir kitap, daha her gün karşılaştığımız, elle tutulur bir şey: Bir ekmek yapma kitabı. Ama bu kitabı sadece tarif olarak düşünmeyin, daha ziyade bunu en eski yemeğimiz olan ekmeğin altında yatan tekniklerin açıklandığı bir biyoloji/kimya kitabı olarak düşünün... İçinde oranlar var, kimyasal reaksiyonlar var, buğday tanesinin biyolojik formasyonu var. Daha çok bir kültür kitabı. İnsanın ekmeğe bakışını ve ekmek yapışını değiştiren bir kitap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık ekmek makinası kullanmıyorum, hamuru stand mikseriyle yoğurup kendi ellerimle şekillendiriyorum. Fırımın sıcaklığını kendim ayarlıyorum ve aşağıdaki kitabın tariflerini teker teker deniyorum: The Brad Baker's apprentice.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Sa-nBpHFDiI/AAAAAAAAAM4/GfHLyJXrhHI/s1600-h/bread+bakers+apprentice.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Sa-nBpHFDiI/AAAAAAAAAM4/GfHLyJXrhHI/s320/bread+bakers+apprentice.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309646132350357026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Peter Reinhart'a içimdeki karadenizli fırıncıya öğrettiklerinden solayı teşekkürlerimi sunuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1025498740733000739?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1025498740733000739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1025498740733000739' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1025498740733000739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1025498740733000739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/03/hayatm-degistiren-kitap.html' title='Hayatımı Değiştiren Kitap'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Sa-nBpHFDiI/AAAAAAAAAM4/GfHLyJXrhHI/s72-c/bread+bakers+apprentice.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-4238251550770809152</id><published>2009-03-02T12:39:00.008+02:00</published><updated>2009-03-02T13:10:41.893+02:00</updated><title type='text'>Ücretsiz Dünyanın kapıları: Açık Kaynak Kodlu Yazılımlar</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Microsoft Windows yerine Linux, Microsoft Office yerine Open Office ve Photoshop yerine GIMP! Aslında onlarsız yapamayacağımızı düşündüğümüz çoğu yazılımın açık kaynak kodlu güzel bir alternatifi var. Üstelik açık kaynak kodlu yazılımlar kullanarak korsan yazılımı önlemiş ve bilgisayarlarımızı legal hale getirmiş oluyoruz. Örneğin, yeni bilgisayarım için prensip kararı aldım, korsan yazılım kullanmayacağım. İlk önce benim gibi bu sektörün içinde olanlar anlamalı insanların emeklerini beleşe getirmenin kötülüğünü… Benim yazdığım şeyleri insanlar bedavaya alıp kullansalardı çok kızardım, o yüzden ben de artık yazılımcılara haklarını vermeye karar verdim. Windows zaten lisanslıydı, Office yerine Star Office kuruluydu bilgisayarımda (Open Office’le aynı) ancak vazgeçemediğim bir şey vardı: Photosop. GIMP’i daha önce kullanmaya çalışmış ve çok karmaşık bulmuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GIMP’e bir şans daha vermek istedim ve 2.6 versiyonunu kurdum. Bazı şeylerin yerlerini bulmakta hala zorlansam da kullanıcı arayüzü gelişmiş, filtreler artmış ve hızı da iyileşmiş! İşte size GIMP’le oynanmış birkaç resim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Sau6Vqrsj8I/AAAAAAAAAMo/vpT4t0UKEKQ/s1600-h/tatil2008.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308541467183845314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 195px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Sau6Vqrsj8I/AAAAAAAAAMo/vpT4t0UKEKQ/s320/tatil2008.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Sau5-BGSkLI/AAAAAAAAAMg/nlQ6HcW-t0w/s1600-h/tatil2008.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar herkese sağdaki resmi gönderip çizimlerimi nasıl bulduklarını soruyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-4238251550770809152?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/4238251550770809152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=4238251550770809152' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4238251550770809152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4238251550770809152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/03/ucretsiz-dunyann-kaplar-ack-kaynak.html' title='Ücretsiz Dünyanın kapıları: Açık Kaynak Kodlu Yazılımlar'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/Sau6Vqrsj8I/AAAAAAAAAMo/vpT4t0UKEKQ/s72-c/tatil2008.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-3544540021211283443</id><published>2009-02-18T12:54:00.000+02:00</published><updated>2009-02-18T12:56:39.399+02:00</updated><title type='text'>Ölmek için Doğmak Gerek</title><content type='html'>Bazılarının kendi diktalarını kuvvetlendirmek için kolluk kuvvetlerine ihtiyaçları olur. Bu diktatörler, etrafındaki adamlar onun bir emriyle ölmeye hazır olsun ister. Onlar koşulsuz itaate alışmıştır. İhtiyaçları olansa, kendi davaları için düşmanın önüne atılacak cesetlerdir. Ölmek için önce doğmalıdır bu insanlar. İlk önce doğmalıdır ki, iki kuruşa kendi hayatını satabilsin, bir kuru ekmeğe adam öldürebilsin. Birine körü körüne inanıp, kendi cahilliğinin karanlığında ona uzatılan elden damlayan kanı fark etmesin. Eline silah verilsin ve havlayan o olsun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri üç çocuktan ikisine göz koyduğu için analar en az üç çocuk doğurmalı. İşte o yüzden…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-3544540021211283443?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/3544540021211283443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=3544540021211283443' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3544540021211283443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3544540021211283443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/02/olmek-icin-dogmak-gerek.html' title='Ölmek için Doğmak Gerek'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5923429138898098329</id><published>2009-02-17T22:07:00.002+02:00</published><updated>2009-02-17T22:09:33.803+02:00</updated><title type='text'>El Bulli</title><content type='html'>&lt;div style="margin: 0px auto 10px; text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SZsZFs2JcFI/AAAAAAAAAMQ/sH8KVkVfJ6c/s1600-h/DSC_0242.JPG"&gt;&lt;img alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SZsZFs2JcFI/AAAAAAAAAMQ/sH8KVkVfJ6c/s320/DSC_0242.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="clear: both; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Bu soğuk kış gününde hep birlikte İspanya'nın Costa Brava Sahillerine uzanalım ve Roses'deki El Bulli restoranını ziyaret edelim. El Bulli, 3 Michelin yıldızlı şef Ferran Adria'nın restoranı. El Bulli'yi özel kılansa yaşattığı gastronomik deneyim. Senenin sadece 6 ayı açık olması, geri kalan zamanda bir sonraki menüler için yeni yemek yaratma deneyleri yapmaları, her sene değişen akla hayale gelmeyen menüsü yüzünden insanlar rezervasyon kuyruklarında 1 sene beklemeyi göze alıp bu restorana akın ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilimin 30. yaşı için burada iki kişilik bir rezervasyon yaptırmayı çok isterdim. Bunun yerine ona "A Day at El Bulli" kitabını aldım.  Kimbilir, belki bir gün burada El Bulli deneyimini yazma fırsatım da olur...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5923429138898098329?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5923429138898098329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5923429138898098329' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5923429138898098329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5923429138898098329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/02/el-bulli.html' title='El Bulli'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SZsZFs2JcFI/AAAAAAAAAMQ/sH8KVkVfJ6c/s72-c/DSC_0242.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-253400671314011926</id><published>2009-02-04T22:40:00.002+02:00</published><updated>2009-02-04T22:59:45.515+02:00</updated><title type='text'>Koşullu Sevgi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Anneler çocuklarını istediklerini yaptıkları sürece seviyor, adamlar kadınları başkalarıyla yatmadıkları sürece seviyor, kadınlar adamları zengin olduğu sürece seviyor, devletler diğer ülke vatandaşlarını aynı dinden olduğu sürece seviyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse kimse koşulsuz şartsız sevgiyle bakmıyor. Sırf insan olmakla değerlendirmiyor. Sevginin  verilmesi için araya hep bir takım koşullar giriyor. Örneğin Filistin... Orada yaşayan halk Hristiyan olsa durum farklı olurdu. Hatta öteki taraf olarak bakacak olursak, oradaki halk Hristiyan olsa başbakanın Davos'taki tavrı da farklı  olurdu. Ölenler "salt insan" olarak değil, "Müslüman", "Hristiyan", "Yahudi" olarak değerlendiriliyor. Ölenin dini kimliği tepkiler için temel teşkil ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha bireysel örnekler de var koşullu sevgi için. Geçen günkü gazetede yazıyordu, anne, kızını erkeklerle mesajlaştığı için öldürmüş. Bir anne, kendi öz evladını sırf istediği şekilde davranmıyor diye öldürüyor! Gel de sevgiden bahset...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinin temel nedeni aynı aslında: sevgimizin şartlara tabi olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgimize koşul koydukça sevmenin değeri azalıyor. Halbuki gerçek sevgi, karşındakini olduğu gibi, hatalarıyla günaylarıyla kabul etmek ve öylece sevmektir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-253400671314011926?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/253400671314011926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=253400671314011926' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/253400671314011926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/253400671314011926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/02/kosullu-sevgi.html' title='Koşullu Sevgi'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6505661601245321473</id><published>2009-02-02T01:17:00.002+02:00</published><updated>2009-02-02T01:46:12.617+02:00</updated><title type='text'>Nefret</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Internetteki gazetelerde "okuyucu yorumları" kısmı konduktan sonra Türkiye'de yaşayan insan profilini takip etme fırsatımız oldu. Yorumların çoğu ya yazan kişiyi ya da yazılan haberdeki kişiyi aşağılamak, onunla dalga geçmek veya ona hakaret etmek amaçlı. İçimizde ne büyük bir nefret varmış! Nasıl da hiç kimse kimseyi beğenmiyormuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okurken fark ettim, ben de yapıyorum bazen bunu, hepimiz yapıyoruz aslında ara ara...  Bu nefretin kaynağı öfke. Ben özellikle sadece kendi yeteneğiyle bulunduğu konuma gelmemiş kişilere karşı öfke besliyorum.  Sadece yetenek değil; aynı zamanda çevre, ortam, tanıdık veya parası olup da başarı hikayesi çıkaranların hikayelerinin anlatılmasına öfkeleniyorum. O yüzden onların yaptıklarını küçümsüyorum, hep "ama" diyecek bir şeyler buluyorum. Belki de böyle davranmamın nedeni, sahip oldukları avantajlar bende olmadığı içindir... Hayata başlarken eşit şartlarda başlamamış olmanın verdiği üzüntüdür belki de... Belki de sadece kıskançlığımdandır, bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece zamanla şunu fark ettim, bu davranış şekli  aslında geri dönüp bize zarar veriyor. Hep kenarda başkalarının yaptıklarına karşı mızıldanan olarak kalıyoruz. Bu bizi mutsuz yapıyor, kendi başarılarımızı görmemizi engelliyor. Oysa bir baksak kendi konumumuza, kendi durumumuza... Sahip olduklarımıza sahip olmayanlara bakıp şükretmek değil benim dediğim, çünkü o da bir karşılaştırma içeriyor. Benim dediğim hayatın sıfır noktasında elimizdekilere bakıp nereye geldiğimizi değerlendirmek, başkalarının başlangıç noktalarına bakıp iç çekmek veya övünmek değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılaştırmak istiyorsak kendimizi kendimizle karşılaştırmalıyız. Hayat maalesef adil değil, hepimize aynı olanaklar sunulmuyor, ama yine de sahip olduklarını değerlendiren öyle insanlar çıkıyor ki... Evet sayı gerçekten az, ve evet duyduğumuz başarı hikayelerinin çoğu da uydurma (en azından bazı gerçekler saklanıyor) ama yine de mucizeleri gerçekleştiren insanlar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o noktada gerçekten hak edenin başarısını tebrik etmek ve artık mızmızlanmayı bırakmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6505661601245321473?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6505661601245321473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6505661601245321473' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6505661601245321473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6505661601245321473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/02/nefret.html' title='Nefret'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6955441061460140984</id><published>2009-01-27T17:59:00.001+02:00</published><updated>2009-01-27T17:59:58.045+02:00</updated><title type='text'>Just a Fact</title><content type='html'>Artık hiç rüya görmüyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6955441061460140984?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6955441061460140984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6955441061460140984' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6955441061460140984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6955441061460140984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/01/just-fact.html' title='Just a Fact'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-7512797079704370630</id><published>2009-01-26T18:24:00.005+02:00</published><updated>2009-01-26T18:53:33.944+02:00</updated><title type='text'>2009 Hedeflerine Hızlı Başlangıç</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2009 yılında almak istediğimiz en önemli üç şeyden ikisini daha ocak bitmeden hallettik! Bunlardan ilki bir Nikon D80 kameraydı, ikincisi ise mutfak aletlerinin iPod'u  sayılan KitchenAid Stand mikseri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu yazının asıl nedeni Nikon D80'imi anlatmak. Müthiş bir makine, çok özellikli, çok yetenekli. Sadece henüz biz onun dilini anlayacak kadar olaya hakim değiliz.  Fotoğrafçılık kitaplarına daldık: enstantane, diyafram açıklığı, alan derinliği, önümüze ne gelirse okuyoruz alet geldiğinden beri. Fotoğrafçılık derya deniz, bizse şimdilik elimizdeki kayıkla nerelere gidebileceğimizi bilmeyen iki şaşkınız. Derslerimizi iyi çalışmalıyız ki bizim de güzel fotoğraflarımız olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk denemelerden bir örnek aşağıda:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SX3oJk9nEAI/AAAAAAAAAMI/eJpXYFUZCXA/s1600-h/DSC_0136-1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SX3oJk9nEAI/AAAAAAAAAMI/eJpXYFUZCXA/s320/DSC_0136-1.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295643988096126978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eee fotoğraf ustaları, mesela sevgili D.E., ne dersin, nasıl durumum?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-7512797079704370630?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/7512797079704370630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=7512797079704370630' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7512797079704370630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7512797079704370630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/01/2009-hedeflerine-hzl-balang.html' title='2009 Hedeflerine Hızlı Başlangıç'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SX3oJk9nEAI/AAAAAAAAAMI/eJpXYFUZCXA/s72-c/DSC_0136-1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5530904752455044854</id><published>2009-01-25T23:02:00.004+02:00</published><updated>2009-01-25T23:27:47.529+02:00</updated><title type='text'>İstanbul'da Kriz Fırsatları</title><content type='html'>Bu indirim sezonu gerçekten beni korkuttu. Daha önce hiç bu kadar indirim yapmayacak yerler bile %70 indirim yapıp ellerindekileri satmaya çalıştı. Her zaman olduğu gibi, bu krizde de nakiti olan ihtiyaçlarını uygun fiyatlı olarak karşılayabildi. Örneğin Beymen'deki %50 + %50 indirimi duyan çantaları, ayakkabıları kaptı.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Vaziyet buyken restoranlar da mönüler yaratıp müşteri çekmeye çalışıyor. Bunlardan biri de Hakkasan! Şaşırtıcı bir şekilde burnundan kıl aldırmayacağını düşündüğünüz bu Michelin yıldızlı restoran zinciri "Sinema öncesi menüsü" adı altında oldukça hesaplı menüler yaratmış. Akşam saat 18:00 - 20:00 arasında rezervasyon yaptırıp bu menülerden tadabilirsiniz, ki biz de bu haftasonu bunu yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SXzVk_qo85I/AAAAAAAAAMA/HESUU1g45eU/s1600-h/hakkasan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SXzVk_qo85I/AAAAAAAAAMA/HESUU1g45eU/s320/hakkasan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295342093423145874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Hakkasan Kanyon'da ama daha önce Kanyon'a gitmiş biri olarfak yeri hiç gözüme ilişmemişti. Meğer B1 katındaki yan girişlerin yanındaki bir asansörle yukarı çıkılabiliyormuş. Ortam anlatılamayacak kadar şık ve farklı. Venge - koyu kahverengi renklerin hakim olduğu restoranda ışıklandırma da ortamın büyüsünü bozmayacak şekilde ayarlanmış. Masaların arasındaki paravanlar restoranlardaki sıra sıra masaların oluşturduğu tekdüze görünümü bozuyor. Ortamın ambiyansı, insanın kendini ilk girişten itibaren farklı bir yerde hissetmesini sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıra yemeklerde: Hepimiz 38 TL'lik en ucuz menüyü tercih ettik. Gelenler sırayla ördekli börek, karidesli yuvarlak toplar, soslu bir tavuk yemeği, yumurtalı pilavdı. Yemeklerin hepsi çok farklıydı ve çok lezzetliydi. Üzerine, yine menüye dahil olan sıcak çikolatalı kek geldi. O kadar güzeldi ki bittiğine üzüldüm. Maalesef yemekleri, onların verdiği lezzetleri, onları yerken duyularımın aldıklarını anlaatmakta zorlanıyorum, "çok güzlden" öte bir tasvir yapamıyorum. O yüzden bu fırsat bitmeden gidin ve birşeyler deneyin derim. Emin olun, House cafe'de Kitchenette'de verdiğiniz para ve burada verdiğiniz para karşısında aldıklarınız diğerlerine gidiş nedeninizi sorgulamanıza neden olacak. Bende öyle oldu. Bu kadar güzel yemeklere 38 TL verdik, bir pizza üstüne tatlıya bu kadar alıyorlar aşağıda diye düşüneceksiniz. Ayrıca, ucuzcular bunlar diye bakmıyor personel, servis de harikaydı, sağolsunlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı tatlar denemek, farklı lezzetleri görmek damak zevkinin gelişmesi sağlıyor. Bu da insanın yaşam kalitesini arttırıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonraki hedef Spice Market, ileri!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Fotoğraf &lt;a href="http://www.timeoutistanbul.com"&gt;timeoutistanbul.com&lt;/a&gt;'dan alınmıştır.  Biz gittiğimizde restoran gayet kalabalıktı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5530904752455044854?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5530904752455044854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5530904752455044854' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5530904752455044854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5530904752455044854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/01/istanbulda-kriz-frsatlar.html' title='İstanbul&apos;da Kriz Fırsatları'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SXzVk_qo85I/AAAAAAAAAMA/HESUU1g45eU/s72-c/hakkasan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-2898255403434666515</id><published>2009-01-06T21:50:00.003+02:00</published><updated>2009-01-06T21:57:15.199+02:00</updated><title type='text'>Sevgilimden Fava!</title><content type='html'>&lt;div style="margin: 0px auto 10px; text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu pazar farklı bir şeyler yapmak istedik, ben kendi payıma düşen kısımda bademli tarçınlı kurabiye ile sevgilime yamaklık yaptım. Sevgilimse hafta içi yiyeceğimiz yemekleri yaptı: Fırında mücver ve fava.  Aşağıda sevgilimin yaptığı ve sunumunun tasarımı tamamen ona ait favanın resimlerini görebilirsiniz. Kendisinin bloguu olmadığı ve resimleri ben çekip düzenlediğim için burada yayınlayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SWO2Be6DgDI/AAAAAAAAALQ/k2MZrd14kmo/s1600-h/103NIKON1.jpg"&gt;&lt;img alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SWO2Be6DgDI/AAAAAAAAALQ/k2MZrd14kmo/s320/103NIKON1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu favanın diğer favalardan en önemli farkı süslemesi. Favayı yapıp dolapta 1 gün beklettikten sonra diktörtgen biçimli kesip bol lifli krakerin üzerine oturtan sevgilim, üzerine taze nane, limon ve zeytinyağından oluşan bir sos hazırladı. En üstünü ise limon kabuğu rendesiyle süsledi. Ben eve geldiğimde tek yapmam gereken afiyetle yemek oldu!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px auto 10px; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SWO2BpVeqWI/AAAAAAAAALY/MUsoahhbbE0/s1600-h/103NIKON.jpg"&gt;&lt;img alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SWO2BpVeqWI/AAAAAAAAALY/MUsoahhbbE0/s320/103NIKON.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;Bu arada favayı aşağıdaki ölçülerde yaptık:&lt;br /&gt;300 gr iç bakla (uzun süre suda bekletilmiş)&lt;br /&gt;2 orta boy soğan&lt;br /&gt;1 diş sarımsak&lt;br /&gt;1 çay bardağı zeytinyağı&lt;br /&gt;1 limonun suyu&lt;br /&gt;yarım demet dereotu&lt;br /&gt;karabiber&lt;br /&gt;tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Soğan ve sarımsağı zeytinyağında kavurun. İç baklanın üzerini kaplayacak kadar su ekleyin, sonra da kavurduğunuz soğanları, limon suyunu, tuzu, karabiberi iç baklaya ekleyin. İç baklalar iyice yumuşayıncaya kadar pişirin. Hazır olunca dereotunu ekleyin ve püre haline getirin. Bir kaba dökün, dolapta katılaşıncaya kadar bekletin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında yanına rakınızı da açın, sahip olduğumuz zengin kültürün şerefine kadeh kaldırın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-2898255403434666515?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/2898255403434666515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=2898255403434666515' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2898255403434666515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2898255403434666515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/01/sevgilimden-fava.html' title='Sevgilimden Fava!'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SWO2Be6DgDI/AAAAAAAAALQ/k2MZrd14kmo/s72-c/103NIKON1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-8094208873280574989</id><published>2009-01-02T23:30:00.003+02:00</published><updated>2009-01-02T23:33:21.186+02:00</updated><title type='text'>İlerlemenin İlk Adımı</title><content type='html'>Senelerdir bakıp da "şunu bir değiştirsem" dediğim blogumun görüntüsüne el atma vakti gelmiş ve de geçmişti. 2009'da yeni sayfa açmaksa hedefim, yazacağım defteri şimdiden düzenlemeliyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogun yeni görünümüyle ilgili yorumlarınızı bekliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-8094208873280574989?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/8094208873280574989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=8094208873280574989' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8094208873280574989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8094208873280574989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/01/ilerlemenin-ilk-adm.html' title='İlerlemenin İlk Adımı'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-561804460246192620</id><published>2009-01-01T23:36:00.002+02:00</published><updated>2009-01-02T00:18:28.612+02:00</updated><title type='text'>2009 yılı için notlarım</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yeni yılda almayı planladığımız Nikon D80'le bir sürü güzel fotoğraf çekmek istiyorum. Bu konuda iyice uzmanlaşmak istiyorum. Aslında bu aralar blogda fazlaca yeni fotoğraf olmamasının nedeni bu aralar çektiğim fotoğrafları çok  beğenmemem. Buraya gerçekten bakılası, güzel fotoğraflar koyabilmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransız pastacılığı ve fırıncılığı konusunda uzmanlaşmak istiyorum. Kendime güzel de bir fırın alıp pek çok farklı tarif denemek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha az uykuyla daha dinç olabilmek istiyorum. Sevgilimle daha fazla zaman geçirmek istiyorum. Bu sene yeni bir şey öğrenmek istiyorum. Bir de 2008 yılında dönüştüğüm bu sıkıcı insandan 2009 yılında kurtulmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dışında bu yıldan ve sonraki yıllardan daha genel beklentilerim var: İstiyorum ki meclisin yarısı kadınlardan oluşsun, yerel seçimlerde belediye başkan adaylarının yarısı kadın olsun, tepe yöneticilerin yarısı kadın olsun. Artık istiyorum ki partilerin kadın kollarında uğraşıp didinen kadınların da tek hedefi erkeklerin milletvekili seçilmesi olmasın, orada çalışan kadınların da şansı olsun. Arka planda kalanlar kadınlar olmasın. İstiyorum ki seçme hakkı olan kadının seçilme hakkı kağıt üzerinde kalmasın. Benim ülkem de Avrupa Birliği ülkeleri gibi olsun. Bir kadın olarak bu ülkede temsil edildiğimi bileyim, kadınlarla ilgili kararları da erkek egemen meclisimiz almasın... Bir kadın olarak bu ülkede kendimi güvende hisseyim, devletimin benim arkamda durup bana karşı işlenen suçları en ağır şekilde cezalandırdığını göreyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009'da milletçe biraz ilerleyelim istiyorum... Amerikayı ilerleme konusunda kıskanıyorum. Bundan sadece 50 yıl önce zencilerin beyazların gittiği okula gitmesi yasaktı. Şu anda ise zenci bir başkanları olacak pek yakında. Bizse hala kim Ermeni, kim Kürt onun tartışmasını yapıyoruz. 80 yıldır hala giyim kuşam tartışması yapıyoruz. Hep aynı kavga devam ediyor, yıllardır, kimse bıkıp usanmıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-561804460246192620?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/561804460246192620/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=561804460246192620' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/561804460246192620'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/561804460246192620'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2009/01/2009-yl-iin-notlarm.html' title='2009 yılı için notlarım'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1868503950676030115</id><published>2008-12-31T22:52:00.002+02:00</published><updated>2008-12-31T23:01:17.238+02:00</updated><title type='text'>İyi seneler</title><content type='html'>2008'in son saatinde uğraştığım şeyi (yani bunu yazmayı) yapmak için umarım 2009'da daha fazla vaktim olur. ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü geçecek bir yıla benzeyen 2009 umarım beklentilerimizi hatalı çıkarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 yılı için hedefim her haftasonu Sayısal Loto oynayabilmek ve kazanmaktı. Oynayamadım ve oynadıklarımdan da bir şey kazanamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 yılı için henüz kafamda bir hedef yok... Umarım 2009'da sevgilimle birlikte bol bol gezeriz, mutlu oluruz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1868503950676030115?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1868503950676030115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1868503950676030115' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1868503950676030115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1868503950676030115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/12/iyi-seneler.html' title='İyi seneler'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-269185799042021321</id><published>2008-12-25T23:21:00.002+02:00</published><updated>2008-12-25T23:29:00.693+02:00</updated><title type='text'>Teğet</title><content type='html'>Üniversite sınavında matematikte hiç hata yapmamış biri olarak soruyorum: Eğer teğet geçen buysa bir de üstümüzden geçseydi nasıl olacaktı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mühendis olarak soruyorum: Uluslarası bir kurban metrik sistemi mi var, acabba herkes krizin etkisini kurban satışlarıyla bulup birbiriyle karşılaştırıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak ailesinde bolca doktor olan biri olarak soruyorum: Gerçekleri hastasıyla paylaşmayan doktora bu ülkede ne yaparlar?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-269185799042021321?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/269185799042021321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=269185799042021321' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/269185799042021321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/269185799042021321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/12/teet.html' title='Teğet'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-9157984001286244470</id><published>2008-12-15T22:10:00.003+02:00</published><updated>2008-12-15T23:00:39.922+02:00</updated><title type='text'>Doğumgünü Hikayeleri</title><content type='html'>Doğumgünüm 11 Aralık'ta ve bu seferki bayrama denk geldi.  Geçen sefer büyük bir partiyle kutlama yapan ben bu sefer bir şey istemedim, sadece sevgilimle birlikte vakit geçirmek istedim. Onunla romantik bir akşam geçirmek istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilim bu sefer süpriz yapmaya erken başladı, doğumgüünümün önceki gecesinde bana daha önce hiç tatmadığım bir elmalı dondurmalı tatlı yaptı. Sabah kahvaltısı için alışverişten dönerken bana kırmızı bir buket çiçek aldı! Ama bu doğummgünümde bana hediye ettiği en büyük şey özgürlüktü. Artık sevgilimin hediye ettiği minicik taşınabilir dizüstü bilgisayarımla blogumu her yerden yazabilirim (ooof, artık bir yazarım, bir yazarım sormayın!).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SUa9LvnbVHI/AAAAAAAAAIo/4UGjTUCMFQg/s1600-h/Fullscreen+capture+15.12.2008+222329.bmp.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 304px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SUa9LvnbVHI/AAAAAAAAAIo/4UGjTUCMFQg/s320/Fullscreen+capture+15.12.2008+222329.bmp.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280115622596531314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kendisini yukaraıda görmekte olduğunuz cici alet bir Asus 1000H. Rengi bembeyaz, kendisi 10 inch'lik bir ekrana sahip ve yaklaşık 1kg! Yani yanımda rahatça taşıyabilirim.  Üstelik kendisinde 160GB'lık bir sabit disk bulunmakta, her şeyimi alır valla!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Asus bununla yetinmemiş, 10 GB'lık EEE Storage dediği web tabanlı dosya saklama üyeliğini bilgisayarın yanında veriyor!!  Rapid Share'in Asus versiyonu, bir nevi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hediyemi çok sevdim, umarım yeni yaşımı da hediyem kadar severim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-9157984001286244470?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/9157984001286244470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=9157984001286244470' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9157984001286244470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9157984001286244470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/12/doumgn-hikayeleri.html' title='Doğumgünü Hikayeleri'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SUa9LvnbVHI/AAAAAAAAAIo/4UGjTUCMFQg/s72-c/Fullscreen+capture+15.12.2008+222329.bmp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5665384755932866438</id><published>2008-11-12T19:57:00.002+02:00</published><updated>2008-11-12T20:08:38.274+02:00</updated><title type='text'>Dünya Yuvarlaktır Döner</title><content type='html'>Hayatımın yine hızlı bir dönemine girdim. Akşamları eve gelip çalışmaya devam ediyorum, aklımda sürekli iş var, boş vaktim yok ve önümdeki projeler bitmeyi bekliyor. Durum bu olunca gündüzler geceye, geceler gündüze çabucak geçiveriyor. Zaman hızla akarken bırak blog yazmaya, arkaya bakmaya bile vakit olmuyor. Yaşamak için sadece haftasonları kalıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, işte bu benim sıkıcı hayatımın kısa bir özeti. Çoğumuzun sıkıcı hayatlarının kısa özeti aslında. Dün akşam yorgunluktan uyuyakalmışım, zaman kaybettim diye o kadar kızdım ki kendime! Halbuki o uyku yerine neler neler (?) yapabilirdim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi benim yerime para kazansa da ben de sevgilimle gezsem tozsam olmaz mı acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5665384755932866438?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5665384755932866438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5665384755932866438' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5665384755932866438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5665384755932866438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/11/dnya-yuvarlaktr-dner.html' title='Dünya Yuvarlaktır Döner'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6376168957583017344</id><published>2008-10-20T00:32:00.006+03:00</published><updated>2008-10-20T01:07:08.491+03:00</updated><title type='text'>Hamaratlığım Tuttu!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Paris'e Madonna konseri için gittiğimiz zaman (Evet, evet! Madonna konserine gittik, ve muhteşemdi, ama detaylar başka yazıya... Flashback yapacağım!), dönüşte kendime "Paris Boulangerie-Patisserie - Recipes from 13 outstanding bakeries" kitabını aldım. Dönüş yolunda okudum, okudukça da gaza geldim. Yazılan tüm tarifleri evde yapmak istedim (Zaten her Paris'e gidişimde  yol boyunca gördüğümüz tüm pastanelerden bir şeyler yemek ister, bu nedenle şişer dönerim). Bunun için en uygun zamansa tabi Ramazan Bayramı'ydı (kafa karışıklığı olmasın, aslen Şeker Bayramcı'lardanım!). Kitabımı aldım, sabah mutfağa girdim ve sevgilimin de yardım etmesine rağmen gece 1'de çıktım... Tarifler uzun ve meşakkatliydi ama sonuçlar o kadar lezzetliydi ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak şeftalili bir tart yaptım, hamuru milföy hamuru, arada bademli bir krema var ve en üstte de şeftaliler. Burada zaman alan adım milföy hamuru, çünkü o da ev imalatı. Hamuru her saat başı açıp katlayıp buzdolabında bekletmeniz ve 6 kez bu işlemi gerçekleştirmeniz gerekiyor. Sonrasında da kullanmadan önce geceden bekletmek tavsiye ediliyor. (Bu kadar uğraştan sonra, neyse ki hamurun yarısı tart için yetiyor ve geri kalanını da derin dondurucuda 1 ay saklayabiliyorsunuz). Sonrasında geçen sefer post ettiğim bademleri çekip güzel bir krema yaptım ve şeftalileri de tepesine koyup fırına verdim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SPurVUZMTPI/AAAAAAAAAGY/0-uJ7O_7oEQ/s1600-h/tart.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SPurVUZMTPI/AAAAAAAAAGY/0-uJ7O_7oEQ/s320/tart.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258985372625161458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tabi bu kadarla da kalmadı, ünlü Fransız pastane spesyallerinden Brioche'u da denedim. Brioche'u içerisinde krema ve üzüm olan roll şeklinde yaptım. Sevgilim özellikle buna bayıldı! İçerisindeki pasta kreması gerçekten harika bir krema fakat 5 tane yumurta sarısı istiyor. Geri kalan beyazlarıyla da aklıma macaron yapmak geldi. Maalesef her şey müthiş başarılı olamıyor, tıpkı benim macaron deneyim gibi, çünkü yumurta beyazını kar haline getirip sönmesine izin vermeden bademli malzemeyi eklemek gerekiyor ki asıl marifet burada. İşte o asıl marifet kısmını başaramadım ve karışım söndü. Her şey çöpe gitti (ki o fotoğraftaki bademlerin çoğunu da bunun için kullanmıştım aslında).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brioche'a geri dönersek, ki fotoğraflarını aşağıda bulabilirsiniz, gerçekten harika bir şey. Fakat yukarıda anlattığım hiç bir tarifi sürekli yememek gerek çünkü bu hamurun içinde tamı tamına 350 gr tereyağı ve 5 yumurta var. Dediğinizi duyar gibiyim: "O kadar tereyağını bana sürsen ben bile lezzetlli olurum!".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SPuuFqkwSJI/AAAAAAAAAGg/T4-T0zb2Pzc/s1600-h/brioche1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SPuuFqkwSJI/AAAAAAAAAGg/T4-T0zb2Pzc/s320/brioche1.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258988402236213394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;(Brioche Hamurundan üzümlü roll'lar - fırından önce)&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SPuueD732oI/AAAAAAAAAGo/lR60Zs5UeIo/s1600-h/brioche.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SPuueD732oI/AAAAAAAAAGo/lR60Zs5UeIo/s320/brioche.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5258988821360925314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;(Brioche'umuz yenmeye hazır!)&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Şimdi aklımda o kitaptaki tarifleri denedikten sonra Paris'e tekrar gitmek ve adı geçen boulangerie-patisserie'lerde aynıları tadıp karşılaştırmak var. Bakalım hangi bahara!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6376168957583017344?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6376168957583017344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6376168957583017344' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6376168957583017344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6376168957583017344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/10/hamaratlm-tuttu.html' title='Hamaratlığım Tuttu!'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SPurVUZMTPI/AAAAAAAAAGY/0-uJ7O_7oEQ/s72-c/tart.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-2026576505770636349</id><published>2008-10-08T22:51:00.000+03:00</published><updated>2008-10-08T22:52:06.542+03:00</updated><title type='text'>Gelecek Hafta Bu Blogda</title><content type='html'>&lt;div style="MARGIN: 0px auto 10px; TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SO0PZY9Nz1I/AAAAAAAAAGQ/II5SeZ13fQw/s1600-h/DSCN1730.JPG"&gt;&lt;img alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SO0PZY9Nz1I/AAAAAAAAAGQ/II5SeZ13fQw/s320/DSCN1730.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;Bekleyin, çok yakında...&lt;div style='clear:both; text-align:CENTER'&gt;&lt;a href='http://picasa.google.com/blogger/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-2026576505770636349?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/2026576505770636349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=2026576505770636349' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2026576505770636349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2026576505770636349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/10/gelecek-hafta-bu-blogda.html' title='Gelecek Hafta Bu Blogda'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SO0PZY9Nz1I/AAAAAAAAAGQ/II5SeZ13fQw/s72-c/DSCN1730.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1369334192020675026</id><published>2008-10-08T21:33:00.009+03:00</published><updated>2009-01-02T23:42:37.746+02:00</updated><title type='text'>Gri Londra</title><content type='html'>Gidip de Londra’ya hayranlık duymayan olmamış, övgüyle bahsetmeyen bulunmamış olduğundan şehirle ilgili çok fazla beklentimiz vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehre ilk indiğimizde gördüğümüz kahverengi akan bir Thames nehri üzerinde birbiriyle tamamen alakasız köprülerin bulunduğu, binaların birbiriyle alakasının olmadığı koyu gri bulutlarla kaplı bir manzaraydı. Londra’nın havası genelde hep bu şekilde bulutluymuş. Bizim Temmuz’daki tatilimiz boyunca da sadece sonuncu gün güneş göründü.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SO0NQss05aI/AAAAAAAAAGI/xNHWJc8dFIE/s1600-h/collage5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SO0NQss05aI/AAAAAAAAAGI/xNHWJc8dFIE/s320/collage5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254870920739480994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirle ilgili olarak ilk söylenebilecek şey gerçekten çok pahalı oluşu. Gerçekten. Hatta kısaca şöyle bir örnek vereyim, tek seferlik bir metro bileti 4£, yani Türk Lirasına çevrilince 10YTL!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra hiç Avrupa şehri gibi değildi, daha ziyade gri kasvetli bulutlar içerisinde koşuşturarak giden bir sürü insanın yaşadığı, Avrupa dinginliğinin olmadığı başka bir kıtaya ait bir şehir gibiydi. Zaten sanırım İstanbul'luların bu şehri çok sevmesinin nedeni de bu: şehrin temposu tıpkı İstanbul gibi hızlı. Yapacak o kadar çok aktivite var ki! Örneğin biz zamanımızın büyük bir kısmını Tate Modern Museum'da geçirdik (bir de tabi sürekli kolleksiyonuna giriş de ücretsizdi). Üstelik saatbaşı ücretsiz turları var, bir hoca geliyor ve size anlatarak tabloları gezdiriyor. O kadar fark ediyor ki! Eğer Tate'e giderseniz Guided tur'lara katılın derim (ücretsiz demiş miydim?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SO0C0CAzE1I/AAAAAAAAAGA/d0SfS1bpWUs/s1600-h/collage4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SO0C0CAzE1I/AAAAAAAAAGA/d0SfS1bpWUs/s320/collage4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254859433127908178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dışında bir akşam paracıklarımıza kıydık ve Wicked müzikaline gittik. Londra'ya giderseniz müzikallerden birini seçin ve gidin... Gidin ki bizim burada izlediklerimizin kaçıncı sınıf prodüksiyonlar olduğunu gözleriniz görsün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SO0A6JsNdYI/AAAAAAAAAF4/bW90v6EOZEk/s1600-h/DSCN1612.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SO0A6JsNdYI/AAAAAAAAAF4/bW90v6EOZEk/s320/DSCN1612.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254857339245000066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra yaşayan bir şehir, o yüzden eğer giderseniz siz de orayı yaşayın, müzelerde takılıp kalmayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1369334192020675026?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1369334192020675026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1369334192020675026' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1369334192020675026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1369334192020675026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/10/gri-londra.html' title='Gri Londra'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SO0NQss05aI/AAAAAAAAAGI/xNHWJc8dFIE/s72-c/collage5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1248343872784595999</id><published>2008-09-16T15:51:00.006+03:00</published><updated>2009-01-03T00:07:39.839+02:00</updated><title type='text'>Amsterdam: Şaşırtan Başkent</title><content type='html'>Rotamıza öylesine Amsterdam’ı eklemiştik. Şehir hakkında herkesin bildiği standart bilgiler dışında pek bir fikrimiz yoktu. Peki neydi bu standart bilgiler? Şehrin kanalları, kadınların pencerelerde kendi vücutlarını sergileyerek müşteri çektiği “Red Light” caddesi ve hafif uyuşturucuların serbest olarak satıldığı “coffee shop”lar bulunması…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ilk dakikada anladım ki Amsterdam’a hep birlikte çok haksızlık etmişiz. İlk olarak kaldığımız otelden başlayayım: Gecesi 75€’ya Vondel Park denilen yemyeşil bir parkın dibinde bahçe katında güzel bir odada kaldık. Otelin adı Atlas Hotel ve eğer “illa şehir merkezine yakın olmak istiyorum” demezseniz şiddetle burayı tavsiye ederim. İlk sabah otelden kiraladığımız bisikletlerle şehri dolaştık ve tek yorumum şu: “Aman Allah’ım, bu ne harika bir şey!”. Tüm şehir çoluk çocuk bisikletlerin üzerinde ve trafik bisikletliler üzerine kurulu. Her caddede bisiklet yolu var ve genci yaşlısı, fakiri zengini bisikletle gidip geliyor. Tüm şehirde bisikletle dolaşırken İstanbul’da yaşıyor olmam nedeniyle yapamadığım şeyler geçti aklımdan: Bisikletle ulaşım sağlamak, deniz kenarında olmamıza rağmen denize girememek, spor yapacak yeşil alan bulmak için 30 km yol gitmek zorunda kalmak…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SM-uZdma4LI/AAAAAAAAAFo/yT_XeemrtXg/s1600-h/collage2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SM-uZdma4LI/AAAAAAAAAFo/yT_XeemrtXg/s320/collage2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246603843375653042" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilimle bisikletlerimize atladık ve şehirde dolaştık, üstelik alışverişimizi yapmayı da ihmal etmedik! Tabi bisikletlerin çalınma oranının yüksek olduğu bir ülkede bisikletleri kaptırmamak için her seferinde güzelce kilitledik ve alışverişten her dönüşte bisikletleri yerinde bulup derin bir “Ohh!” çektik. Böyle bir şehirde yaşamayı ve araba derdim olmamasını çok isterdim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür güzel yerler görünce kendi şehrimin pespayeliği gözüme daha çok batıyor, kendimize güzel yaşam alanları yaratamadığımız için ve hayat kalitemizin düşüklüğü yüzünden üzülüyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amsterdam denilen şehrin her tarafı kanal dolu ve kanalların kenarlarında da güzel evler var. Bu evler arasında burada fotoğraflarını gördüğünüz iki tanesi önemli: Birincisi, kanal üzerindeki en küçük ev ünvanını taşıyor, o yüzden ancak dikkatle bakarsanız fark edebilirsiniz. Onun içinde nasıl yaşanır hiçbir fikrim yok! Diğeri ise nedense yana doğru yatmaya başlamış bir binanın diğerine siyah bir panelle tutturulması. İçeride yaşarken bu yamukluğu hissediyorlar mı acaba? Düşünsenize eşyalar bir yerden diğerine kaysa… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dışında standart turistik yerleri görmeye de çalıştık ama inanmazsınız, Red Light’ı bulamadık! Koca şehrin en çok bahsedilen aktivitesini bir türlü bulamadık ve sormaya utandığımız için birilerine de soramadık, bir süre dolaştıktan sonra pes edip otelimize döndük, sevgilim acayip sinir oldu (nedense!). Sonraki sabah hırs yaptık, bu sefer elimizde haritalarımızla tekrar arandık ve birkaç selülitli kadın gördükten sonra kanal gezisine katılmak için Red Light’tan ayrıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SM-u7x4jNbI/AAAAAAAAAFw/XsN_p6-bCYU/s1600-h/collage3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SM-u7x4jNbI/AAAAAAAAAFw/XsN_p6-bCYU/s320/collage3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5246604432935957938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amsterdam’da sadece iki gün kalabildiğimiz için çok fazla gezemedik ama eğer giderseniz tavsiyelerim şunlardır: Tüm şehri bisikletle gezin, bir kanal gezisine katılın, kendinize güzel bir lale soğanı alın, Vondel Park’ta yürüyüş yapın/bisiklete binin ve boşuna güneşli bir günün hayalini kurmayın, çünkü her gün yağmurlu!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1248343872784595999?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1248343872784595999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1248343872784595999' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1248343872784595999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1248343872784595999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/09/amsterdam-artan-bakent.html' title='Amsterdam: Şaşırtan Başkent'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SM-uZdma4LI/AAAAAAAAAFo/yT_XeemrtXg/s72-c/collage2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-2501396812325201379</id><published>2008-09-07T23:00:00.004+03:00</published><updated>2008-09-07T23:52:11.244+03:00</updated><title type='text'>Balayı Anıları ya da Those were the days part 1</title><content type='html'>İki senedir tatile çıkamadığımız için nikahtan sonraki tatilimiz bol gezmeli görmeli olsun istedik, o yüzden kendimize Paris, Amsterdam ve Londra rotasını çizdik. İlk ayak olan Paris'e benim ikinci gidişimdi ama Fransızlar ne kadar ukala olsalar da yine de Paris'te dolaşmayı özlediğimi fark ettim.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Standart turist mekanlarını gezdik: Louvre Müzesi, Şanzelize, Eiffel Kulesi, Notre Dame, Moulin Rouge, Ressamlar Tepesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SMQ9hNryz-I/AAAAAAAAAFY/keEu9WgGcyU/s1600-h/collage.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SMQ9hNryz-I/AAAAAAAAAFY/keEu9WgGcyU/s320/collage.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243383506984423394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Onun dışında standart dışı yollara saptık: St.Michel ve St. Germain, Sorbonne, Lüksemburg Bahçeleri... (Tamam, kimsenin bilmediği acayip yerler değiller elbette ama yukardakilerden daha farklılar- o kesin). Özellikle St. Michel tarafları süperdi, ufak kafelerle tam o Paris denince akla gelen sıra sıra ufak kafelerin ve farklı dükkanların olduğu bir yer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gezinin olmazsa olmaz ayağı için tabi ki La Fayette'e gittik,ve sonrasında da etrafındaki bilimum Zara (sanki Türkiye'de yokmuş gibi) ve H&amp;amp;M'ler (neyse, en azından bu yok)  ve ev aksasurarı mağazalarını gezdik gezdiiik. (Zaten gelir gelmez bavulları odaya koyup çıktıktan sonra ilk adım attığımız dükkanın Habitat olduğu gezinin amacı nedir ki?). O taraflara yürürken Opera yakınlarında harika bir çay dükkanına rastladık. Gidenler kesinlikle uğraması için yazıyorum, adı &lt;a href="http://www.empiredesthes.fr/fr/"&gt;L'Empire des Thes&lt;/a&gt;. Sadece aromalı çay satan  bu dükkandan çok güzel çaylar aldık, denedik ve bayıldık! Onun dışında biz St. Germain'deki kitapçılara bayıldık. Resimli referans kitapları o kadar ucuzdu ki ağırlık yapmasalar çantaları tepeleme kitap doldurup dönecektik. Ben bir de ek olarak gördüğüm tüm Sephora'lara -sanki hepsinde aynı şeyler satılmıyormuş gibi- daldım, parfüm kokusu mu cezbediyor nedir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SMQ-i04rfdI/AAAAAAAAAFg/PYzKNr1wj6s/s1600-h/collage1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SMQ-i04rfdI/AAAAAAAAAFg/PYzKNr1wj6s/s320/collage1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5243384634198949330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Paris'te asıl önemli ve para harcatan aktivitemiz ise her akşam wining&amp;amp;dining modunda Paris'in farklı Brasserielerinde Fransız mutfağını tatmak oldu. Bu vesileyle Fuagra, soğan çorbası gibi güzide yemekleri öğrendik... Gittiğinizde gözünüze kestirdiğiniz ya da daha iyisi Michelin Guide'da tavsiye edilen bir restoranda bunları deneyin, yemeden dönmeyin derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris uzun süre kalınabilecek, yapılması gereken pek çok aktiviteyi barındıran bir şehir. Hakkını verin ve uzun kalın...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-2501396812325201379?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/2501396812325201379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=2501396812325201379' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2501396812325201379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2501396812325201379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/09/balay-anlar-ya-da-those-were-days-part.html' title='Balayı Anıları ya da Those were the days part 1'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SMQ9hNryz-I/AAAAAAAAAFY/keEu9WgGcyU/s72-c/collage.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-8795311726764213014</id><published>2008-08-25T18:33:00.003+03:00</published><updated>2008-08-25T19:09:58.964+03:00</updated><title type='text'>Yeni Sezon Başlıyor!!</title><content type='html'>Mayıs- Ağustos aylarında ara verdiğim günlüğüme yeniden başlıyorum! İlk olarak büyük haberler: Yaklaşık iki ay önce evlendim!! (Fotoğraflar aşağıda)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SLLREPczTyI/AAAAAAAAAFQ/kzOcMcM8g3s/s1600-h/nikah2.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SLLREPczTyI/AAAAAAAAAFQ/kzOcMcM8g3s/s320/nikah2.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238479187382325026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; (Fotoğraflar için not: Hayır, onlar fatura değil, telgraf!)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Uzun zamandır yazamamamın bir nedeni de oydu aslında, hazırlan et derken kendimize (ve hobilerimize) zaman ayıramadık. Neyse ki bitti de kurtulduk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blogu takip edenler bilir, ben pek de evililik delisi bir insan olamadım, eğer iki kişi birbirini seviyorsa devletin araya girmesinin gereksiz olduğunu düşünürüm genelde (tabi evlilik eşlere bazı yasal haklar getiriyor ama eğer ki onun maddi güvencesinin önemi yoksa ve çocuk da yapılmayacaksa evlenmeye de gerek yok gibi geliyor). Bir de bu isteksizliğimin en büyük nedeni zaten iyi giden bir şeyi bozma korkum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik korktuğum başıma gelmedi: İki aydır hayatımda herhangi bir değişikilik hissetmedim. Sadece artık bir şey olsa, sevgilimi sinirlendirmek için "Sen evlenmeden önce hiç böyle yapmazdın" deyip duruyorum. Arada da "kocacımm" diyorum, o da "Biliyor musun kimler kimlere kocacımm diye hitap eder?" diyor kızarak.  Bir de artık daha sık IKEA'ya gidiyoruz çünkü oradan bir dolap alalım dedik, stok sorunları olduğu için dolabın kasasını aldık ama rafları yok, kapaklar eksik... Biz de rezervasyon yaptırdık eksik parçalar için, her hafta ayrı bir parça için arıyorlar, bir tanesi de aynı anda gelmedi! Neyse ki bu hafta da en son olarak dolap kapakları geldi de bu işkenceden kurtulmak üzereyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun dışında nikahtan hemen bir gün sonra 10 günlüğüne Paris, Amsterdam ve Londra'ya balayına gittik. Mükemmel bir geziydi (ki onunla ilgili anılarımızı bir başka blog yazımda bulacaksınız). Hiç bitmesin istedik... Gezide kendimizi ödüllendirdik ve bir çılgınlık yaptık: 21 Eylül'deki Madonna konserine 2 bilet aldık! Bizsiz tur olmaz dedik, Madonna asla buralara gelmez dedik ve de bunu görmemiz lazım dedik, paramıza kıydık. Turun ilk performansından fotoğraflar görünce iyi yapmışız dedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada evlenmek gerçekten zorlu bir süreçmiş, hele ki bizim gibi özelleştirme delisi insanlar için... Standart davetiyeleri beğenmedik, standart nikah şekerlerini istemedik ve her şey o kadar uzun ve yorucu oldu ki. Kendi davetiye tasarımımızı yaptık, bastıracak yer bulana kadar akla karayı seçtik, en sonunda Cevizlibağ'a kadar gittik, konsepte uygun olsun diye nikah şekerlerini uyumlu yapalım dedik, en az 5000 adet basarsak yaparız diyen yerlerle karşılaştık. Uzun ve zorlu arama süreci neyse ki sonuç verdi de dallı güllü, bol kalpli temalardan uzakta, esprili birşeyler olabildi. Akıllara zarar bir stüdyo çekimine girdik... Fotoğraflar nasıl olsa berbat diye düşündüğümüz için ancak gidip geçen hafta aldık. Bizim evimiz vardı, dayalı döşeliydi, ailelerle birlikte çıkıp mobilya, beyaz eşya bakma fasıllarımız da olmadı; düğün de yapmadık, şarkıcı da tutmadık... Sadece tek bir nikah için (o da haftaiçiydi zaten, fazla insan da gelmedi) biz bu kadar uğraştıysak diğerlerini düşünmek bile istemiyorum. İyi ki ailelerimizin ısrarı yüzünden düğün falan yapmamışız... Olayın en basit kısmı nikahta giyeceğim kıyafeti (gelinlik diyorlar) bulmak oldu, girdiğim ikinci mağazadaki 5. kıyafeti alıp çıktım. Üstelik de bence süper oldu. Ayakkabı, maalesef, çok zaman aldı. Hem sevgilimin boyuna yetişebileceğim, hem de rahat olacak bir ayakkabı (üstteki resimlerde altına arkadaşlarımın adını yazarken görünmekte kendisi, acayip bir platformu var) bulmak çok uzun zamanımı aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, bitti gitti... Ama şunu da aktarayım, Devletim yememiş içmemiş anında soyadımı değiştirmiş: Artık babamın malı değil, kocamın malıyım resmi olarak!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-8795311726764213014?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/8795311726764213014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=8795311726764213014' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8795311726764213014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8795311726764213014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/08/yeni-sezon-balyor.html' title='Yeni Sezon Başlıyor!!'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_uKckmERvzsY/SLLREPczTyI/AAAAAAAAAFQ/kzOcMcM8g3s/s72-c/nikah2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-7778139941401363720</id><published>2008-04-26T10:54:00.007+03:00</published><updated>2008-04-26T11:17:29.193+03:00</updated><title type='text'>Evde</title><content type='html'>Ben gecemi gündüzüme katıp çalışmaya başlamazdan önce evle ilgili projelerimizi gerçekleştirmiştik sevgilimle neyse ki... Bir kaç güzel haftasonu Ikea'da, şurada burada dolaştık ve  duvarımıza takmak için aşağıdaki aldık:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/SBLgeA8he0I/AAAAAAAAAEw/Gp6Wipv8RcA/s1600-h/DSCN1115.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/SBLgeA8he0I/AAAAAAAAAEw/Gp6Wipv8RcA/s320/DSCN1115.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193460126566153026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Akşamları üzerindeki mumları da yakınca ortam o kadar hoş oluyor ki!  Bir de senelerdir aklımda olan bir şey vardı ki Ikea sayesinde onu da gerçekleştirme fırsatımız oldu: Artık mutfakta kendi taze fesleğenim, nanem ve kekiğimi yetiştiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/SBLh6g8he1I/AAAAAAAAAE4/DEppBvjJv2U/s1600-h/DSCN1122.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/SBLh6g8he1I/AAAAAAAAAE4/DEppBvjJv2U/s320/DSCN1122.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193461715704052562" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ortadaki koyu renkli olan fesleğen, farklı bir cinsmiş. En az büyüyen de o oldu. Dün akşam hepsinden biraz katarak çok lezzetli bir kabak yemeği yaptı sevgilim. Yanına da güzel bir&lt;br /&gt;beyaz şarap açtık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki-üç hafta önce sevgilim Culinary Arts'da yemek kurslarına gitti, döndüğünde orada öğrendiği kutuda balığı bana da yaptı, üstüne de tatlı olarak apple cobbler yaptık (Arman Kırım'ın tarifi). Üzgünüm, bizden fotoğraf çıkar, tarif çıkmaz, şimdiden söyleyeyim de sormayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/SBLkGA8he2I/AAAAAAAAAFA/wW8CDKe6Kmc/s1600-h/DSCN1131.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/SBLkGA8he2I/AAAAAAAAAFA/wW8CDKe6Kmc/s320/DSCN1131.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193464112295803746" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/SBLkvQ8he3I/AAAAAAAAAFI/8uUT2XuX-ZM/s1600-h/DSCN1136.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/SBLkvQ8he3I/AAAAAAAAAFI/8uUT2XuX-ZM/s320/DSCN1136.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193464820965407602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraflara baktıkça "Those were the days" diyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-7778139941401363720?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/7778139941401363720/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=7778139941401363720' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7778139941401363720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7778139941401363720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/04/evde.html' title='Evde'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/SBLgeA8he0I/AAAAAAAAAEw/Gp6Wipv8RcA/s72-c/DSCN1115.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1132939747047573813</id><published>2008-03-18T22:41:00.007+02:00</published><updated>2008-03-18T23:25:56.619+02:00</updated><title type='text'>Anadolu Kayak Maratonu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/R-Avv8DogGI/AAAAAAAAAEQ/59fvAq3_zhk/s1600-h/DSCN1092.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/R-Avv8DogGI/AAAAAAAAAEQ/59fvAq3_zhk/s320/DSCN1092.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179192072097792098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sevgilimle birlikte Bolu Gerede'de 1. düzenlenen bu etkinliğe katıldık. En sonunda yakında dayalı olduğu duvardan kök salmaya başlayacak kayaklarımı test etme fırsatı buldum. En sonunda sevgilime kros kayağı öğretme fırsatı buldum. En sonunda mukavemet kayağını sevmiş insanları bir arada görme fırsatı buldum. En sonunda kayak sezonunu açtım (tam da biterken!).&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Yarış pazar günü olacaktı, biz bir gün öncesinden gidip kayakları ayağımıza geçirdik. Sevgilim ilk defa kayakları ayağına geçirecekti. Bol bol düşse de o da çok eğlendi ve bu iki saatlik eğitimin ardından birlikte sonraki gün olacak maratona katılmaya karar verdik. (Bilmeyenlere not: Kayak maratonu = 35 km'lik inişli çıkışlı bir pistte kros kayaklarıyla kayarak geçmek)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki gün sabah erkenden kalktık, yarışmaya hazırlandık ve bir sürü insanla birlikte start çizgisine geldik. Bu insanlardan birinin Estonya Başbakanı olduğunu da hatırlatayım! Koskoca başbakan 35 km'lik kayak maratonuna katıldı!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/R-AwBMDogHI/AAAAAAAAAEY/u4YmxHfkEdU/s1600-h/DSCN1098.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/R-AwBMDogHI/AAAAAAAAAEY/u4YmxHfkEdU/s320/DSCN1098.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179192368450535538" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;İlk olarak, manzara harikaydı. Yol boyunca çam ağaçları içerisinden ilerleyip yayla evlerini geçtik. Temiz havayı ciğerlerimize çektik, acayip yorulduk, acayip susadık ve en sonunda ilk dinlenme istasyonuna geldik. Bol bol sıvı tükettikten sonra daha ileri gitmeyi göze alamadık ve 5. km'den geri döndük! Yani toplamda 10 km kaydık. Sevgilim acemilikten, bense kondisyonsuzluktan iptal olmuştuk zaten... Bu arada meraklısına not, başbakan parkurun tamamını yaklaşık 3,5 saatte tamamlayarak gönlümün başbakanı oldu!&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/R-Ax08DogJI/AAAAAAAAAEo/DVf_VHFkEs4/s1600-h/DSCN1107.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/R-Ax08DogJI/AAAAAAAAAEo/DVf_VHFkEs4/s320/DSCN1107.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179194357020393618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/R-AxS8DogII/AAAAAAAAAEg/MDpuUJYBQEc/s1600-h/DSCN1105.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/R-AxS8DogII/AAAAAAAAAEg/MDpuUJYBQEc/s200/DSCN1105.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179193772904841346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında Finish çizgisini geçtik, madalyalarımızı taktılar ve uzun bir süre oturduk... Dönüş yolunda yorgunluktan kollarımı kıpırdatamasam da o kadar keyif aldım ki şimdi "Hadi!" deseler atlar yine giderdim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayak yapmayı ne kadar özlediğimi kayakları ayağıma geçirip kendimi kara atınca anladım...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1132939747047573813?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1132939747047573813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1132939747047573813' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1132939747047573813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1132939747047573813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/03/anadolu-kayak-maratonu.html' title='Anadolu Kayak Maratonu'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/R-Avv8DogGI/AAAAAAAAAEQ/59fvAq3_zhk/s72-c/DSCN1092.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6775717452830236291</id><published>2008-02-25T10:55:00.003+02:00</published><updated>2009-01-03T00:13:45.152+02:00</updated><title type='text'>Merak</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu aralar pek yazmıyorum, onun yerine düşünmek ve merak etmekle meşgulüm. Liberal bir insan olarak başını kapatan kadınların ne kadar özgürlük sahibi olduğunu merak ediyorum mesela, “türban özgürlüğü” lafının bir oxymoron olup olmadığını merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden kadın özgürlükleri denince Tayip Erdoğan gibi adamların sadece türbanı anladıklarını merak ediyorum. Türban özgürlüğü yayıldıkça benim mini etek özgürlüğümden de bahsedecek mi erkekler diye merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında, kıyafetlere ve simgelere neden bu kadar çok önem verdiğimizi merak ediyorum, birey olamamışlığımızın geri kalmışlığını sürüden olmakla telafi etmeye çalışmanın ne kadar mantıklı olduğunu merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarı baktığımda neden insanların bu kadar sinirli olduğunu merak ediyorum. Erkeklerin ve kadınların arasındaki uçurumun ne zaman kapanacağını merak ediyorum.  Hayatta yapacak bir sürü şey varken insanların neden ölümden sonraki hayata bu kadar kafayı taktıklarını merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetedeki üçüncü sayfa haberlerini görüp kanım donuyor, insanların nasıl bu kadar psikopat olabildiklerini merak ediyorum. Karısını öldürenler, babaannesini bıçaklayanlar, para yüzünden adam katledenler, kadınları kaçırıp tecavüz edip sonrasında geneleve satanlar… Sonra takvime bakıyorum, sene 2008. Zaman geriye doğru mu gidiyor diye merak ediyorum, ama biliyorum geriye gidenler bizleriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta tek amacı iş olan insanları merak ediyorum sonrasında… Yapacak bu kadar şey varken, bu hırsla sadece tek bir şeye odaklanmalarını anlamaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim orada günün her saati su alma sırası olan çeşmenin suyunun şifalı olup olmadığını merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü bindiğimiz Özel Halk Otobüsü şoförünün başka bir aracı sıkıştırıp Polise yakalanmasına rağmen nasıl karşıdakine “Orospi Çocugi, üstüme kırdi!” diyerek ötekine tekme tokat girişebildiğini merak ediyorum. İstanbul’da bu psikopatlığa sahip kaç sürücünün direksiyon salladığını merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman adam yerine konup da vize kuyruklarında rezil olmayacağımızı merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Engin Ardıç’ın Sabah’a geçmesine neden olan paranın miktarını merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okko’daki ekmeklerin bu kadar şahane olabilmesinin sırrını merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların neden birbirlerine karşı dürüst olamadığını merak ediyorum. Sevgilimin hakkımda tam olarak ne düşündüğünü merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dogmalara inanan insanların ne kadar özgür olabileceklerini merak ediyorum. (Özgür olmanın ne kadar umurlarında olduğunu da ayriyeten merak ediyorum). Korkularımızın hayatımızı ne kadar şekillendirdiğini merak ediyorum. Bizim gibi olmayan, bize benzemeyen korkmaktan vazgeçtiğimizde ve birbirimize güvenmeye başladığımızda dünyanın ne kadar farklı olabileceğini hayal ediyorum. (Bu arada ben de kendi hayat standartlarımın değiştirilip başkaları tarafından dayatılan hayatı yaşamak zorunda kalmaktan korkuyorum, ben de karşımdakilere güvenmiyorum…)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet’in web sitesindeki magazin fotoğraflarının altındaki yazıların kim tarafından uydurulduğunu merak ediyorum. Magazin haberlerinin bu kadar yalan olması, diğer haberlerin gerçekliğinden beni şüphe ettiriyor. Merak ediyorum, okuduğumuz haberler ne kadar gerçek?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6775717452830236291?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6775717452830236291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6775717452830236291' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6775717452830236291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6775717452830236291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/02/merak.html' title='Merak'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-7688433094926489918</id><published>2008-02-04T23:41:00.000+02:00</published><updated>2008-02-05T00:25:52.854+02:00</updated><title type='text'>İkinci Değişim Dalgası Tsunamiye Dönüşmeden...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Evdeki eksikliklerimizi tamamlamanın ikinci adımını bu hafta itibariyle başlattık. Perdelerimiz geldi, evimizin çehresi değişti, biz de gaza geldik, uzun süredir aklımızdakileri almak için Pazar günü İkea'ya gittik (Evimizin herşeyi kendisi). Bir önceki gün hazırlık amacıyla Bauhaus'tan Matkap setimizi de aldığımızı söyleyeyim.  Bu şekilde ev alet edevatlarını tamamladık, kıl testereden su terazisine gereken her şey haftasonu ek iş olarak ustalık yapma ihtimalimize karşı elimizin altında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığımız rafları eve gelir gelmez monte etmeye başladık. Ölçtük, deldik, taktık... Evimizi değiştirdik, güzelleştirdik. Her şey el emeği göz nuru oldu. Bu akşam da aldığımız lambayı takalım istemiştim. Sevgilimi merdivenlere tırmandırdım, monte ettirdim, uğraştırdım ve bitince labmayı açmak için anahtara elimi uzatmamla ÇAAAT diye bir sesle birlikte sigortaların atması bir oldu. Kısadevre. Biz de elektrik mühendisiyiz aslen (hem sevgilim hem ben). Açma kapama anahtarı sizlere ömür, açtık baktık, anathar eriyip yapışmış. Arka oda ışıksız kaldı, hevesimiz de kursağımızda kaldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep böyle oldu bu evde. Bir yerden yapıyorsak bir yerden yıkıyoruz. Açma anahtarından önce de çamaşır makinesine çamaşır koymak için eğilmemle arkadaki dolap kapağına oturmak suretiyle dolap kapağını kırdım.  (Sevgilim hala söyleniyor  nasıl fark etmezsin de koca kapağın üstüne oturursun diye). Termosifon patladı,  elektrikler çalışmadı derken ben evimi sevgiyle ve heyecanla anlattıkça nazara geldiğini düşünmeye başladım (Bilim ve akıl yolundan kısa bir süreliğine saptım, az sonra geri döneceğim modu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter artık, yapalım da herşeyini kurtulalım yahu! Eğer ki böyle devam ederse alışkanlık yapacak, kendi tamirat dükkanımızı açacağız! (İşverene Not: Temiz çalışırız)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimize yüzümüze daha fazla bulaştırmadan bitirdiğimizde fotoğrafları göndereceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf deyince, uzun süredir doğru düzgü fotoğraf çekmedim, Japon genlerim geri dönsün lütfen...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-7688433094926489918?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/7688433094926489918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=7688433094926489918' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7688433094926489918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7688433094926489918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/02/ikinci-deiim-dalgas-tsunamiye-dnmeden.html' title='İkinci Değişim Dalgası Tsunamiye Dönüşmeden...'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5338623705147431095</id><published>2008-01-23T10:43:00.000+02:00</published><updated>2008-01-23T11:01:22.356+02:00</updated><title type='text'>Blogumu İhmal Ediyorum...</title><content type='html'>Blogumu aslında yazacak çok şey olmasına rağmen bu aralar ihmal ediyorum çünkü bu aralar akşamları eve gelince yapacak çok şey var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak televizyon alacağız ve o yüzden evdeki dolapların şeklini değiştireceğiz, dolap içindeki gereksiz eşyaları boşaltıp dolabı diğer odaya taşımamaz gerekiyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi haftasonu misafir gelme olasılığı ve hijneik gereklilikler nedeniyle temizlik yapmamız gerekiyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncüsü evdeki perdeleri artık yaptırmalydık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncüsü, eksik eşyaları tamamlayalım ve evin açılışını yapalım istiyoruz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken bir beşincisi geçen akşam elektrikli termosifonumuzun kazanının patlamasıyla listeye eklendi! Ne yapacağımızı şaşırdık... Neyse ki işten izin alarak 1 gün içerisinde eskiyi atıp yeniyi aldık ama banyo rezik durumda ve temnizliğe biraz daha fazla zaman ayırmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası, temizlik, perdeler, eşya taşıma, ev düzenleme derken bırakın blogu akşamları bilgisayara bile dokunamıyorum!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu evi bir düzene sokana kadar böyle idare edeceğiz artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Ama projelerimiz bitince evimiz bir acayip olacak)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5338623705147431095?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5338623705147431095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5338623705147431095' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5338623705147431095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5338623705147431095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/01/blogumu-ihmal-ediyorum.html' title='Blogumu İhmal Ediyorum...'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1039961370903813575</id><published>2008-01-04T16:52:00.000+02:00</published><updated>2008-01-04T17:36:42.906+02:00</updated><title type='text'>Aralık 2007</title><content type='html'>Aralık ayı yıl içerisinde en yoğun (ve de en parasız olduğum) zaman. Ama bu aralık ayı hayatımdaki değişikliklerle birlikte daha da yoğun geçti. Burada kısaca 2007 Aralığımı yazacağım ki 28 yaşıma ne koşullarda girdiğimi sonrasında hatırlayayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Aralık, kendim için bir doğumgünü istedim. Arkadaşlarımı, uzun süredir göremediklerimi, sık sık görüşemediklerimi, tanıdığım ama pek birlikte bir şey yapma fırsatı bulamadıklarımı, seneler önce kopmuş olduklarımı bir arada görmek istedim. Herkesle birlikte hoplamak, zıplamak istedim. Bu duygular içerisinde Facebook'ta arkadaş listemdeki herkesi davet ettim. Yaklaşık 15 kişi geldi. Organizasyon güzeldi ve de ben de çok eğlendim. Doğumgünü pastamsa harikaydı! (Resimleri daha sonra ekleyeceğim, söz!). Mekanı saat 2,5'te garsonlarla birlikte kapatarak evimize döndük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akabinde, pazartesi günü yeni işime başladım. İş değiştirmek zor bir süreç, her ne kadar kolay uyum sağlayabilen bir insan olsam da alışmak yine de zaman oluyor.  Bir sürü insanla tanıştım, kısa süre içerisinde bir sürü insanın yüzünü ve ismini aklımda tutmaya çalıştım. Aynı akşam sevgilim yemek kursuna gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/R35K3O54aUI/AAAAAAAAAEA/LE9ojIGO6fA/s1600-h/msa.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/R35K3O54aUI/AAAAAAAAAEA/LE9ojIGO6fA/s320/msa.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5151637336512555330" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.msa.tc/"&gt;Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi'nde&lt;/a&gt; İtalyan Yemekleri kursu'nda pane et, salata, risotto ve parfe yapmışlar. Yapılanları paketleyip eve getirdi. Bir gün sonrası ise benim doğumgünümdü. Doğumgünümde yukarıda saydıklarımı afiyetle yedik. Özellikle parfe o kadar güzel olmuştu ki, şu satırları yazarken dahi ağzım sulandı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki haftasonu (15 Aralık oluyor) başka bir arkadaşın doğumgünü için çıktık, sonra 19'unda başka bir arkadaşımın doğumgünü vardı. Arifeye denk gelen bu doğumgününde rezervasyon yaptırdığımız yer kimseler gelmeyince kepenkleri kapattığı için soluğu AuraPera'da aldık. Orada da karaoke gecesiymiş. O gece Beyoğlu'nda nedense in cin top oynuyordu ve bu mekanda da bizim dışımızda sadece bir çift vardı. Onlar da erkenden gidince koca kat sadece bize kaldı. Bağıra bağıra şarkı söyledik.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/R35PxO54aVI/AAAAAAAAAEI/K3rCjoti4Vw/s1600-h/kareoke.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/R35PxO54aVI/AAAAAAAAAEI/K3rCjoti4Vw/s320/kareoke.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5151642730991479122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mikrofon tutmak harika bir şeymiş, bir kez daha hatırladım! İçimdeki star küllerinden yeniden doğdu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden bir hafta sonra sevgilim de iş değiştirdi. Ailecek 2008'de beyaz sayfa açtık yani anlayacağınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, cuma akşamı başka bir arkadaşımın doğumgünü vardı. O Bebek'teydi ve bize biraz fazlaca uzak olduğu için maalesef fazlaca uzun süre kalamadık. Bu doğumgününden sonra artık yay burcundan arkadaşa sahip olma kotamı doldurduğumu düşünüyorum. Bir ay içerisinde daha fazla doğumgününe gidebileceğimi sanmıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda ise aralığın en son gecesinde güzel bir ev partisiyle 2008'e girmiş olduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım bu kadar eğlenceden sonra 2008 bana (ve de hepimize) şans ve mutluluk getirir. Hoş gerçi, ilk sinyal pek iç açıcı değildi: bu sene de amorti bile çıkmadı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra bu kadar fazla ara vermemek ümidiyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1039961370903813575?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1039961370903813575/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1039961370903813575' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1039961370903813575'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1039961370903813575'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2008/01/aralk-2007.html' title='Aralık 2007'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/R35K3O54aUI/AAAAAAAAAEA/LE9ojIGO6fA/s72-c/msa.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-601397611392635807</id><published>2007-11-26T23:33:00.000+02:00</published><updated>2007-11-27T00:21:24.072+02:00</updated><title type='text'>Boş Vakitte Öteki Dünyalar</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçenlerde sevgilimle Dailymotion'da gezerken "Queer as Folk" diye bir diziye rastladık. Kendisi 2000 yapımı bir Amerikan dizisi. Tanıtmak için kısaca şöyle diyebiliriz: Sex &amp;amp; The City'nin gay alemindeki yansıması. 4 erkeğin başından geçenleri aynen Sex &amp;amp; The City çıplaklığıyla anlatıyor. Tabi sevişenler erkek olunca biraz garip görünüyor ama Carrie, Miranda, Samantha ve Charlotte özlemimi Michael, Emit, Brian ve Ted'le geçirebiliyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Türk gelenek, görenekleriyle aile yapısını tartışadururken, adamlar diğer hayatlarla ilgili dizileri televizyonda bundan yedi sene önce gösterebilmişler. Bu dizinin bir Türk kanalında yayınlanmasının RTÜK nedeniyle söz konusu olmamasını bir kenara bırakırsak, yayınlansaydı da herhalde kanalı kundaklarlardı diye düşündüm ve üzüldüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim dizide bulduğum eğlenceyi göremeyen ve izlediklerinden dolayı kendini rahatsız ve tehdit altında hissedecek çok fazla insan olmasından dolayı üzülüyorum. Farklılıkları kendi elimizle yok ediyormuşuz gibi geliyor. Bazı renkleri resimden siliyormuşuz gibi geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela, geçenlerde hani şu tüm bilgisayar mühendislerine öğretilen Turing makinalarının yaratıcısı Alan Turing var ya, onun hayatını okudum. Adam eşcinselmiş. Ammavelakin, onun yaşadığı zamanda eşcinsellik İngiltere'de suçmuş (Bu arada tarih de 1950'lerin sonu, yani 20. yüzyıl!). Evine giren bir hırsızı ihbar ettiğinde eşcinsel olduğu ortaya çıkıyor ve o da mahkemede kendini "Ben yaptığımın yanlış bir şey olmadığını düşünüyorum" diye savunuyor ve sonuç tabi ki suçlu olduğu yönünde. Peki o zamanlar için nedir İngiltere'de eşcinselliğin suçu? Burada iki seçenek var: Ya hapse girip paşa paşa hapiste yatacaksın ya da bir sene boyunca östrojen iğnesi alacaksın. Alan Turing ikinci yolu seçiyor ve iğneleri yemeye başlıyor. Sonuçsa çok kötü: hormonal değişimi kaldıramayan bir bünye ve sonrasında siyanürlü elma ile intihar (Hatta bazıları Apple'ın logosunun da buradan geldiğini söylerler ancak burası kesin değil). Başkalarının normal olanı belirlemesi yüzünden ziyan olan muhteşem bir beyin... Tablodan silinen bir renk... Eksik bir dünya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada yaşanan başka hayatlardan haberdar olmayı seviyorum, kendi yaşamadığım her hayata merak duyuyorum, farklılıkların dünyayı güzelleştirdiğine inanıyorum ve başkalarının yaşadığı hayatlar -tabi ki benim kişisel haklarımı ihlal etmiyorsa- beni rahatsız etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden birbirimizi sadece insan olarak göremiyoruz ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Meraklısına not: Dailymotion.com'da dizinin adını aratınca ilk sezon bölümlerini bulabilirsiniz. Bir bakın derim)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-601397611392635807?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/601397611392635807/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=601397611392635807' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/601397611392635807'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/601397611392635807'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/11/bo-vakitte-teki-dnyalar.html' title='Boş Vakitte Öteki Dünyalar'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5226037488695505532</id><published>2007-11-21T14:27:00.000+02:00</published><updated>2007-11-21T21:53:30.397+02:00</updated><title type='text'>Çavdar Tarlası</title><content type='html'>Geçen hafta boyunca evde, bademciklerim şişmiş ve boynum tutulmuş bir şekilde yattım. Sürekli üşüdüğüm için yataktan bile çıkmadım. Ama bu sırada da boş durmayıp, su çok konuşulan "Catcher in The Rye", yani Çavdar Tarlasındaki Çocuklar kitabını okudum. Kitap ilginç olmasına çok ilginç, Holden denilen kahramanın başına ne geleceğini merak ettirtip okutuyor. Adamın her şeyden nefret etmesi, her şeye kıl olmasına o kadar hak veriyorsunuz. Yazım tarzı argoya kaçan, konudan konuya atlayan farklı bir tarz. Ama yine de nedir bu romanı bu kadar da ünlü yapan, her Amerika'daki her lisede okutturtan, onu anlayamadım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de, eğer ki siz de hasta olup da vakit geçirmek için birşeyler arıyorsanız, tavsiye ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5226037488695505532?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5226037488695505532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5226037488695505532' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5226037488695505532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5226037488695505532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/11/avdar-tarlas.html' title='Çavdar Tarlası'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6028598816933549765</id><published>2007-11-14T20:12:00.000+02:00</published><updated>2007-11-14T20:29:59.062+02:00</updated><title type='text'>Bu Aralar Kafamın İçinde Dönüp Dönüp Duran Şey</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;object height="329" width="400"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/xOptoRSySTQ&amp;amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/xOptoRSySTQ&amp;amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="329" width="400"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;İçimden sürekli bu şarkıyı söyleyip bu sahneyi görüyorum. Zamanında Marilyn Monroe'ya sesinin güzel olmadığını düşündükleri için başkasının şarkıları söylemesini, onun da lip-sync yapmasını teklif ettiklerini biliyor muydunuz? Bence bu kadının çok çekici bir sesi var...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6028598816933549765?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6028598816933549765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6028598816933549765' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6028598816933549765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6028598816933549765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/11/bu-aralar-kafamn-iinde-dnp-dnp-duran-ey.html' title='Bu Aralar Kafamın İçinde Dönüp Dönüp Duran Şey'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-3979555803427390909</id><published>2007-11-01T10:55:00.000+02:00</published><updated>2007-11-01T10:58:57.123+02:00</updated><title type='text'>Zaman</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RymU5xMoYSI/AAAAAAAAAD4/c_3URgoD25k/s1600-h/Time.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RymU5xMoYSI/AAAAAAAAAD4/c_3URgoD25k/s320/Time.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5127793370917789986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;Zaman insana kötü bir uyuşturucu etki yapıyor: insanı hissizleştiriyor, onu alıştırıyor. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Geçenlerde TEM’de giderken yol kenarında bir karaltı gördüm. Karaltıya yaklaşınca anladım ki o bir hayvan cesedi ve öyle bir çarpılmış ki kafası bile görülmüyor. Etrafında leşini deşen kargalar ve az ileriye düşmüş kopmuş bir bacağı da manzarada görünce midem bulandı, kusacak gibi oldum. Manzara bir süreliğine gözümün önünden gitmedi. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;Sonraki günler de aynı yoldan geçtim, aynı leşi orada yatarken gördüm. Ve gittikçe alıştım, alıştıkça rahatsız etmez oldu beni. O zaman anladım ki insanlar bu yüzden savaşabiliyor, bu yüzden başkalarını öldürebiliyor. Bir zaman sonra olağanlaşıyor trajediler, gözyaşları akmaz oluyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Zamanla kalplerimiz taşlaşıyor, hislerimiz nasır bağlıyor, gözlerimiz bakmaz oluyor. Sanırım yaşlanmanın en kötü sonucu bu...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-3979555803427390909?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/3979555803427390909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=3979555803427390909' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3979555803427390909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3979555803427390909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/11/zaman.html' title='Zaman'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RymU5xMoYSI/AAAAAAAAAD4/c_3URgoD25k/s72-c/Time.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-824262469887199102</id><published>2007-10-24T17:23:00.000+03:00</published><updated>2007-10-24T17:46:11.472+03:00</updated><title type='text'>Vizyon = ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/Rx9aa6npzlI/AAAAAAAAADw/OYfAyVECIQU/s1600-h/vizyon.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/Rx9aa6npzlI/AAAAAAAAADw/OYfAyVECIQU/s320/vizyon.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5124914319429586514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Okuduğum kitapta demiş ki bütün büyük şirketlerin yola çıkarken bir vizyonu vardır. Örneğin Microsoft'unki bir gün her evde bir bilgisayar olmasıymış. Diyor ki kitap, birey için de vizyon sahibi olmak önemli. Bir çok çalışan işyerinde mutsuzmuş çünkü bir vizyonu olmadığı için yaşam amacını sorguluyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine düşündüm ben de... Benim, yani Kiowa'nin nedir amacı? Nedir vizyonu? Çok kocaman bir çerçevede bunu yanıtlayabiliyorum: Mutlu olmak. Son nefesini verirken "Güzel bir hayattı..." diyebilmek. Peki bunu nasıl yapacağım? Ben nasıl veya neyle mutlu olacağım? İşte vizyon asıl bunları yanıtlamalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu zaman ne istemediğimi ne istediğimden çok daha iyi biliyorum. Mesela senelerce aynı yerde çalışmak beni korkutuyor. Ama sonuçta ne istersin, hayattaki amacın nedir diye sorulunca yanıtı bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitap okudum ve düşüncelere kapıldım... Şimdi de size soruyorum ki siz de hayatınızı sorgulayın: Sizin vizyonunuz nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada kitabın adını da söyleyeyim:  "Negotiating for Dummies"!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-824262469887199102?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/824262469887199102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=824262469887199102' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/824262469887199102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/824262469887199102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/10/vizyon.html' title='Vizyon = ?'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/Rx9aa6npzlI/AAAAAAAAADw/OYfAyVECIQU/s72-c/vizyon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5132677600623379547</id><published>2007-10-14T17:41:00.000+03:00</published><updated>2007-10-22T12:23:47.423+03:00</updated><title type='text'>Chloe'min Israrı Üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sevgili okul arkadaşım neden nişanladığımı yazmadığımı sordu, onun ricası üzerine nişan hikayemizi anlatıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak, evet nişanlandık! Belki de en sonunda demeliyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için nişanlanmak ya da evlenmek hiç bir zaman çok da önemli olmamıştı çünkü sevgilimin hep yanımda olacağını biliyorum, imza atsak da atmasak da. Eğer ki ileride bizi ayıracak bir şey olursa da sırf imza attı diye yanımda kalsın itemiyorum. Zaten ortak bir hayatımız varken ailelerin işin içine girmesini de gereksiz buluyorum. Tabi ki aileler bu şekilde düşünmüyor. (Kuşak farkı dedikleri de bu zaten). Onlara göre erkekler kadınlarla oynar, sonra evlenmezler. Bir kadın olarak yapman gereken erkekle bir an önce evlenip onu kafeslemektir. O zaman kaçamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaklaşım bana garip gelse de karşılıklı olarak birbirimizi anlayamadığımız için arada çatışma çıkıyor. Aile de yaşça büyük olduğu için hep kendi düşüncesini haklı görüp, onun dışındaki hareketleri saygısızlık olarak yorumluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların benim nişanla ne alakası var derseniz alakası şu: daha ilk günden kavga etmeye başladık. İlk kavga masraflarla ilgiliydi. Bu "nişan" dedikleri olaya ilk olarak "tanışma" adını vermiştik. Sevgilimin ailesi ile benim ailem tanışacaktı. Sevgilim her ne kadar "Bunlar tanışma diyorlar ama yüzük de isterler, yüzük bakmamız gerekli" dese de ben bu tür bir şeye girmek istemediğim için kaçıyordum. Bunlarla ilgili konuşurken dedim ki çiçekti çikolataydı gibi şeylere girmenize gerek yok, boşuna masraf etmeye gerek yok, ufak bir buket çiçek getirin yeter dedim.&lt;br /&gt;Sonrasında bunları aileme anlattığımda babam köpürdü: Bizim gelenek göreneklerimiz varmış da nasıl böyle dermişim de... Kendisinin şekeri olduğunu da hatırlatmak istiyorum, sanki getirilen çikolatayı yiyebilecek. Bu şekilde kavga ede ede en son güne geldik ve olay tamamen kontrolden çıktı, iyice abardı. Sevgilim aradı, "biz takım elbise giyeceğiz, annemler kuaföre gittiler, sizinkiler de kravat taksın, ona göre" dedi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldiklerinde hepsi gran tuvalet, ellerinde kocaman bir buket çiçek, çikolata ve bir tepsi baklava vardı.  Tanışma nişana dönüştü, kız istendi, yüzükler takıldı. Nişan pastası bile vardı ortamda! Hatta pasta kesildi, karşılıklı birbirine yedirildi. Üstüne bana takılar takıldı... Bıraktık, istedikleri gibi oldu. Birileri beni istedi ki işin en aşağılayıcı kısmı buydu. İçimdeki kadın nefret etti, dışımdaki kadın susmaya çalıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok da hoşuma gitmese de güldüm, eğlenmeye çalıştım. Şimdi annemler sanıyor ki istemediğim halde ne kadar da hoşuma gitmiş. Sanıyorlar ki düğün için de böyle bastırırlarsa olacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada yüzüğü o kadar kısa sürede seçtik ki Zara'dan t-shirt seçerken bile daha uzun zaman harcıyoruz. Sevgilim de ben de bu işleri sevmiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben gelenek-görenekten payımı alacağım kadar aldım. Daha fazlasını istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5132677600623379547?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5132677600623379547/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5132677600623379547' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5132677600623379547'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5132677600623379547'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/10/chloemin-israr-zerine.html' title='Chloe&apos;min Israrı Üzerine'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-8043277930118898969</id><published>2007-10-14T17:38:00.000+03:00</published><updated>2007-10-14T17:41:45.044+03:00</updated><title type='text'>İlk Defa</title><content type='html'>İlk defa yazılarımdan birini yayından kaldırdım. Kendi kendine sansür beni henüz yazmaktan alıkoyamasa da yazılarımı çekme noktasına getirebildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat bazen gerçekten tükürdüklerini yalamak olabiliyor!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-8043277930118898969?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/8043277930118898969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=8043277930118898969' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8043277930118898969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8043277930118898969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/10/ilk-defa.html' title='İlk Defa'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-2208770619510219423</id><published>2007-10-14T11:20:00.000+03:00</published><updated>2007-10-14T11:39:10.892+03:00</updated><title type='text'>Trafikte Felsefe</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçenlerde İstanbul trafiğinde araba kullanırken kendimi fark ettim: Önümde aynı şeritte giden bir araba varsa ona yetişmeye çalışıyorum. Hemen aradaki mesafe kapansın istiyorum. Mümkünse sollayıp geçeyim istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben bunu normal hayatımda da yapmaya çalışıyorum!! Her zaman önümdekileri görüp aradaki farkı kapatmak için uğraşıyorum. Benden daha önce yola çıkmış insanları görüp "Keşke daha önce buralarda olsaydım..." diyorum, hızlı ilerleyenlere bakıp ben de hızlanmak istiyorum, çoktan orada olanlara imreniyorum.  Ama herkese yetişmek mümkün değil ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birilerine yetişmeye çalışmak beni yoruyor, ama elimde değil. Trafikte de yoruluyorum, hayatta da... Kendi hızımla hedefe ulaşmak yetmiyor, aynı yolda önümde ilerleyenlerden daha önce gitmiş olmak asıl önemli olan oluyor benim için. İşte o zaman da yolculuğun tüm neşesi kaçıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de hep treni kaçırdığımı hissettiğim içindir bu duygu. Belki yolun bir noktasında "Yeter, ben yokum, ne yaparsanız yapın" diyebileceğim bir noktaya geleceğim. Belki de bu şekilde tüm yaşamım boyunca kendimi tüketeceğim. Bilemiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğim tek şey var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik canavarı değilim, hayat canavarı olmayı da istemiyorum!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-2208770619510219423?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/2208770619510219423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=2208770619510219423' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2208770619510219423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2208770619510219423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/10/trafikte-felsefe.html' title='Trafikte Felsefe'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5431833778517086185</id><published>2007-09-26T15:46:00.000+03:00</published><updated>2007-09-26T15:55:49.744+03:00</updated><title type='text'>Yüzlerin Kitabı vs Anonim Blogculuk</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dündü sanırım, uzaklarda çook sıkıldığından denemeye karar verdim facebook'u. Buraya yazıyor olmama tamamen ters düşen bir şey aslında: orada tamamen kim olduğun biliniyor, gerçek ismini yazmazsan olayın bir esprisi kalmıyor zaten, burada ise bir nick'im var ve onunla var oluyorum. Burada kendimi daha rahat ifade edebilmek için gerçek kimliğimi saklıyorum, orada ise ne yapıyorum, her şey belli... Bilmiyorum, ne kadar severim, ama şimdilik bir süreliğine sıkıntılarımı geçirdiğini söylemeliyim. En azından yanlızlığımı unutturdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya yazmayı bırakacağımı sanmıyorum ama orada da sayfama ufak bir blogcuk koydum, kendi yaşadıklarımı aktaramayacaksam öylece bir sayfaya sahip olmak bana anlamsız geliyor. Ama orası ve burası arasında çok fark var: orada işyerinde çalıştığım insanlar da yazdıklarımı görüyor, burada ise en azından okuyan varsa da ben bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle, benim de kitapta bir yüzüm var ve merak edenleri beklerim efenim..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5431833778517086185?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5431833778517086185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5431833778517086185' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5431833778517086185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5431833778517086185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/09/yzlerin-kitab-vs-anonim-blogculuk.html' title='Yüzlerin Kitabı vs Anonim Blogculuk'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1094898567323475001</id><published>2007-08-31T14:28:00.000+03:00</published><updated>2007-08-31T15:21:30.995+03:00</updated><title type='text'>Uzun Ara, Kısa Özet</title><content type='html'>Taşındım... Harika bir eve ve harika bir semte (en azından kendi bütçem dahilinde).  İlk ayın sonunda evi o kadar benimsedim ki sanki aylardır orada oturuyormuş gibi hissettim. Bir de bu evde kendimi güvende daha güvende hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazamadığım uzun süre boyunca evin içerisindeki eksiklikler için uğraştık seviglimle birlikte. Ikea'ya git gel derken en sonunda içimize sindi... Aklımızda koltukları ve yatak odasını da değiştirmek var ama onlar ileriki zamana (borçlarımızı ödediğimiz zamana demek daha doğru).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte evden fotoğraflar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RtgECNl54pI/AAAAAAAAADg/AeGDBgMdbzU/s1600-h/DSCN0595.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RtgECNl54pI/AAAAAAAAADg/AeGDBgMdbzU/s320/DSCN0595.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104834613679350418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bol yeşillikli balkonumuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RtgEM9l54qI/AAAAAAAAADo/D7-v4JdnkCw/s1600-h/DSCN0612.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RtgEM9l54qI/AAAAAAAAADo/D7-v4JdnkCw/s320/DSCN0612.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104834798362944162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Mutfaktaki  yüksek masa ve bar tabureleri bizim ilavemiz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu arada ufak bir izin alıp İstanbul çevresinde dolaşalım dedik. Veeee yaz boyunca yağmur düşmeyen İstanbul'da yağmur fırtınası bizim izin zamanına denk geldi. Şile ve Ağva gezimiz gökgürültüleri, yıldırımlar ve bol sağanak yağmur altında ufak çaplı bir korku filmine döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısmetimizde bu varmış deyip yeni evimizde paşa paşa oturduk biz de...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1094898567323475001?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1094898567323475001/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1094898567323475001' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1094898567323475001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1094898567323475001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/08/uzun-ara-ksa-zet.html' title='Uzun Ara, Kısa Özet'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RtgECNl54pI/AAAAAAAAADg/AeGDBgMdbzU/s72-c/DSCN0595.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-4178071200101237357</id><published>2007-07-12T12:35:00.001+03:00</published><updated>2007-07-12T12:39:23.267+03:00</updated><title type='text'>Mini Güncelleme</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Uzun süredir yazamamamın nedeni tatilde olmam değil, taşınıyor olmam. En sonunda evimi buldum, aldım, işlerini hallettim ve bu cumartesi taşınmak için nakliyatçılarla anlaştım. 5 senedir yaşadığım bu evdeki son iki günüm artık. İşin güzel tarafı kendi evime taşınıyor olmam, artık kiracı olmamam. Umarım her şey yolunda gider ve yaptığım seçimlerden mutlu olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu işleri hallettikten sonra tekrar görüşmek üzere...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-4178071200101237357?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/4178071200101237357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=4178071200101237357' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4178071200101237357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4178071200101237357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/07/mini-gncelleme.html' title='Mini Güncelleme'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-2121514115427889050</id><published>2007-06-04T16:34:00.000+03:00</published><updated>2007-06-04T22:14:21.066+03:00</updated><title type='text'>Optimizm - Pesimizm</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;Bu sıralar muhabbet işten açılmışken askerden yeni dönen sevgilimin başladığı işi anmadan dosyayı kapatmak istemedim. Tek kelimeyle açıkla deseler seçeceğim tek kelime “iğrenç” olurdu. Biraz daha fazla kelime kullanabilirsin deseler “kölelik düzeninin modern çağa yansıması” olarak tanımlardım. Tüm zamanını 7/24 iş için ayırmasını bekliyorlar. Kendine ait hiç bir boş zamanı olmadan her gün sabah 8:00’den gece 10 – 11’lere kadar çalışıp haftasonları da ameleliğe devam etmesini bekliyorlar... Ben hayatımda bu tür bir beklentiyle karşılaşmadım. Elbette herkes arada sırada fazla mesai yapar, elbette ofiste yetişecek işler birikebilir ama bunun her Allah’ın günü beklenmesi fazlaca aşırı. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;Bu yüzden sevgilimin morali çok bozuk, hayattan zevk alamaz hale geldi. Son zamanlarda sanki yanımda bir hayalet dolaşıyormuş gibi hissediyorum: yanımda ama sadece bedenen. Büyük bir hayal kırıklığına uğradı: Her şeyin düzeleceğini, daha iyi olacağını düşünerek yurt dışındaki işini bırakıp askere geldi, ilk golü uzun dönem çıkmasıyla yedi, kötü bir yerde askerlik yaptı. İçinde hep “2007 benim yılım olacak, 2007’de bu sefer başıma iyi şeyler gelecek” umuduyla askerliği bitirdi ve bu optimizmine rağmen bulduğu tek iş berbat bir şey çıktı. Hala bir sürü yere başvuruyor ve daha önce de bir sürü yere başvurdu ama ne arayan var ne de soran... &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;Üstüne üstlük 27 yaşında olup hayatını tek başına kurmaya çalışma mücadelesi veren ve hala tek bir taşı yerine oturtamamış olan sevgilim, bu tür ihtiyaçları olmayanlar tarafından pesimizmle suçlanıyor... Bu yazının ana çıkış noktası da asıl bu zaten.: Pesimizm. Ben sevgilimin bu seneye ne kadar umutla başladığını biliyorum, ne kadar gayretle iş aradığını da biliyorum. Kaç işe başvurduğunu, kaçından aradıklarını da biliyorum ve şu kanaate vardım: sevgilim kesinlikle pesimist değil! Hatta bütün mutsuzluklarına rağmen karşısındakilere (özellikle de bana) bu mutsuzluğunu yansıtmamak için çok çaba gösteren bir insan. O yüzden kimse onun nasıl bir şey geçirdiğini tam olarak anlayamıyor, o yüzden insanlar onun dertlerini ufakmış gibi algılıyor.&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;Ev arıyoruz, iş arıyoruz, hayatımızı düzene koymaya çalışıyoruz... Hiç biri yolunda gitmiyor. Sonrasında da ailesinin yanında yaşayanlar, zaten çalışmaya ihtiyaç duymayanlar, işini bulmuş keyfi yerinde olanlar, yaşam gailesi olmayanlar, hayatında belirsizlik yaşamayanlar tarafından pesimist olarak görülüyoruz. Ben ki dünyanın en optimist insanıyım, sadece ev bulma işi bile beni mutsuz etti. Herkes oturduğu yerden “Ay siz de ne kadar karamsarsınız canım” derken aklıma ev aramak için yardım talebi attığım bazı arkadaşlarımın mailime yanıt bile vermemesi geldi. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;Umarım hiç kimse kendilerini karamsarlığa sürükleyecek bir sorunla karşılaşmaz ve umarım biz de kısa süre içerisinde bizi mutsuz eden sorunlarımızı çözeriz... &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-2121514115427889050?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/2121514115427889050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=2121514115427889050' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2121514115427889050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2121514115427889050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/06/optimizm-pesimizm.html' title='Optimizm - Pesimizm'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-7563393513654244087</id><published>2007-06-01T19:09:00.000+03:00</published><updated>2007-06-01T19:28:41.230+03:00</updated><title type='text'>Terfi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir önceki iş anıları deneyimimden sonra işle ilgili bir şey yazmamaya karar vermeme rağmen bugünü anlatmak istedim. Buraya yazayım ki daha sonra ben de hatırlayayım istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta terfi ettiğimi öğrendiğimde çok sevindim. Çalışmalarımın başkaları tarafından fark edildiğini ve beğenildiğini gösterdiğini düşündüğüm için gurur duymuş, benim seviyemdekilere araba verdikleri için de heyecan yapmıştım, ta ki bugüne kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün öğrendim ki, neredeyse herkes terfi etmiş zaten! Benim 4 senelik iş deneyiminle aldığım titrin 1 sene çalışmış olanlara verilmesine mi yanayım, yeni titrimin artık hiç bir anlam ifade etmemesine mi yanayım bilemedim. Yani aslına bakarsanız bu şekilde hiç ama hiç kimse terfi etmemiş oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum ve düşündükçe sinirleniyorum birazcık (sonra kendimi sakinleştirip en azından araba var diyorum). Sanırım sinirlenmiş olmamın nedeni bu terfinin başkalarıyla aramda olan farkı kapatacağını düşünmüş olmam ama en sonunda herkesin terfi etmesiyle birlikte aradaki farkın kapanmamış olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstüne, performans değerlendirmesi sırasında dinlemiş olduğum "gözümüzde diğerlerinden çok farklısın, süpersin, yürü, kim tutar seni" geyiklerinin de herkese söylendiği kanaatine varmaya başladım yavaş yavaş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim burada da suyum ısınıyor mu ne...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-7563393513654244087?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/7563393513654244087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=7563393513654244087' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7563393513654244087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/7563393513654244087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/06/terfi.html' title='Terfi'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1649511638505927907</id><published>2007-05-30T09:07:00.000+03:00</published><updated>2007-05-30T09:17:52.641+03:00</updated><title type='text'>10 Günün Özeti</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yazmayalı 10 gün olmuş... Bu arada neler yaptığıma gelince, Ankara'ya gittim geldim, sonra eğitim için Silivri'ye gittim. Ankara'dan  dönüşte otobüs yemeğinden zehirlenmiş olduğumu Silivri'deki Otel'in lavabosuna 10 cm. kala kusmuş olmamdan anlamış bulundum (ben de neden canım hiç bir şey yemek istemiyor diye düşünüyordum). Haftasonunun geri kalan kısmı ve pazartesi günü evde yatış şeklinde geçen bir 10 günün ardından tekrar çalışmaya dün başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi arada salsa kursunu kaçırdım. Kimbilir neler yapmışlardır... Bu arada geçen hafta hocalarımızı dans ederken çektim, işte videoları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="329"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/X7wGAMfX6rA"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/X7wGAMfX6rA" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="400" height="329"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkisi de hem çok yetenekli hem de çok sevimli insanlar. Böyle yetenekli insanları görünce ben de hep çok iyi yaptığım birşeyler olsun isterim, ama yetenek olduğu kadar zaman da ayırmak gerekiyor böyle şeylere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime son bir hatırlatma: Varan'la gidiyorken otobüste dağıtılan yemekleri bir daha yemeyeceğim!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1649511638505927907?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1649511638505927907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1649511638505927907' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1649511638505927907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1649511638505927907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/05/10-gnn-zeti.html' title='10 Günün Özeti'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-9055525292226617880</id><published>2007-05-20T22:01:00.000+03:00</published><updated>2007-05-20T22:15:55.966+03:00</updated><title type='text'>İstanbul'da Kiracı Olmak</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İstanbul'da kiracı olunca insan bir an önce kendi evi olsun istiyor. Bana da öyle oldu. Kiracılıktan iyice bıkınca, "Saçma sapan evlere 1 milyar kira vermektence, 500 daha verip kendi evimde oturayım" dedim artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün bugündür bloga bir şey yazamıyorum zira her boş vaktimi webden ev bakmakla geçiriyorum. Bir sürü ev beğeniyorum ve beğendiklerime bakmaya gidiyorum ve hep hayal kırıklığı: evler fotoğrafta göründükleri gibi hiç değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yepisyeni bir ev alayım diyorum ve hepsi dağ başında veya eski gecekondu mahallelerinde. Evlerin karşısı hep varoş manzarası. Merkezi evlerse hep eski, hep iç içe... Arabalı bir hayata geçmeye karar verdiğim takdirde aslında nerede oturduğumun bir önemi olmuyor elbet, ama onun için de karar vermem gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iş gerçekten çok sıkıcıymış...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-9055525292226617880?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/9055525292226617880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=9055525292226617880' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9055525292226617880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9055525292226617880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/05/istanbulda-kirac-olmak.html' title='İstanbul&apos;da Kiracı Olmak'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-4067555371772590139</id><published>2007-05-02T21:40:00.000+03:00</published><updated>2007-05-02T21:48:12.974+03:00</updated><title type='text'>İstanbul'dan Afiş Manzaraları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yakın zamanda gördüğüm en manasız afişi bu sabah Üsküdar'a inerken gördüm. Üstünde şu yazıyordu: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Küresel Isınmaya Hayır!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Be adam, sen isteden de istemesen de küremiz ısınızyor, çevresel bir mesaj vereceksen küresel ısınmaya neden olan zararlı maddelerden bahsetsene! Sen küresel ısınma istemiyorsun diye dünya ısınmayı mı bırakacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazsaydın bari sera gazlarına hayır diye de bir işe yarasaydı...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-4067555371772590139?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/4067555371772590139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=4067555371772590139' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4067555371772590139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4067555371772590139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/05/istanbuldan-afi-manzaralar.html' title='İstanbul&apos;dan Afiş Manzaraları'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-8262747025293805764</id><published>2007-05-02T21:02:00.000+03:00</published><updated>2007-05-02T21:38:43.804+03:00</updated><title type='text'>İstanbul'dan 1 Mayıs Manzaraları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1 Mayıs günü maaşımı da alacak olmamın keyfiyle mutlu bir şekilde kalktım, duşumu aldım, üstümü giyindim ve dışarı çıktım. Durağa vardığımda ilk garipliği fark ettim: bizim durak durak olalı bu kadar çok otobüs bekleyen insanı görmemiştir! Yoldan da fazla gelip geçen olmayınca  yukarıda bir kaza var sandım... Aptal aptal beklerken sevgilim aradı, 1,5 saattir yolda olduklarını ve köprüyü hala geçemediklerini söyledi. Bugün 1 Mayısmış, her yer kapalıymış... Ben de nasıl olsa motorlar çalışıyordur diye motora binmek için taksiyle Üsküdar'a indim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;İndiğimde karşılaştığım manzara felaketti: Motor ve vapur iskelesi güvenlik şeridine alınmış, etrafta insanlar belki açılır diye bir umut bekliyorlardı. Tek bir istikamete vapur varmış: Eminönü. Tamam dedim, oradan da taksiye biner işe giderim artık ne yapalım diye düşünerek vapura atladım. Uzun bir sabah olacağı içime doğsa gerek kahvaltımı motorda yapıverdim. Kısa bir süre sonra Eminönü'ne indiğimde durum kısaca şuydu: Felç olmuş bir trafik ve yürüyen bir insan seli! Galata köprüsüne kadar yürümekten başka çare olmadığı için ben de o sele katıldım ve arama noktasına geldik. Meğer Galata köprüsünden geçen herkes de aranıyormuş. Çantamın içine kadın polis tarafından bakıldıktan sonra yürüyüşüme devam ettim. Ettim etmesine de şunu da fark ettim, yüzlerce insan da benim gibi taksiye binmeye niyetli olsalar gerek ve sınırlı sayıda araç var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüdüm... Dolmabahçe Sarayı'na kadar yürüdüm, çünkü etrafta ne boş bir taksi ne de ototstopçuları alan bir Allah'ın kulu vardı. Yürümek sorun değildi, hele böyle güzel havada, güzel bir İstanbul manzarasıyla tek sorun etraftaki yüzlerce polisti. Onlara baktıkça biz bireylerin aslında ne kadar küçük olduğunu anladım. Bize ne kadar da kolay zarar verilebileceğini farkettim. Birilerinin emriyle biraraya gelebilen binlerce silahlı kişi karşısında kimin şansı olabilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala asker-polis devletiymişiz onu anladım. Hala devletin asli amacı kendini korumakmış onu fark ettim. Oksijenle dolan beynim ve yürüyüşle açılan kaslarım çalışırken şunu bir kez daha anladım ki biz hala demokrasiye çok uzak bir milletiz... Böyle düşündükçe, arkamda beni değil de başka şeyleri koruyan yasalar olduğunu bildikçe kendimi kapana kıstırılmış hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam bu şeyleri düşünürken en sonunda yanımda bir taksi durdu ve içindeki hanım (asıl müşteri) beni köprü girişine kadar bırakabileceklerini söyledi. Takside giderken de hepbirlikte izinsiz gösteri yapan solculara kızdık ama aslında ben pire için yorganı yakmaya razı "devlet düyükleri"ne kızdım içimden (misafirim diye tartışmadım diğerleriyle). Nedense güçleri yetse neler yapabileceklerinin küçük bir müsameresiymiş gibi algıladım bu olayları: "Bizim istediğimiz gibi davranın, eğer davranmazsanız bizim de kendi elimizde güçlerimiz var" demeye getiriyordu birileri sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam gazeteleri okurken korkmakta ne kadar haklı olduğumu gösteren bir haber gördüm Hürriyet'te:&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RjjXstY3QiI/AAAAAAAAADY/LgSWXDLcQoc/s1600-h/hurriyet_foto_08.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RjjXstY3QiI/AAAAAAAAADY/LgSWXDLcQoc/s320/hurriyet_foto_08.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5060031344448848418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Adam eşiyle kafede yemek yerken maskeli bir polis geliyor, kadını tartaklıyor, bu arada adam da onu korumak için kalkarken yumruğu yiyor! Tabi polis maskeli, anonim, yaptığının hiç bir şekilde cezasının olmadığını da biliyor, sevmediğine yumruğu, copu basmaya, silah atmaya hakkı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatmaya çalıştığım şeyin kısa bir özeti olmuş bile! O yumruk bize, hepimize! Burada özgür ve demokratik bir ülkede yaşadığını düşünenlere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayıs geçti ama benim kafamda çok fazla soru işareti bıraktı. En önemlisi de, bireyler devletten ve silah kullanması devlet eliyle onaylanan kişilerden nasıl korunabilirler ya da korunabilirler mi? Hakkımızı arayabileceğimiz bir adalet sistemi nerede var? Gerçekten bu kadar güçsüz müyüz?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-8262747025293805764?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/8262747025293805764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=8262747025293805764' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8262747025293805764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8262747025293805764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/05/istanbuldan-1-mays-manzaralar.html' title='İstanbul&apos;dan 1 Mayıs Manzaraları'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RjjXstY3QiI/AAAAAAAAADY/LgSWXDLcQoc/s72-c/hurriyet_foto_08.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-71805115038709195</id><published>2007-04-24T22:23:00.000+03:00</published><updated>2007-04-24T22:31:22.877+03:00</updated><title type='text'>Random Thoughts</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu akşam işten eve dönerken kafamı kaldırıp  pencereme baktığımda bir ışığın yanıyor olmasını çok istedim. Zile basıp evime girmeyi çok istedim. Beni bekleyen birileri olmasını çok istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmadı, olmuyor, olmayacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım yalnızlık edebiyatı beni bile sıktı. Bari annemi çağırayım...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-71805115038709195?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/71805115038709195/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=71805115038709195' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/71805115038709195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/71805115038709195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/04/random-thoughts.html' title='Random Thoughts'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6132693902131260703</id><published>2007-04-18T21:34:00.000+03:00</published><updated>2007-04-18T21:44:37.508+03:00</updated><title type='text'>Sezon Bitmeden!</title><content type='html'>Artık şu yaptığım kes-yapıştır'ı sezon geçmeden bloguma koymanın zamanıdır diye düşündüm...&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RiZl_BBf-CI/AAAAAAAAADQ/parZ9cDb2b8/s1600-h/DSCN0492.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RiZl_BBf-CI/AAAAAAAAADQ/parZ9cDb2b8/s320/DSCN0492.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5054839765050849314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;(Kaynak: Glamour, Italya baskısı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bu italyan dergilerini alma amacım aslında yazıları okuyup italyancamı geliştirmek, ama fotoğraflara bakıp başlıkları okuduktan sonra bir daha elime alasım gelmiyor!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6132693902131260703?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6132693902131260703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6132693902131260703' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6132693902131260703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6132693902131260703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/04/sezon-bitmeden.html' title='Sezon Bitmeden!'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RiZl_BBf-CI/AAAAAAAAADQ/parZ9cDb2b8/s72-c/DSCN0492.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5042893681574018408</id><published>2007-04-18T18:26:00.000+03:00</published><updated>2007-04-18T18:44:56.943+03:00</updated><title type='text'>Padişah Evladı gibi Davranmak</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Haftasonu güzel havanın da sayesinde harika geçti. Cumartesi akşamı arkadaşlarla birlikte dansa gittik. Pazar günüyse patenlerimi sırtıma, sevgilimi de koluma takıp Caddebostan sahiline gittik. Sevgilim beni izlerken, ben de Paten yaptım... Sonrasında da dansa. Danstan sonra da dans grubuyla birlikte tabu oynamaya! Bu çok dolu haftasonunun ardından sürekli aklıma gelip duran bir nokta var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paten yaptıktan sonra, dansa gitmeden önce birşeyler atıştırmak için Beyaz Fırın'a gittik. Poaça alma sırasında bizden önce bir tek kadın vardı. Kadın, tezgahtar onu azıcık bekletti diye tezgahtara o kadar kaba davranıyordu ki ben utandım. Sanki binbaşı olmuş da emirerine emirler yağdırıyordu. Be kadın, alacağın altı üstü kıytırık iki poaça iken, günlerden pazar iken, herkes biraz rahatlamak ister iken, ne diye dünyanın sadece kendi etrafında döndüğünü düşünürsün ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında, sevgilimle kadının büyük ihtimalle üniversiteye gitmediği, gittiyse bile harcını bile başkalarının yatırdığını, hayatı boyunca sırada beklemesini gerektirecek bir şey yapmadığında hemfikir olduk... Türk milletinin teşekkür etmeme özründen dem vurduk, kibarlığın saflık olarak algılanmaya başladığını tartıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, her türlü servis elemanına teşekkür eden bir   insan olarak, iyice magandalaşan toplumumuzda azınlık olduğumu anladım. Galiba çoğu insan servis sektöründe çalışanlara kendi köleleriymiş gibi davranıp egolarını tatmin ediyor. Hepimiz padişah evladıyız ya! Hepimiz padişah çocuğuymuşuz gibi davrandığımız için trafikte yol vermeme yüzünden insanlar başkalarını öldürüyor, insanlar sürekli tartışıyor... İşte o kadın, zavallı tezgahtara emirler verirken bunları düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftasonu ben şunu anladım: Bencillik, bu toplumu mutsuz bir yaşantıya sürüklüyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5042893681574018408?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5042893681574018408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5042893681574018408' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5042893681574018408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5042893681574018408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/04/padiah-evlad-gibi-davranmak.html' title='Padişah Evladı gibi Davranmak'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-3917923781731546722</id><published>2007-04-04T23:25:00.000+03:00</published><updated>2007-04-04T23:50:10.589+03:00</updated><title type='text'>10 parmakta 10 marifet!!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sınavı geçirdikten sonra blogumu sıkça güncellemek istiyordum; insanlar artık uzun cümlelerden sıkıldıklarından dolayı da bir sürü fotoğraf yüklemeyi planlamıştım. Ammavelakin, fotoğraf makinesini sevgilime verince planlarım suya düştü, ben de kös kös oturmak durumunda kaldım. İşte uzun süredir doğru düzgün bir şey ekleyememin nedeni budur, yoksa hayatım bomboş geçtiğinden değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak Salsa kurslarına devam ettiğimi söyleyeyim. Pek anlatmıyorum diye maymun iştahlılığımın tuttuğunu sanmayın. Dans edebildiğim gerçeği dışında, pek de fena olmadığım gerçeğini de anladım. Sevgilim de en sonunda askerden dönerek bizim sınıftan Salsa kurslarına katıldı. Ama ne katılma: İlk dersini aralıksız 4 saat ders alarak yaparak ve ilk hafta bir sürü hareketi aynı anda öğrenerek! Ama kendisinin istisnai bir yeteneği olduğundan dolayı hızlı bir şekilde herşeyi öğrenerek bize yetişti. Bunun şerefine, biz de ilk videolarımızı çektik, aşağıda bizi izleyebilirsiniz (şimdi daha da iyi olduğumuzu belirtmek durumundayım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="329" width="400"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/TEMxoZuObcY"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/TEMxoZuObcY" type="application/x-shockwave-flash" height="329" width="400"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="329" width="400"&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında geçen hafta teyzemle birlikte çıkıp kendime takma saç aldım, hani şu topuz varmış gibi gösterenlerden. Hatta almaya gitmişken bir peruk da denedim! Teyzemle ilk yorumlarımız, abartıldığı zaman travestiye benzemeye başladığımdı! Geçen hafta bunun dafotoğrafını çekip koymayı düşünüyordum ama 2 hafta önce Avrupa Yakası'nda takma saç konusunun işlenmiş olduğunu duyunca hevesim kaçtı. Dolayısıyla, bunun fotoğrafını çekmekten vazgeçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla da kalmayıp, hazır yaz sezonu iyiden iyiye açılmışken bir dergi alıp beğendiklerimden güzel bir kolaj yapmıştım buraya yüklemek için, tabi bunun da fotoğrafını çekemediğimi tahmin etmeniz zor olmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, bu hafta elimde sadece yazılar var, görüntülerse gelecek haftaya...&lt;br /&gt;Eeee, nasıl dansediyoruz??&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-3917923781731546722?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/3917923781731546722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=3917923781731546722' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3917923781731546722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3917923781731546722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/04/10-parmakta-10-marifet.html' title='10 parmakta 10 marifet!!'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-3578217641485829392</id><published>2007-03-27T09:29:00.000+03:00</published><updated>2007-03-27T09:44:04.424+03:00</updated><title type='text'>Sınav Sonrası</title><content type='html'>En sonunda cumartesi günü sınava girdim. 6 saat'lik 250 sorudan oluşan sınavı 4 saatte bitirip sınıftan ilk çıkan ben oldum. O yüzden sonuç konusunda biraz şüpheliyim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında da uzun süredir akşamları bu sınava çalıştığım (ya da en azından çalışmaya çalıştığım) için kendimi boşlukta hissettim... Akşam eve geliyorum ve çalışmama gerek yok! Aman Tanrım! Buna kısa sürede alışabilirim sanırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat, bekle! Ben geri geldim!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-3578217641485829392?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/3578217641485829392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=3578217641485829392' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3578217641485829392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3578217641485829392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/03/snav-sonras.html' title='Sınav Sonrası'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-3700268654659126235</id><published>2007-03-10T16:42:00.000+02:00</published><updated>2007-03-15T09:07:59.534+02:00</updated><title type='text'>Şans ve Kader</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Uzun zamandır yazamıyorum çünkü başıma bir sınav belası musallat oldu. 24 Mart'ta yapılacak bu mesleki sertifika sınavına hazırlanmakla meşgulüm. Hazırlanırken bir yandan da düşünüyorum, eğer 4 sene önce hayatım farklı bir şekilde gelişseydi bu sertifikanın ne olduğundan bile haberim olmazdı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ben hayatta seçen insanlardan olamadım. Bırak dünyayı, kendi yaşamımı bile değiştirebileceğimi düşünmüyorum. Sadece önüme gelen şeyler arasında seçim yaptım hep. Ne üniversiteden çıktıktan sonra ne de çalışma hayatımda "Ben şunu yapmak istiyorum ve bunun için çalışacağım" demedim. Benimkisi daha ziyade "Şöyle bir şey var, yapmak ister misin"leri yanıtlamak oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İşte bu yüzden, adı lazım değil bir üniversitede asistanlık yaparken başvurduğum işte IT security alanında iş teklif edilmesiyle ağ güvenliği işine atıldım. Evet, yaptığım işi seviyorum, ama başka bir şeye evet demiş olsaydım şu anda tamamen farklı bir şeylerle ilgili çalışıyor olabilirdim. İşte tam da IT Security Proffesional sertifikasını almak için çalışırken aklıma bu gerçek geliyor ve düşünüyorum, acaba üniversiteden çıkışta başka şeylere evet deseydim şimdi nerede ne yapıyor olurdum?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Benim yaşam biçimi etkileyen iki şey var: şans ve kader. Bu ikisi şimdiye kadar hep benimle birlikte yol aldı, başarılı olmamı sağladı. İnsanın hayatta bir hedefi olmayınca, şans ve kader yelkenlisinin rüzgarı oluyor ve onu bir yere götürüyor. Bense o yelkenlide oturup şans ve kaderin beni götüreceği yeri bekliyorum. Fırsatlar önüme gelmeden harekete geçemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Özellikle sevgilime ve onun hedefli bir şekilde sevdiği işi aramasına bakınca hedefsiz bir şekilde hayatımı yaşıyor olmaktan hoşlanmıyorum, ama bu şekilde çalışmanın da bir avantajı var: hiç bir zaman hayal kırıklığına uğramıyorum, çünkü işin benim hayatta var olma nedenim olmadığını çok iyi biliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ama sonra da düşünüyorum: Peki benim hayatta var olma nedenim ne, en çok yapmak istediğim şey ne? Tek bir yanıt bulamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şu dünyada yaşayıp gidiyorum... O kadar... Hiç bir şey fark etmiyor... Sadece nefes alıp vermem yeterli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi gel de kendini sınava çalışmak için motive et!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-3700268654659126235?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/3700268654659126235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=3700268654659126235' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3700268654659126235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3700268654659126235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/03/ans-ve-kader.html' title='Şans ve Kader'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5895550168860347493</id><published>2007-02-24T23:53:00.000+02:00</published><updated>2007-02-25T00:04:36.525+02:00</updated><title type='text'>Ayrıkotu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/ReC2SRm7ZsI/AAAAAAAAADA/ADFl3-rbrWs/s1600-h/DSCN1118.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/ReC2SRm7ZsI/AAAAAAAAADA/ADFl3-rbrWs/s320/DSCN1118.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5035224808480794306" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="clear: both; text-align: justify;"&gt;Bugün 8 yaşında iki tane çocuğu olan teyzemdeydim. En sonunda evden çıkarken aceleyle yapmam gereken işe çocuklardan bir tanesi burnunu sokunca normal bir insanın vermemesi gereken bir tepki verdim: çocuğa bir güzel bağırdım. Ama sanki bunu yapan benim yaşıtımmış gibi davrandım... Sonra da dönüş yolu boyunca kendime kızdım. Sonuçta o çocuktu ve benden beklenen çocuğa karşı böyle davranmamaktı. Olayı da anlatayım da durumun vehametini görün: Bilgisayardan dönüş yolunda izlemek için birşeyler indiriyordum ve 8 yaşındaki kuzenim sanki ben bilgisayar bilmiyormuşum gibi davranıyordu. Sanki sadece onların evlerinde böyle bir alet varmış gibi. Üstüne olaya müdahale edip bilgisayarı tam ben dosyaları kaydedemeden kapatınca  sinirim tepeme çıktı ve cocuğa "Ben senden daha iyi biliyorum ne yapılması gerektiğini, otur oturduğun yerde velet" kıvamında bir şeyleri bağırarak söyledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olgun bir insan böyle yapmazdı. Ama ben yaptım. Sonuçta 8 yaşında olup 3 basamaklı toplama çıkarma yapma seviyesindeki bu insan yavrusu nereden bilecek ki bilgisayar denilen aleti! Ve de benim onun mühendisi olduğumu!! Sonradan düşündüm ve şunu fark ettim: Ben çocuklara çocuk muamelesi yapamıyorum. Onlarla agucuk gugucuk oynayamıyorum, onlarla 10 dakkadan fazla ilgilenemiyorum. Onlarla yetişkin insanlarla nasıl ilişki kuruyorsam o şekilde ilişki kuruyorum. Ve işe yaramıyor! Olmuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları düşünürken farkettim ki ben ayrık otuyum. Etrafımdaki insanlar bu şekilde düşünmüyor ve onlar böyle düşünmedikleri için 10 sene sonra etrafımda arkadaşlarıma ait bir sürü çocuk olacak. Etrafımda olmadıkları zamanlarda da arkadaşlarım bebeklerinin dün gece nasıl gaz çıkarttığından bahsedecekler, aman da aman ne zeki olduğundan bahsedecekler, şöyle bana güldü, böyle diş çıkardı vs. vs. geyiklerini bana da dinletecekler. Ve toplum içinde "bu muhabbetlerle ilgilenmiyorum" demek ayıp olduğu için ben de gülümseyerek sanki bunları yapan ilk çocuk onlarınkiymiş hayret ifadesini yüzüme takınıp "Aaaa! Bak seen!" demek durumunda kalacağım. Şu anda bile  ileride çocuğum olmasıyla ilgili laf açıldığında, insanların bana uzaylıymışım gibi bakmalarını istemediğim için  "Şu anda istemiyorum ama sonuçta ileride benim de çocuk isteme hormonlarım çalışır, her şey hormonal" diyerek kurtarıyorum. Ama işin gerçeği: Ben galiba anne olabilecek (ve bunu isteyebilecek) bir kadın değilim ve ileride de arkadaşlarımın bebek muhabbetlerinin beni baymasından korkuyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçenizde ayrıkotları için özel bir alanınız var mıydı acaba? (Yoksa bulduklarınızı koparıp atıyor musunuz?)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5895550168860347493?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5895550168860347493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5895550168860347493' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5895550168860347493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5895550168860347493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/02/ayrkotu.html' title='Ayrıkotu'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/ReC2SRm7ZsI/AAAAAAAAADA/ADFl3-rbrWs/s72-c/DSCN1118.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5095753679585097182</id><published>2007-02-12T18:43:00.000+02:00</published><updated>2007-02-12T18:42:57.477+02:00</updated><title type='text'>Biraz Anime, Biraz Manga</title><content type='html'>Bu aralar yine gerçek dünyadan biraz uzaklaşmış durumdayım, kendimi anime izlemeye verdim. Size biraz bu dünyadan haberler vereyim istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak bir önceki entry'de anlattığım Death Note'un varolan tüm bölümlerini bitirdim, hazır şimdilik sadece 18. bölümdeyken kesin izleyin diyorum. Gerçekten faklı bir anime.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RdCdq55FzNI/AAAAAAAAACg/RADS0-bR0QI/s1600-h/naruto.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RdCdq55FzNI/AAAAAAAAACg/RADS0-bR0QI/s320/naruto.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5030694144193187026" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, uzun süredir bayılarak takip ettiğim Narotu'nun en sonunda "filler episode"ları bitti. Bu şu demek: Naruto'nun mangasi çıktıktan sonra anime olarak yayınlanmaya başladı, ancak bir süre sonra anime, manganın konularına yetişti... Dolayısıyla, araya aslında mangada olmayan doldurmak amaçlı bölümler koyarak farkı biraz açtılar. İşte bu bölümler bittiyor ve önümüzdeki hafta en sonunda Naruto ve arkadaşları Manga'daki şekilleriyle geri dönüyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RdCd155FzOI/AAAAAAAAACo/QvHnkvKGkak/s1600-h/case_closed.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RdCd155FzOI/AAAAAAAAACo/QvHnkvKGkak/s320/case_closed.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5030694333171748066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Üçüncü ve de son olarak İstanbul'da Manga satıldığını gördüm! Akmerkez'deki Remzi kitapevine Mangalar gelmiş. Henüz fazla çeşit yok ve dili İngilizce ama bu yine de bir ilerleme değil midir? Hemen bir tane aldım: Dedektif Conan (İngilizcesi "Case Closed" olarak çevrilmiş durumda). Bu manganın çizgi filmi zamanında Türkiye'de de gösterilmişti, ama yine de mangasını okumanın ayrı bir keyfi var! Tabi bu keyif için ödenmesi gereken 13 YTL'lik bedel kafada soru işareti uyandırsa da arada farklılık için denenenebilir diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayriyeten, bu hafta Lost uzun bir aradan sonra geri döndü! Evet, bu dizi anime değil ancak fantastik (veya bilim kurgusal) öğeler içerdiği için bayılarak izlediğim bir dizi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takip edecek ne çok şey var!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5095753679585097182?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5095753679585097182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5095753679585097182' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5095753679585097182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5095753679585097182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/02/biraz-anime-biraz-manga.html' title='Biraz Anime, Biraz Manga'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RdCdq55FzNI/AAAAAAAAACg/RADS0-bR0QI/s72-c/naruto.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1030900870293793047</id><published>2007-02-07T21:28:00.000+02:00</published><updated>2007-02-07T22:02:45.912+02:00</updated><title type='text'>Kahraman Katiller</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RcoookX4W6I/AAAAAAAAACU/moHL1nWqiaQ/s1600-h/death-note-01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RcoookX4W6I/AAAAAAAAACU/moHL1nWqiaQ/s320/death-note-01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5028876611336297378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yukarıda son zamanlarda bayıla bayıla izlediğim animenin iki ana karakterini görüyorsunuz. Resimdekilerden biri bir tanrı, diğeri ise bildiğimiz insan (acaba hangisi hangisi dediğinizi duyar gibi oluyorum...) Herneyse, bu iki karakteri bağlayan şey bir defter. Ama bu normal bir defter değil, animeye de adını veren  "death note", yani bir ölüm defteri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayemiz şu şekilde:&lt;br /&gt;Ölüm tanrısı Ryuk, tanrılar dünyasında çok sıkıldığı bir zaman kendi ölüm defterini dünyaya atıyor ve defteri yandaki arkadaş (adı Light) yerden alıyor. İlk olarak yaptığı şey, bütün insanlar gibi bunun gerçek olup olmadığını denemek (defterin içinde kullanımıyla ilgili şeylerin yazdığı bir sayfa da var tabi bu arada). Gerçek olduğunu anladığında ise hedefi dünyayı bu defteri kullanarak suçlulardan arındırıp yaşanabilecek bir yer yapmak ve o yerin tanrısı olmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenin bundan sonrası ise polisiye-felsefi diyebiliriz. Polisiye kısmını geçerek felsefe kısmına geliyorum, animenin sorguladığı şu: bir insan adaleti kendi fikrine göre verirse o gerçekten adil bir sonuç mudur? Amaç kimin ölüp kimin yaşayacağına karar vererek, kötülerin olmadığı bir dünya yaratmak olsa bile sonuç iyi olmayabilir mi? Birini öldürmeye hakkımız olabilir mi? Bu hareketi herhangi bir amaç meşrulaştırabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yandan bunları düşünürken bir yandan da geçen gün mahallede yanımdan geçen beyaz bereli genç aklıma geldi. Hani Hrant Dink'i sırtından vurarak öldüren katilin taktığından... Böyle katilleri bile kahramanlaştıran bir toplumda yaşarken yukarıdaki düşüncelerimi çok iyimser buldum. Ben daha bunları düşünürken insanlar uygulamaya başlamışlar. Katilleri ikiye ayırmışlar bile: Kahraman katiller, adi katiller. Kahraman katiller ellerindeki "ölüm aletini" çalıştırıp ölmesi gerektiğini düşündüğü kişiyi öteki tarafa gönderiyor.  Tıpkı Light gibi... Aralarındaki tek fark, Light bunu defter ve kalemle yaparken diğeri silahla yapıyor. Sonuç aynı: Light'ın da destekçileri var, bizim katillerimizin de. Son zamanlarda şunu anladım: İnsanları sırtından vuran katillerin sırtlarını sıvazlayan ne çok insan varmış... Türkiye'de kahraman olmak ne kolaymış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır işte! Bir insan olarak başka bir insanın hayatını sonlandırmak amacı ne olursa olsun katilliktir, hiç bir ölümün meşru nedeni olamaz (Kendini savunmak dışında).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz bereli katillere değil, beyaz önlüklü bilimadamlarına hayranlık duyulan bir dünya istiyorum... (Hangi deftere yazmaya başlıyordum?)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1030900870293793047?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1030900870293793047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1030900870293793047' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1030900870293793047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1030900870293793047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/02/kahraman-katiller.html' title='Kahraman Katiller'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RcoookX4W6I/AAAAAAAAACU/moHL1nWqiaQ/s72-c/death-note-01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-8127898663205553105</id><published>2007-02-02T22:58:00.000+02:00</published><updated>2007-02-02T23:24:53.680+02:00</updated><title type='text'>Şüphe</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu akşam taksiyle eve dönerken taksiciyle muhabbet etmeye başladık... Konu elbette daha önce İstanbul taksilerinde yaşadığım kötü anılarla açıldı. Sonra taksici konuşmaya başladı "Hayatta bu tür şeyleri stres yapmamak lazım, boşverin" dedi. Sonrasında ise bir noktada bana iltifat etmeye başladı, ne kadar duru bir güzelliğim varmış, düzgün birine benziyormuşum, yaşımdan genç gösteriyormuşum, bu tür şeylerin moralimi bozmasına izin vermemeliymişim... Ama sonuçta bunları elbette lafların arasında ara ara söylüyordu (tabi laf arasında bekar olduğunu da söylemeyi ihmal etmedi!).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ben ne düşünmeye başladım? Karşımda bunları söyleyen taksici düzgün bir insan olduğu halde "Bu adam şimdi beni takip etmeye kalkar mı? Psikopat mıdır tecavüzcü müdür nedir? " Bir insan evladı hakkımda iyi şeyler söylüyor ve benim düşündüklerime bakın: Bu adam tecavüzcü mü? Medeniyette geldiğimiz nokta bu mudur? Biri sana iyi bir şey söylediğinde korkmak! Kendimizi korumak için o kadar çok duvar örüyoruz ki sonrasında o duvarlardan iyilikler de geçemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında böyle düşününce üzüldüm. Tanımadığım biri hakkımda kötü bir şey derse zaten kötü, iyi bir şey söyleyince de kötü... O zaman bize konuşacak sadece havalar kalıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeee bugün de havalar ne soğuk değil mi?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-8127898663205553105?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/8127898663205553105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=8127898663205553105' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8127898663205553105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8127898663205553105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/02/phe.html' title='Şüphe'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1070037735190216725</id><published>2007-01-31T12:22:00.000+02:00</published><updated>2007-01-31T12:47:34.970+02:00</updated><title type='text'>Sözlükler</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Pazartesi akşamı bir arkadaşımla uzun uzun tartıştık. Tartıştık dediysem kavga etmedik, fikir alış verişinde bulunduk. Konuşurken fark ettim ki tartışmalarımızın çoğu hedefine ulaşamıyor. Çünkü  herkesin gözü farklı. Herkes, zaman içinde kendi deneyimlerinden yola çıkarak bir sözlük oluşturuyor, ancak herkesin sözlüğünde yazanlar farklı.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RcBwzdQfKRI/AAAAAAAAACM/E7lGUsWtm6Y/s1600-h/apples.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RcBwzdQfKRI/AAAAAAAAACM/E7lGUsWtm6Y/s320/apples.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5026141213474892050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Örneğin ben karşımdakine "elma" derken aklımda kocaman kıpkırmızı bir elma varken, karşımdaki bunu yeşil supsulu bir elma olarak algılayabiliyor. İşte kavramlara da aynen böyle yaklaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyimlerimiz, yaşantımız ve ortamımız hepimizin sözlüklerini farklı yapıyor. Ben birine "zengin" derken başkasına göre o kişi "fakir" olabiliyor. Ben eski işyerimde "tiki" olarak algılanırken yeni işyerimde "normal" karşılanıyorum. Ben "feministim" diyorum, karşımdaki onu "dominatrixim" olarak algılayabiliyor! (Yok öyle bir şey, şimdiden söyleyeyim, yanlış anlaşılma olmasın...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirimizi  anlamanın ilk adımı sözlüklerimizi paylaşmak; ama bir sözcüğü başka sözcükleri kullanmadan nasıl anlatabiliriz ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1070037735190216725?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1070037735190216725/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1070037735190216725' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1070037735190216725'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1070037735190216725'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/01/szlkler.html' title='Sözlükler'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/RcBwzdQfKRI/AAAAAAAAACM/E7lGUsWtm6Y/s72-c/apples.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-183961764482251812</id><published>2007-01-30T19:59:00.000+02:00</published><updated>2007-01-30T19:59:55.615+02:00</updated><title type='text'>Fotoğraf Günü</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/Rb-HmtQfKQI/AAAAAAAAACE/fM6JiBIv0Jk/s1600-h/DSCN2511.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/Rb-HmtQfKQI/AAAAAAAAACE/fM6JiBIv0Jk/s320/DSCN2511.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Havalar iyice soğumuşken, azıcık kar yağdığında sevimsizleşen İstanbul'da neden yaşıyor olduğumu hatırlatması için resimlere döndüm. Yukarıdaki gibi bir manzaraya 10 dakika uzakta olduğumu ve havalar iyiyken İstanbul'da gezilecek bir sürü yer olduğunu bir kez daha hatırladım. Ne yapalım, bu kış da çekeceğiz çileni İstanbul...&lt;div style='clear:both; text-align:CENTER'&gt;&lt;a href='http://picasa.google.com/blogger/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-183961764482251812?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/183961764482251812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=183961764482251812' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/183961764482251812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/183961764482251812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/01/fotoraf-gn.html' title='Fotoğraf Günü'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_uKckmERvzsY/Rb-HmtQfKQI/AAAAAAAAACE/fM6JiBIv0Jk/s72-c/DSCN2511.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-8690492578727920858</id><published>2007-01-23T12:02:00.000+02:00</published><updated>2007-01-23T12:24:31.173+02:00</updated><title type='text'>Celebrity Dream Series</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yine garip rüyalar görme zamanına girdim. Her gece başka alemlerde buluyorum kendimi ama içlerinden en komik olanını dün gece gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyamda Elijah Wood'la birlikte Britney Spears'ın evini temizlemeye gidiyorduk. Ama güya bu bir prorammış, bir yandan kameraya kaydediyorlar, biz de bir yandan temizlik yapıp dedikodusunu falan yapıyoruz. Rüyamda Britney Spears'ın yatak odasını temizliyorduk, çekmecelerini karıştırıyorduk. Genel olarak zevksiz bulduğumu hatırlıyorum. Bir de yatağı bembeyaz ve kocamandı onu hatırlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada temizlik yapmak için rüya tabirleri sözlüğünde şu yazıyor:&lt;span style="font-size:100%;"&gt; "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Rüyada temizlik yapmak, kişinin dertlerini, sıkıntılarını bırakarak rahat edeceğine işaret eder. Fakat temizlik sırasında sabun varsa kişinin sıkılacağına işaret eder. "&lt;/span&gt;Ama neden Elijah Wood? Neden Britney Spears'ın evi? Hiç bir yanıtım yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;/span&gt;Sanırım üstüm açık kaldı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-8690492578727920858?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/8690492578727920858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=8690492578727920858' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8690492578727920858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8690492578727920858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/01/celebrity-dream-series.html' title='Celebrity Dream Series'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1171959998684914659</id><published>2007-01-17T21:17:00.000+02:00</published><updated>2007-01-18T09:08:27.661+02:00</updated><title type='text'>Dayanma Noktası</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayatta "yeter artık!" diyeceğiniz nokta nedir? Herşeyden vazgeçmenize neden olabilecek olay nedir? Bugün üniversiteden tanıdığım bir arkadaşımın intihar haberini aldığımdan beri bunu düşünüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eymir Gölü'ne tek başına gitmiş,  arkadaşlarına "Birçok sorunum var. Artık yaşamak istemiyorum. Hakkınızı helal edin" diye mesaj atmış, başına babasının silahını dayamış ve tetiği çekmiş... Zeki, kendine güvenli -hatta çoğu zaman kendini beğenmiş-, geleceğe dair planları olan bir insanın hayattan vazgeçmesine neden olabilecek o büyük sorunun ne olduğunu merak ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba ben de bir gün bu noktaya gelir miyim diye korkuyorum... Acaba yakınımda tanıdığım diğer insanlar o noktaya gelir mi? Belki de dayanma noktası dediğim nokta için çok da büyük problemler gerekmiyor, biz ufacık bir sorunu kendi kendimize büyütüp sonumuzu kendimiz getirebiliyoruzdur. Belki de intihar etmek için aslında büyük problemlere bile ihtiyaç yok, sadece varolmayla ilgili çok düşünmek bile insanı bunalıma sokabiliyordur, veya hatta sadece düşünmek... Fazlaca düşünmek, fazlaca sorgulamak, fazlaca anlam aramak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok üzüldüm, ve bir yandan da intiharın o kadar uzak bir şey olmadığını fark ettim. Herkes, her an intihar edebilecekmiş gibi gelmeye başladı. Sadece o bir anlık bunalıma bakıyormuş gibi sanki... Onun gibi dışarıdan normal görünen bir insan yaptıysa intihar etmek için çok büyük psikolojik sorunlar olmasına gerek yok demek ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de düşünmeden edemiyorum, o bunalımlı anında yanında birisi olsa ve doğru bir şekilde yaklaşsa şu anda yaşıyor olabilirdi belki de. Bizde de "hopeline" gibi bir şey olsaydı belki orayı arar ve vazgeçerdi diye düşünüyorum. Keşke demek için çok geç olduğunu da biliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında gazetede ikinci sayfa haberi olursun; derler ki: "Jandarmaya da haber veren arkadaşları ____’ın cesedini tepedeki ağaca yaslanmış halde kanlar içinde bulundu. ". Ölürsün ve hakkında düzgün bir cümle bile kuramazlar...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1171959998684914659?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1171959998684914659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1171959998684914659' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1171959998684914659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1171959998684914659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/01/dayanma-noktas.html' title='Dayanma Noktası'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5424690244222421103</id><published>2007-01-15T21:08:00.000+02:00</published><updated>2007-01-15T22:49:25.181+02:00</updated><title type='text'>Bir Cumartesinin Ardından</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fotoğraf yok... Sadece iyi ve kötü anılar var. Cumartesi sabahı kahvaltıdan sonra Caddebostan sahiline yürüyüşe gittik. Planımız güzel havayla da birleşince daha da iyi oldu. Sahil boyunca yürüdük, müzik dinledik ve konuştuk. Sonrasında dediğim meyva suyu sıkıp da bardakta veren dükkana gittik. Adı "Elma Armut"muş. Oradaki türlü çeşit meyve suyu karışımından birinin yapılmasını beklerken hoşsohbet barmeniyle de bolca muhabbet ettik. Daha sonra tam Zara'ya doğru yürürken geç kalacağımızı fark edip gitmekten vazgeçtik ve taksiye bindik. İşte günün kötü tarafı da bununla başlıyor. Taksici bizi öyle kötü yollara soktu ki 11 YTL tutacak ücret 17YTL tuttu. Üstelik de bol trafikli yollardan gittiği için geciktik de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aceleyde üstümüzü değiştirip içli köftelerimizi mideye indirdik ve Taksim AkSanat'a gittik. Birinci şok: Aksanat'ın giriş katını TeknoSa yapmışlar! Buradan Sabancı'lara gözünüz doysun demek istiyorum. Yuh artık! Ve aslında perşembe günü bilet almama rağmen 3. sıradan koltuk bulabilmemden anlamış olmam gereken ikinci şok: oyun gerçekten kötüydü. Senaryo kötüydü...  Antiloplar'ı Lale Mansur bile kurtaramıyordu. Sonrasında Taksim'de fazla dolaşmadan geri dönelim dedik. Yolda aldığımız sıcacık kestaneleri otobüse gidene kadar bitirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde ise sıcak çikolata içip ben sevgilimin omzunda uyuyuncaya kadar dergi karıştırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar sabahı da güzel bir kahvaltıyla başladı, sevgiliyi uğurladıktan sonra dans dersiyle devam etti, arkadaşlarla evde çekişmeli bir Tabu oyunuyla da sona erdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir haftasonunun ardından insan çok mutlu olur değil mi? Ben olmadım...Bilemiyorum neden, olamadım. Pazartesi sabahı kocaman bir mutsuzlukla uyandım. Belki de pazartesi sendromu dedikleri budur ama midemin üstüne kocaman bir düğüm oturdu. Böyle zamanlarım arada olur ve ben kendimin içine saklanırım. Kendi kendime cümleler kurarım, mutsuzluğu anlatan hikayeler anlatırım. Bu seferki ana cümle "İstanbul'un rüzgarını gözyaşımı kurutmak için kullandım." idi. Üstelik ağlamıyordum bile... Çok eskiden üzgün olduğum zamanlarda olayı daha da dramatize etmek için yaşadığım kötü bir olayı düşünür dururdum... Evet evet, herkese söylediğimin tersine "başıma hiç kötü bir olay gelmemiş" değil. Hiç kimseye anlatmadığım kötü bir anım var. Tıpkı bu yazıda bile yazmaktan sakladığım şeyler olduğu gibi onu da saklıyorum. Sonrasında, üzüldüğüm zaman beni daha da çok üzsün diye kullandığım başka bir düşüncem oldu: "Ya sevgilim beni sevmiyorsa?" Nedense bunu düşünmek beni daha da fena yapıyordu, dolayısıyla üzgün zamanımda daha da üzülmek için bunu kullandım. (En azından eskisinin yerini almış olmasına seviniyorum). 5 seneden sonra sev gilimin beni sevdiğine kanaat getirdiğim için artık bunu da kullanmıyorum. İnsan bile isteye neden kendini daha fazla üzer? Sürekli Pollyanna olmaktan sıkıldığı için, arada sırada kendi kurduğu dramasının başrolünde olmak için, belki de sadece rahatlamak için. Herneyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bugünkü gerçekten garip bir üzüntüydü. Üzüntü değil aslında, bir sıkıntı, belki de bir iç sıkışması... Hayatım bu aralar garip virajlardan geçiyor. Bu virajlardan geçtikçe önümü daha da net görüyorum. Gördüğümü size de tarif edeyim: Dümdüz bir ova, bembeyaz bir sayfa, uçsuz bucaksız bir olasılıklar denizi... Diyeceğim odur ki, bu ara aslında hayatımda her türlü şeyin olabileceğini görüyorum. Eskiden çok stabil olduğunu düşündüğüm şu hayatın aslında o kadar da stabil olmadığını, daha aslında taşları bile yerlerine koymamış olduğumu anlıyorum. Alabildiğince özgürüm... Ve işte bu düşünce beni korkutuyor... Midemin üzerindeki o düğüm bu: alabildiğince özgür olmam! Ne komik değil mi? Senelerdir hakkında en çok savaş verdiğim şeyin fazlasının beni korkutması... Beni hiç bir yerde hiç bir şekilde bağlayan bir şey yok. Bugün buradaysam yarın da orada olabilirim. Düşünmem gereken hiç kimse yok. O denizin içinde tek bir kişi var ve o da benim! Halbuki sadece bir noktadan gevşek de olsa bir şeye bağlı mı olmalıydım acaba diye düşünüyorum... Sanki bu kadar özgürlükle beni dünyada bile tutan bir şey yokmuş gibi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle düşünen kadınlar en  sonunda bir çocuk doğurup doğurdukları çocuklara kendilerini bağlıyorlar. Sırf o kocaman denizde kaybolmamak için. Bense her zamanki gibi yorulana kadar tek başıma kulaç atacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Okuyucuya not: Bu yazıdan benim kişiliğimle ilgili bir sonuç çıkartmamanızı tavsiye ederim, yanıltıcı olabilir.)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5424690244222421103?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5424690244222421103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5424690244222421103' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5424690244222421103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5424690244222421103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/01/bir-cumartesinin-ardndan.html' title='Bir Cumartesinin Ardından'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-8247575836860747049</id><published>2007-01-12T23:48:00.000+02:00</published><updated>2007-01-13T00:05:23.023+02:00</updated><title type='text'>Bir Cumartesi İstanbul'da</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu haftasonu özel bir plan yaptım: sevgilimle başbaşa kocaman bir haftasonu planı. Öncelikle sabah kalkılır, güzel bir kahvaltı hazırlanır. Masa annenin yaptığı ıspanaklı börekten kendi ellerinle yaptığın ekmeğe kadar donatılır. Masanın ortasına güzel bir çiçek konur (benim tercihim turuncu bir gerberadan yana olmuştur, turuncu amerikan servislere pek bir uydukları için), karşılıklı oturulup tıka basa yenir. Güne bundan daha iyi bir başlangıç olabilir mi? (Evet, tamam olabilir, ama buraya yazabileceğim başlangıçlar içerisinde en iyisi budur.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra bu kadar yenilince ufak bir yürüyüş (hava güzelse benim için ufak bir paten) seansı için Caddebostan sahili'ne inilir. Sporumuzu da yaptıktan sonra Shlotzky's'in sokağından hemen girince sağdaki meyva suyu sıkıcısına gidilir ve framboazlı güzel karışımlardan biri denenir. Sevgilinin Zara takıntısı unutulmayıp hızlıca caddedeki iki Zara'ya da bakılır ve eve dönülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemeği olarak Bitlis'teyken nasıl yapıldığı öğrenilen içli köfteler pişirilir, sevgiliyle birlikte afiyetle yenir. (Söylemeyi unuttum sanırım, ben Bitlis'te içli köfte yapmayı öğrendim! Aslında bayağı zor bir şey ama benim el becerim iyi olduğu için çabuk öğrendim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından akşam için hazırlanılır ve Aksanat'ta Antiloplar adlı tiyatro oyununu izlemek için Taksim'e doğru yola çıkılır. Öncesinde zaman varsa Zencefil'e gidilir ve çayla birlikte güzel pastaları afiyetle mideye indirilir. Tiyatro sonrası? Bunu henüz düşünmedim ama sevgilimin sıcak kollarında uyumanın yerine yapmak isteyebileceğim bir aktivite gelmiyor şimdilik aklıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese mutlu hafta sonları ve iyi eğlenceler. Eğer haftasonunu iyi değerlendiremezsek hafta içini de heba edebileceğimizi hatırlayıp fırsat bu fırsattır deyip eğlenelim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kendime Not: Yarınımın fotoğraflarını sonradan ekleyebilirim, tabi eğer şu pilleri şarj edebilirsem...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-8247575836860747049?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/8247575836860747049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=8247575836860747049' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8247575836860747049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8247575836860747049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/01/bir-cumartesi-istanbulda.html' title='Bir Cumartesi İstanbul&apos;da'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6726758878078055181</id><published>2007-01-11T09:48:00.000+02:00</published><updated>2007-01-11T09:49:28.552+02:00</updated><title type='text'>Sis</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;İstanbul’u dün akşamdan beri bir sis kapladı. Garip bir sis... Ağır bir sis... İnsanın kendini korku filmi setinde hissettiği bir sis. Sisin sardığı dar mahalle sokağında evime doğru yürürken bir tek şey eksikti: O sisin ağırlığına saklanıp sessiz adımlarla beni takip eden bir psikopat. İstediğimden değil elbet, ama İstanbul bu haliyle ancak yukarıdaki gibi bir his veriyor. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;Bir taraftan bakınca diğer taraf görünmediğinde tatsız oluyor İstanbul.&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6726758878078055181?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6726758878078055181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6726758878078055181' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6726758878078055181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6726758878078055181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/01/sis.html' title='Sis'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-2595224453879635431</id><published>2007-01-07T12:22:00.000+02:00</published><updated>2007-01-07T12:35:45.433+02:00</updated><title type='text'>İçimizdeki Yıldızları Konuşturmak İçin</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şarkı söylemeyi kim sevmez ki? Eline mikrofon niyetine bir şey tutuşturup çalan müziğe eşlik etmek herkesin eğlencelerindendir. Karaoke ise bunun bir üst basamağıdır. Burada şarkıyı söyleyen şarkıcının yerine geçer, ekrandan geçen şarkı sözlerini takip ederek şarkının altyapısıyla birlikte sanatınızı icra edersiniz. Mühim olan sesinizin harika olması değildir. Mühim olan eğlenmektir zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün gece arkadaşlarımla birlikte Karaoke Bar'ı olan "My Moon"a gittik ve delikanlı gibi şarkımızı söyledik. Beğendim diyemeyeceğim zira mikrofonların sesini o kadar kısmışlardı ki  bir tarafını yırtınca ancak sesin çıkıyordu. E herkes de şarkıya eşlik ederken şarkıyı söyleyecek olanın sesi uğultuya  karışıp kaynıyordu. Maalesef benim içimde şarkıcı bununla yetinemezdi, yetinmedi de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de gittim, online karaoke sitesi olan &lt;a href="http://www.ksolo.com/"&gt;http://www.ksolo.com&lt;/a&gt;'a girdim, istediğim şarkıyı seçtim, söyledim ve de kaydettim. Biraz olsun şarkı söyleme istediğimi giderdim. Sonuçlar burada: &lt;a href="http://www.ksolo.com/Kiowalife"&gt;http://www.ksolo.com/Kiowalife&lt;/a&gt;. Tamam, süper bir sesim yok, ama zaten şarkıcı olacağım diye bir iddaam da yok ki (ama iddaalıyım, kulağım çok iyidir).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bakalım, sıra sizde, alsın herkes mikrofonu eline!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-2595224453879635431?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/2595224453879635431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=2595224453879635431' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2595224453879635431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2595224453879635431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/01/iimizdeki-yldzlar-konuturmak-iin.html' title='İçimizdeki Yıldızları Konuşturmak İçin'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-4035781458604541825</id><published>2007-01-03T22:11:00.000+02:00</published><updated>2007-01-03T23:40:38.962+02:00</updated><title type='text'>Uzun Tatil, Uzun Yazı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bayramda ailemi ziyaret için Bitlis'teydim. Daha önce yazmışımdır ama hatırlatma olsun diye tekrar edeyim, ablam zorunlu hizmet kurasında Bitlis'i çekince, bizimkiler geçici bir süre için maaile Bitlis'e gittiler. Eh, ben de bayram ziyareti için Bitlis'e gittim, hal böyleyken...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak, gitmeden önce içimi bir korku kapladığını itiraf edeyim. Ben ki o kadar tek başıma yurt dışına gitmişliğim vardır, Bitlis'e doğru yol alma öncesinde daha çok korktum. Ne de olsa orası "Doğu"ydu. Yıllarca terör nedeniyle bir sürü insanın öldüğü yerdi. Sefaletin olduğu yerdi. "Töre"nin olduğu yerdi. Kadınların öldürüldüğü ya da zorla intihar ettirildiği yerdi... İstanbul tarafından bakıldığında imajı buydu ki doğunun (İşte bizim de batımızdakiler tarafından Türkiye'nin imajı tam  olarak bu aslında, buraya gelen turistler gerçekten cesur ve maceracı olanlar yani).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van'da uçaktan indim.  Daha  Bitlis'e 3,5 saatlik yolum var. Otobüsümüz Van Gölü'nün (ki yerlileri buna deniz diyor, biz de onlara uyalım hadi) etrafından deniz manzaralı yolculuğuna başladığında önüme uzanan farklı manzaralar beni pencereye yapıştırıyor. Yerkürenin bütün kıvrımlarını görebildiğiniz, engebeli, inişli çıkışlı, bol yükseltili görüntünün bembeyaz bir kara kaplandığını hayal edin... İşte doğu, bu mevsimde kısaca bu: Bembeyaz, saf, bakir, sessiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitlis'e geldikten sonra, etrafı gezmeden önce ilk işim kayakları takıp dışarı çıkmak oldu. Yer ablamların evinin arkası! Kimin evinin arkasında kaymaya elverişli kocaman bir dağ var ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Alttaki fotoğraf: Ben kayaklarımı takarken)&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwS3FeeNgI/AAAAAAAAAAk/x9NnFLm1ZIo/s1600-h/DSCN1657.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwS3FeeNgI/AAAAAAAAAAk/x9NnFLm1ZIo/s320/DSCN1657.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5015904822555981314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ve kayak başladı (Hala ablamların evinin arkasındaki dağdayım)!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwUT1eeNhI/AAAAAAAAAAs/MotMQkv0yRA/s1600-h/DSCN1671_s.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwUT1eeNhI/AAAAAAAAAAs/MotMQkv0yRA/s320/DSCN1671_s.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5015906415988848146" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eveet, kayak faslı kısaca böyleydi. Her gün kaydım, fakat eski günlerdeki kadar iyi kayamadım. Kollarım o kadar formda olmadığı için batonları etkili kullanamadım. Buna da şükür, neyse ki teknikleri unutmamışım. Fule, çift sopa ve çift sopa tek fulem yine fena değildi... Ve de en sonunda seneler önce Almanya'dan aldığım kayakları etraflıca deneme fırsatım oldu. O fiyata gayet güzel bir şey almış olduğuma kanaat getirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayak geyiği burada bitsin, sıra Bitlis'e gelsin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitlis ilginç bir şehir. Aslında tam olarak bizi anlatıyor: bizim vurdumduymazlığımız ve tarih mirasını önemsemezliğimizin, göçebe kültürümüzün dışa vurumu. Zamanında İpekyolu üzerindeki bir şehir ve medreselerin, camilerin bulunduğu önemli bir Selçuklu yerleşimiyken şimdi nasıl bu kadar sakil görünebildiğine şaşırıyor insan. İşte size iki fotoğraf: ikincisi ilkinin daha geniş alanı kaplayanı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwXlVeeNiI/AAAAAAAAAA8/R_yoZ62ZAks/s1600-h/detay2.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwXlVeeNiI/AAAAAAAAAA8/R_yoZ62ZAks/s320/detay2.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5015910015171442210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Detay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwYFFeeNjI/AAAAAAAAABE/B7G4k1dCcu4/s1600-h/detay.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwYFFeeNjI/AAAAAAAAABE/B7G4k1dCcu4/s320/detay.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5015910560632288818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Büyük Resim&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bitlis'in durumu genel olarak yukarıdaki iki fotoğrafla özetlenebilir: Çok güzel tarihi binaların çok çirkin yapılaşma örnekleri tarafından kuşatıldığı bir şehir Bitlis. Sonuç olarak her tarafını gezince hafızada tek tek güzellikler kalmıyor, şehrin genel çirkinliği kalıyor. Aynı mantıkla çok daha güzel şehirler kurabilirdik oysa ki. Örneğin Bitlis'in içinden iki tane dere geçiyor ve evlerin bir kısmı direkt derelerin üzerine kurulmuş durumda. Bunu söyledikleri zaman aklıma hemen Floransa ve Ponte Vecchio gelmişti, ancak gerçek resmi görünce kendime güldüm. Derelerin üzerine yapılan evler dereyi tamamen kapatıyor ve amacı atıkların rahatça suyla kavuşmaları. Hatta bu amaç o kadar belirgin ki köprü üzerindeki umumi tuvaletlerin deliklerinden aşağıya baktığınızda akmakta olan dereyi görebiliyorsunuz!  (Bu noktada bir il merkezinden bahsetmekte olduğumu hatırlatmakta fayda var)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok eski taş köprüler var bu derelerin üzerinde, ve fakat onlar da dere üzerinde yapılan bu çirkin evler tarafından kuşatılmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwbTVeeNkI/AAAAAAAAABM/cr8_ODNTOJo/s1600-h/DSCN1719.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwbTVeeNkI/AAAAAAAAABM/cr8_ODNTOJo/s320/DSCN1719.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5015914103980308034" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bitlis- Genel Görünüm&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu şehir daha sevimli ve tarihi dokusu daha iyi şekilde korunmuş olsaydı, halkı azıcık estetik sahibi olsaydı,  etrafındaki pistler ve genel iklim koşullarıyla ideal bir kayak merkezi olabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwc0FeeNlI/AAAAAAAAABU/y6PSSo4lYlI/s1600-h/DSCN1721.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwc0FeeNlI/AAAAAAAAABU/y6PSSo4lYlI/s320/DSCN1721.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5015915766132651602" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bitlis şehir merkezinden bir görünüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Selçuklular tarafından yapılan bir eserle Bitlis fotoğraflarımı kapatayım: İhlasiye Medresesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZweDVeeNmI/AAAAAAAAABc/guAprA_stiU/s1600-h/DSCN1710.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZweDVeeNmI/AAAAAAAAABc/guAprA_stiU/s320/DSCN1710.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5015917127637284450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Peki ya insanları? İnsan İstanbul'da yaşayınca gittiği her yerdeki insanlar gözüne acayip iyi görünür! Ama buradaki insanlar gerçekten sıcakkanlı ve yardımsever. Çocukları tam Anadolu çocuğu. Etrafta bir fotoğraf makinesi görünce hemen toplaşıyorlar, tıpkı aşağıda olduğu gibi:&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwfTFeeNnI/AAAAAAAAABk/pIl06JqWe5E/s1600-h/DSCN1708.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwfTFeeNnI/AAAAAAAAABk/pIl06JqWe5E/s320/DSCN1708.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5015918497731851890" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında kendine özen göstermenin metropollere özgü olduğunu sanıyorsak yanılıyormuşuz. Beni en çok şaşırtan şeylerden biri şehir merkezinde erkeklere özel bir güzellik salonu olması. Bitlisli beylerin kendilerine cilt bakımı ve fazla tüyler için ağda yaptırabildiği bu merkezin içinin hiç boş kalmadığını duymuş bulunmaktayım. Bu da sokaktaki insanların (ama özellikle de beylerin) neden İstanbul'dakilerden bir farkı olmadığını açıklıyor. Kıyafetler özenli, parfümler sıkılmış ve gençler sakalsız bıyıksız tertemiz traşlı... İşte böyle, bazen uzaklardan baktığımızda kendi önyargılarımız bize önceden tanımlamış olduğumuz resimler arasından seçim yaptırıyor, ve de bu resimler gerçeklerle her zaman örtüşmeyebiliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tatil (ay, pardon, bayram) da böylece geçti, gitti... Elimde farklı anılar ve güzel fotoğraflar kaldı. Var olmayanları aramaktan ve özlemektense, olanların kıymetini bilince insan, gittiği her yerde farklı bir güzellik ortaya çıkartabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese mutlu yıllar ve iyi bayramlar!!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-4035781458604541825?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/4035781458604541825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=4035781458604541825' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4035781458604541825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4035781458604541825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2007/01/uzun-tatil-uzun-yaz.html' title='Uzun Tatil, Uzun Yazı'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_uKckmERvzsY/RZwS3FeeNgI/AAAAAAAAAAk/x9NnFLm1ZIo/s72-c/DSCN1657.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1005575490259142005</id><published>2006-12-28T14:15:00.000+02:00</published><updated>2006-12-28T14:30:03.470+02:00</updated><title type='text'>Mutlu Seneler , İyi Bayramlar</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şimdiden burada 2007'yi göremeyecek kurbanlıklara selam ederim, mekanınız cennet olsun derim... 2007'yi görecek danalara da aileleriyle birlikte mutlu, huzurlu, sağlıklı güzel bir sene dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de ufak supriz:&lt;br /&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;a href="http://www.elfyourself.com/?userid=d2bd1fc3e02134203fc00cdG06122804"&gt;http://www.elfyourself.com/?userid=d2bd1fc3e02134203fc00cdG06122804&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;(Dans eden küçük elf benim yiğenim oluyor)&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1005575490259142005?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1005575490259142005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1005575490259142005' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1005575490259142005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1005575490259142005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/12/mutlu-seneler-iyi-bayramlar.html' title='Mutlu Seneler , İyi Bayramlar'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-4775392856778704784</id><published>2006-12-28T14:10:00.000+02:00</published><updated>2006-12-28T14:15:17.170+02:00</updated><title type='text'>Yasaklar</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eski işyerimde cep telefonunu içeri sokmak yasaktı, bu işyerimde de içeri yiyecek sokmak yasak (bu Starbucks'tan kahve olsa bile)! Eskiden sevgilimle iki dakika konuşabilmek için bir sürü yürüyüp dışarı çıkardım, şimdi ise aynı şeyi birşeyler atıştırmak için yapmam gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güle güle bilgisayar başındaki kahvaltılar, merhaba telefondaki sevgili diyelim de optimist tarafımıza selam olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şurada söz veriyorum: ileride olur de kendi işim olursa, insanların çalışırken rahat edebilecekleri bir çalışma ortamı kuracağım, tıpkı Google'daki gibi (e büyük ihtimalle o kadar olmaz, eğer onlar kadar zengin olmazsam)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-4775392856778704784?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/4775392856778704784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=4775392856778704784' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4775392856778704784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/4775392856778704784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/12/yasaklar.html' title='Yasaklar'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6539300934707607199</id><published>2006-12-21T18:26:00.000+02:00</published><updated>2006-12-21T18:41:02.583+02:00</updated><title type='text'>Bir Devir Daha Kapandı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RYq4opefu7I/AAAAAAAAAAM/UR1OYMFwM-A/s1600-h/sarelle_hazelnut.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RYq4opefu7I/AAAAAAAAAAM/UR1OYMFwM-A/s400/sarelle_hazelnut.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5011020543871138738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Benim için bir devir daha kapandı: Sarelle devri! Sağra kapılarını kapattı ve artık kimse krokantlı fındık ezmesi üretmiyor (yani fındık ezmesinin sarı olanından), varsa yoksa kakaolu fındık ezmesi, varsa yoksa Nutella... Ama Sarelle'nin verdiği tadı hiçbirisi veremiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben küçükken Sağra fabrikasının bulunduğu şehirdeydik. O zamanlar Sarelle'yi turşu kavanozuyla alırdık ve ben de hayvanlık yapıp Sarelle'yi yemek kaşığıyla yerdim: Kavanoza koca kaşığı batırır ve buna dondurma muamelesi yapardım (hala nasıl 50 kiolyum anlayabilmiş değilim, hareketli bir çocuktum herhalde)... Şimdi sene 2006 ve artık hayatımızda Sarelle yok, eskiden koca bidonlarla aldığımız şeyi artık istesek de alamayız. İşte değişim böyle bir şey: bazen bazı şeylerin değişmesini istemezsiniz, çünkü onun tadına alışmışsınızdır çünkü o tat sizde bir takım anılar canlandırıyordur, ama bir gün uyanırsınız: o şey artık sadece anılarınızda kalmıştır ve siz dünya üzerindeki milyarlarca insanla birlikte Nutella'ya mahkumsunuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen yerel tatların kaybolması beni üzüyor... Hele ki sıra Sarelle'ye bile geldiyse.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6539300934707607199?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6539300934707607199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6539300934707607199' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6539300934707607199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6539300934707607199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/12/bir-devir-daha-kapand.html' title='Bir Devir Daha Kapandı'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RYq4opefu7I/AAAAAAAAAAM/UR1OYMFwM-A/s72-c/sarelle_hazelnut.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-2573243641011113163</id><published>2006-12-12T09:37:00.000+02:00</published><updated>2006-12-21T19:02:16.747+02:00</updated><title type='text'>Doğumgünü Yazısı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aslında bir gün geç kaldım, hatta belki de bir hafta geç kaldım bu yazıyı yazmak için. Dün benim doğumgünümdü ama öncesinde almak istediğim hediyelerle ilgili bir şeyler yazacaktım, bu sene içimden acayip bir hediye paketi açma istediğinin geçtiğini söyleyecektim. İçindeki önemli değil o kadar, sadece içinde ne olduğunu bilmediğim paketleri açmak istemiştim bu sene.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu dünya üzerinde bir senemi daha doldurdum, kendimi pek de o kadar farklı hissetmedim. Hatta doğumgünümde 9'a kadar çalıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki cümleden vazgeçtim, çünkü tamamen palavra: kendimi acayip iyi hissettim çünkü doğumgünümü sadece bir gün değil, bütün bir hafta boyunca kutladım. Daha ne isteyebilirim ki? Size kısaca bütün bir haftamın nasıl geçtiğinden ve de hediyelerden bahsedeyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey cumartesi günü sevgilimin gelmesiyle başlıyor (tarih 9 Aralık), birlikte geziyoruz tozuyoruz, acayip yoruluyoruz ve de günün sonuna doğru hediyemi alıyor: Ayak masaj aleti! İşte resmi de burada:&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RYq58pefu8I/AAAAAAAAAAY/_BC1qvY0cIQ/s1600-h/fitspa.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RYq58pefu8I/AAAAAAAAAAY/_BC1qvY0cIQ/s400/fitspa.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5011021986980150210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Acayip sevimli bir şey! Suyu dulduruyorsun, ayaklarını daldırıyorsun ve bütün dertlerini unutuyorsun... Hayatımda aldığım en güzel hediyelerden biriydi. (Zaten sevgilim her zaman hediye konusunda ilginç fikirler bulmuştur)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü arkadaşlarımla buluştuk ve hepbirlikte neşeli bir brunch yaptık ve sonrasında onların süprizleri geldi: Bana doğumgünü pastası almışlar, ama mum bulamadıkları için pastanın sunumu ilginç oldu: Önde bir kişi kocaman bir mum tutarak yavaş yavaş yürüyor, arkadan bir kişi de pastayla geliyor... Bir ayin müziğimiz eksikti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonracığımaaaa, pazartesi günü, yani asıl doğumgünümde bir sürü arkadaşım aradı, ablam ofisime nefis bir çiçek gönderdi. Evet çalıştım ama gece 10,5 gibi aynı günde doğan bir arkadaşım elinde güzel bir şarapla geldi, ben de yanına güzel bir peynir tabağı hazırladım. Hem içtik hem muhabbet ettik, gece 1,5'a kadar hem de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salı günü, dans grubundan bir sürü arkadaş Aralık doğumlu olunca Murphy's'de toplu doğumgünü partisi yapmaya karar vermiştik, ona gittim. Hem salsa yaptık hem doğumgünü kutladık. Yine o gün de kafamı yastığa koyduğumda gece 2'ydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E çarşamba haliyle nakavt oldum ama olsun, yine de geç kalan bazı arkadaşlardan doğumgünü kutlaması aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Perşembe eski bir arkadaşımla buluştum. Bana çok sevimli bir kolye-küpe seti almış (Hatta bugün de onları takıyorum, çok yakıştılar vallahi), onunla yemek yedik, sohbet ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma günü de çalıştığım yerin yılbaşı partisi vardı, bu sefer de iş arkadaşlarımla dağıttık. O gün de manager'ım bana T-shirt yaptırmış doğumgünü hediyesi olarak, onu verdi. Önünde "There is no place like 127.0.0.1" yazıyor! Bizim grubun tamamına (ki 3 kişiyiz) birer t-shirt yaptırmış ve hepsinin önünde farklı şeyler yazıyor. Acayip düşünceli buldum ben bu insanları, mühendis olmak öküz olmak anlamına gelmiyormuş bunu anladım... Tabi o günde gece 2 civarlarında evde olduğumu söylememe gerek yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle. Daha da fazla bir doğumgünü nasıl yaşanabilirdi bilmiyorum, ama yukarıdaki başlangıca bakıldığında şunu söyleyebilirim: 2007 benim yılım olacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oohhh be, yazdım şu doğumgünü yazısını da kurtuldum valla, ama hala eksik var: doğumgünü hediyelerimin fotoğraflarını çekip koyacağım (tabi keyfim gelirse).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-2573243641011113163?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/2573243641011113163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=2573243641011113163' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2573243641011113163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/2573243641011113163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/12/doumgn-yazs.html' title='Doğumgünü Yazısı'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_uKckmERvzsY/RYq58pefu8I/AAAAAAAAAAY/_BC1qvY0cIQ/s72-c/fitspa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-6618894534359314101</id><published>2006-11-29T22:12:00.000+02:00</published><updated>2006-11-29T22:48:36.149+02:00</updated><title type='text'>Hoşgörü ve Faşizm</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu aralar aklıma sık sık daha önce izlemiş olduğum bir video takılıyor. Kendisi aşağıda, konuşmadan önce hepbirlikte izleyelim:&lt;br /&gt;&lt;object height="329" width="400"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/dtJ7RrmDndw"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/dtJ7RrmDndw" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="329" width="400"&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi burada özellikle iki noktaya dikkat çekmek isterim:&lt;br /&gt;1) Sansürlenen kısımda "Fascism of Christianity" diyor.&lt;br /&gt;2) Sahnede neredeyse tamamen çıplak ama yine de korkutucu olunabiliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ben ilk noktanın üzerinde durmak istiyorum. Türkiye'de, ki kendi bulunduğumuz dini "hoşgörü dini" olarak tanımlarız, kendimizi canayakın, misafirperver olarak tanımlarız. Kimsenin bir tarafı sahneye çıkıp onbinlerin önünde "İslamiyet Faşizmi" hakkında bir şey söylemeyi yemez. Çünkü o kadar hoşgörülüyüzdür(!) ki biri çıkar söyleyeni vurur. Bununla da kalmaz, vuran kahraman olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar hoşgörülüymüş ki dinimiz, başka bir dinin inancına göre Ruhani Lider sayılan biri Türkiye'ye gelmesin diye mitingler yapılır, onbinler slogan atarmış. Be adam, o da senin yüzü suyu hayrına mı geliyor? O da buraya Ortodoks Patriğiyle görüşmeye geliyor, kendi insanlarının yanına geliyor. Bu ülkedeki 80 milyonluk nüfus içinde ona inanan yok mu? Senin başkalarının dinine karışmaya ne hakkın var! Başkalarının, her ne kadar sana saçma geliyor olsa da, onun Allah'ın dünyadaki elçisi olduğuna inanma hakkı var ve sen onun gelişin engellemeye çalışıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra da sen ve senin gibiler Müslümanlara yapılan zulümlerden bahseder, hepbirlikte ağlaşırsınız. Ama asıl ağlaşma nedeniniz sizin başkalarına eziyet edebilen konumda olmamanızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle... Hoşgörü ve zulüm arasında böyle bir ince bağ var. Hoşgörü hoşgörü diye en çok tepinenler ellerine fırsat geçince başkalarına zulüm yapmaktan çekinmeyenlerden çıkıyor. O yüzden "hoşgörü"nün arkasına sığınıp kendi kurallarını dayatmaya çalışanlara kuşkuyla bakıyorum, içlerindeki faşist ne zaman hortlayacak hiç belli olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim hoşgörüye ihtiyacımız yok. Bizim ihtiyacımız olan başkalarının haklarına saygı ve düzgün işleyen bir yargı sistemi.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-6618894534359314101?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/6618894534359314101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=6618894534359314101' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6618894534359314101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/6618894534359314101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/11/hogr-ve-faizm.html' title='Hoşgörü ve Faşizm'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-8382730123366119648</id><published>2006-11-26T22:45:00.000+02:00</published><updated>2006-11-26T23:43:34.319+02:00</updated><title type='text'>2006 Salsa Kupası (Ama Hangisi?)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu haftasonu arkadaşlarımla hepbirlikte hocalarımın daha önce bahsettiği, bir arkadaşımın katılabileceğini söylediği salsa yarışmasına gittik. Ama gariplik bu ya, arkadaşımın 9 Aralık'ta olduğu söylediği yarışmanın biletlerine 25 Kasım'da rastlayınca herhalde arkadaşım bana tarihi hatalı aktardı ya da ben yanlış hatırlıyorum diyerekten herkesi gaza getirerek ayarladım. Ancak daha sonra öğrendim ki her iki tarihte de yarışma varmış. İki hafta arayla aynı yerde aynı şeyin yarışması!!! Nedeni de şuymuş: Efendim bu dans camiası daha önce adını Cumhuriyet Kupası koydukları yarışmayı birlikte düzenliyormuş ve fakat daha sonra anlaşmazlık olmuş ve de iki grup yollarını ayırmışlar. Herkes kendi yarışmasını organize etmiş... Ne güzel değil mi? Üstelik işin komiği, bir önceki yarışma da 3 senedir düzenleniyor. Yani birlikte bir şey yapmaya ancak iki sene dayanabilmişler. İşte ben de yanlışlıkla "ötekilerin" yarışmasına gitmişim, üstelik arkadaşları da götürmüşüm. Türkler olarak bölüp parçalanmak konusunda ustayızdır, salsa alanında da bunu gerçekleştirmiş olduğumuzu görmek şaşırtmadı, ne diyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sırada yarışmadan izlenimler: İlk olarak yarışmanın sunucusu Toprak Sergen tam anlamıyla felaketti!  Eline çok kötü bir metin verilmişti, o da üstüne kötü esprilerle daha beter hale getirmeyi başardı.  Güya bu yarışmanın ana çıkış noktası "Önce dans vardı!" cümlesiymiş. Neye göre, kime göre? Seksten önce de dans var mıydı? Ya da nefes almadan önce de mi vardı? Azıcık düşününce içinin boş olduğunu anladığımız lafları neden büyük düşüncelermiş gibi insanların önüne koyarız ki? Kapasitemiz ancak buna yettiği için mi? Herneyse, hadi bu "Önce dans vardı" temalı giriş konuşmasını geçtik diyelim, sonrasında çalınan 10. yıl marşı ve hepbirlikte okuduğumuz İstiklal Marşı'na ne diyeceğimi hiç bilemiyorum... Kendimi ilkokul müsameresinde hissettim. Artık insanların simgeler üzerinden bana empoze etmeye çalıştıklarını kabul etmiyorum, sayelerinde 10. yıl marşını duyunca sinirlerim bozulmaya başlıyor. Biz orada Türkiye'yi kurtarmayacağız, sadece Salsa yapan insanları izleyeceğiz. Şimdi nereden çıktı 10. yıl marşı, neyi ispat etmeye çalışıyorsunuz ve de neden beni de buna dahil ediyorsunuz? Ve de İstiklal Marşı... Yahu girişte bedava içkiyi dağıtmışsınız, zaten 1,5 saat geç başlamış organizasyon, biz de şaraplarınızı içmişiz... ve İstiklal Marşı... Hadi bu kısmı da geçelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hımm sırada sahnede yapılan uzun ve manasız konuşmalarla ilgili yorum yapmak var: tek kelimeyle gereksiz! Yahu zaten geç başlamışsın, banane Dans Federasyonu Başkanı bilmemne Bey'den... Çekil sahneden, in aşağı, git kendi web sitende duyurunu yap, ilgilenenler okusun. Zaten Toprak Sergen sahnede herkesle kanka muhabbeti yapıyor ve onu bunu "Bu da süper dansçı, harika yetenek, üstelik yakın arkadaşım" diyerek yalıyorken bir de ek geyik muhabbetine hiç tahammülümüz kalmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceyle ilgili tek iyi şey, yarışmacılardı. Gerçekten yetenekli insanlardı ve içlerinden bazılarını çok takdir ettim. Özellikle show salsa bölümünde çıkan finalistler gerçekten çok yaratıcılardı.  Aşağıda Show Salsa kategorisinin birincisinin videosu bulunmakta (maalesef ses yok, idare edin).&lt;br /&gt;&lt;object height="329" width="400"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/utGp3jd0BJ4"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/utGp3jd0BJ4" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="329" width="400"&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee, hakemler yabancı olunca ve de Aşıkla Maşuk'un ne olduğunu bilmeyince onlara acayip orijinal geldi ve onu birinci seçtiler. Bence de sevimlilerdi fakat elbette bir Türk olarak o kadar da orijinal bulmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışma bittiğinde (ki biz salonu terk ederken bile birileri sahnede birilerine plaket veriyordu) oturduğumuz alanı dans pistine çevirdiler ve herkes dans etmeye başladı. Bu işi bilen ne kadar çok insan varmış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/7351/2317/1600/640802/DSCN4434.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/7351/2317/400/514535/DSCN4434.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soz söz: okul müsameresinden hallice olan bu organizasyondan sonra acaba "bizimkilerin" yarışması nasıl olacak merak ediyorum!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-8382730123366119648?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/8382730123366119648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=8382730123366119648' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8382730123366119648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8382730123366119648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/11/2006-salsa-kupas-ama-hangisi.html' title='2006 Salsa Kupası (Ama Hangisi?)'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-9112512473311278421</id><published>2006-11-26T22:32:00.000+02:00</published><updated>2006-11-26T22:44:38.260+02:00</updated><title type='text'>İki Resim Arasındaki 10 Farkı Bulun</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/7351/2317/1600/61030/iki_resim.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/7351/2317/400/259458/iki_resim.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Evet evet ilk fark, ikincisinin daha net olması, ama benim için daha önemli farklar da var: sofrada iki tabak olması. Yani duvara bakarak yemek yemek yok, bir an önce sofradan kalkayım acelesi yok... Haftasonunun en çok sevdiğim kahvaltı faslını çoğu zaman tek başıma yapıyor olmak hoşuma gitmiyor ama ne yapalım... İşte bu haftasonu o duvarlara bakarak yemek yediğim haftasonulardan değildi. Bu haftasonu özenle kahvaltının hazırlandığı, sevgiliye sıcacık ekmeklerle birlikte muffinler hazırlandığı haftasonlarındandı. Daha önceki yazılarımdan birinde yapacağım dediğim muffinleri denedim. Sonuç: o krapon kağıtlarını muffinlere sarınca bir zaman sonra kağıtlar yağı çekerken boyalarını da muffinlere salıyorlar! Yani demem o ki, bırakın o muffinler fotoğrafta kalsınlar (üstelik kağıtları sarmaya çalışırken muffinlerden birini yere düşürürek zayi ettim).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bol aktiviteli (ki azz sonra yazacağım yazıda anlatacağım) haftasonuna da böyle güzel bir kahvaltı yakışırdı. İyi ki geldin sevgilim...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-9112512473311278421?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/9112512473311278421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=9112512473311278421' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9112512473311278421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/9112512473311278421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/11/iki-resim-arasndaki-10-fark-bulun.html' title='İki Resim Arasındaki 10 Farkı Bulun'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-8136402266905560961</id><published>2006-11-22T09:18:00.000+02:00</published><updated>2006-11-22T09:33:54.287+02:00</updated><title type='text'>Arnavut Kaldırımları</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/7351/2317/1600/kaldirim.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/7351/2317/400/kaldirim.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ne olur kimse artık bana Arnavut Kaldırımı romantizmi yapmasın!! Hele ki her yere arabasıyla gidip topuklu ayakkabılarını alışveriş merkezlerinde o mağazadan ötekine gitmek için kullananlar iyice sussun! Her sabah Üsküdar meydanında ayakkabılarım taşların aralarındaki neredeyse 3 parmaklık boşluklara sıkışmasın diye şekilden şekile girerken gazetelerde "Aaaah nerede o eski arnavut kaldırımlı sokaklar..." temalı yazılar yazanları hatırlayıp sevgiyle(!) anıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı bu sabah olduğu gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: fotograf http://www.arkitera.com/forum/showthread.php?t=3699 adresinden alınmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-8136402266905560961?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/8136402266905560961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=8136402266905560961' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8136402266905560961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/8136402266905560961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/11/arnavut-kaldrmlar.html' title='Arnavut Kaldırımları'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5500885793967825513</id><published>2006-11-15T22:31:00.000+02:00</published><updated>2006-11-15T22:53:17.207+02:00</updated><title type='text'>Yıldönümü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger2/7351/2317/1600/acik.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/7351/2317/400/acik.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Az önce tarihe bakarken fark ettim: blog yazmaya başlayalı tam bir yıl olmuş! tamı tamına 1 yıldır yaşadıklarımı paylaşıyorum... İlk yazımı 15 Kasım 2005'te yazmışım. Bir senede ne çok şey değişti! En önemlisi ben değiştim, dünya değişti, zaman değişti... Arkama baktığımda "Vaay be, neler saçmalamışım" dediğim yazılar da var, kendi kendime "Amma güzel yazmışım, bravo bana" dediklerim de var. Ama sonuç olarak hep açık olmaya çalıştım, çünkü hayat felsefem bu:  kendime ve diğerlerine karşı dürüst olmak. Umarım başarabilmişimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iş, başlayıp yarım bıraktığım işler listesinde olmadığı için kendimle gurur duyuyorum...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5500885793967825513?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5500885793967825513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5500885793967825513' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5500885793967825513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5500885793967825513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/11/yldnm.html' title='Yıldönümü'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1634109061711779131</id><published>2006-11-15T21:59:00.000+02:00</published><updated>2006-11-15T22:27:48.101+02:00</updated><title type='text'>Fight Club Felsefesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger2/7351/2317/1600/Fight-Club-0015.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/7351/2317/400/Fight-Club-0015.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ne der bize Fight Club felsefesi? Sen cüzdanındaki kartvizit, cebindeki para, giydiğin giysiler değilsin... Sonra da devam eder: bir gün gelir sahip oldukların sana sahip olmaya başlar! Sıfırda yaşamak gerçek özgürlüktür: reklamlarda gördüklerin, İkea kataloğunda baktıkların önemli değildir der! Size katılıyorum sevgili Fight Club üyeleri, kesinlikle! Ama, peki sonuç ne derseniz...&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger2/7351/2317/1600/DSCN4416.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/7351/2317/400/DSCN4416.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sonuç işte bu: artık hiç bir yere sığdıramadığım ayakkabılarım! Gerçekten de bana sahip olmaya başladılar! Son zamanlarda ne düşünmeye başladım biliyor musunuz? Acaba deprem olursa bunları buradan nasıl çıkarabilirim? Çok zarar gelir mi? Ayakkabılarımı o başıboşlukta yağmalarlar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki deprem olursa en çok ihtiyacım olacak şey topuklu ayakkabıymış gibi! Ama olmuyor işte, hepsi birleşip ruhumu ele geçirmeye başladı bile, sürekli yanlarına arkadaş istiyorlar, kendileri gibi alımlı bir çift ayakkabı daha, bir tane daha ve daha...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden bütün bir seneyi boyunca 2-3 çift ayakkabıyla geçirir ve eksiklik hissetmezdim, ama şimdi 60 çift ayakkabım var ve hala kıyafetimin altına giyecek uygun ayakkabı bulmakta zorlanıyorum! İşte eşyalar sana sahip olmaya başlayınca böyle oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1634109061711779131?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1634109061711779131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1634109061711779131' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1634109061711779131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1634109061711779131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/11/fight-club-felsefesi.html' title='Fight Club Felsefesi'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-1176155130214453674</id><published>2006-11-10T21:41:00.000+02:00</published><updated>2006-11-10T22:19:25.113+02:00</updated><title type='text'>10 Kasım</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben de bir 10 Kasım yazısı yazmak istedim. Atatürk ben doğmadan çok daha önce öldü, hep içimden keşke çok daha fazla yaşamış olsaydı demişimdir, tıpkı bu topraklarda yaşayan diğerleri gibi. Sahip olduğumuz sorunların hiçbiri sanki o bizi yönetiyor olsaydı olmayacakmış gibi gelirdi hep. Tek bir insan, bütün umutlar ve üstelik öldükten sonra bile! O yüzden her 10 Kasım'da üzüldüğüm kadar utanırım da... Siyasal tarihimizde onun gibi kahramanlar çıkmadığı için, 70 milyon insanın içinden onun gibi birini daha çıkartamadığımız için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sonra eskilere dönerim: Öncesi hakkında bir şey söyleyemeyeceğim, ben doğduğumda Türkiye'de darbe devleti vardı, o zamanlar insanlar kaybolup haftalar sonra ölü bulunuyor, belki de hiç bulunamıyorlardı. Sokağa çıkma yasaklarına göre sosyal hayatlar düzenleniyordu. Millet sustu, susturuldu. Sonra 90'lar ve Türkiye'nin açılma süreci geldi. Birdenbire yeni zenginler türedi: devletin malını 1 liraya alıp 1000 liraya satanlar, eşe dosta devlet bankalarından kredi verenler... Türkiye şark kurnazlığında, dolandırıcılıkta sınıf atladı. En fazla götürene ödül olarak milletvekilliği verseler gerek, bunları birer ikişer meclis koltuklarında görmeye başladık. Bu arada halkı apoliktikleştirme harekatı da tamamlanmak üzereydi zaten. Meydan iyice boşalmıştı. Başarının tek tanımı para kazanmaktı. Millet, daha kolay güdülebilsin diye cahil bırakıldı, din diye binbir türlü saçmalığa inandırıldı. PKK patladı, yüzlerce şehit ve kazancımızdan giden savaş paraları verildi. Halbuki onlar eğitime gidebilirdi... Belki o şekilde ülkenin doğusu ile batısı arasındaki koca uçurum azalırdı. Arada artık sadece mesafe yok, arada zaman da var. Ülkenin bir kısmı 40 sene geriden geliyor! Sonuçta ortaya çıkan toplu sefalet: Bir taraf başını kuma gömerek kendisi gibi olmayanları görmezden geliyor, diğer taraf televizyonda izlediği hayatı yaşayamadığı için galeyana geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ver elini adi suçlar: hırsızlık, kapkaç, organize suçlar, darp, soygun, tecavüz, adam öldürme... Suçluları hapisaneye koyarsın, hapisaneler taşar. Af çıkarırsın, %70'i geri döner, dolan hapiseneleri yeniden boşaltmak için tekrar af çıkarırsın, halk deliye döner. Adalet kavramı anlamını yitirir, herkes kendi adaletini kendi sağlamaya girişir. "O kardeşimi öldürüp 5 sene sonra elini kolunu sallaya sallaya dolaşacaksa, ben onu öldürüp kendim 5 sene yatarım" diye düşünen silahı kapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni milenyum buralara savaş ve vahşet dışında bir şey getirmedi. Komşularda Big Brother menşeili bir savaş peydah olur da buralar etkilenmez mi? Belimizi doğrultmamız mümkün değil, çünkü borçluyuz, bağımlıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes kendi cebini doldurma gayretinde, ama bindikleri gemi batarsa ceplerindeki paranın ıslanıp paçavra olacağını anlamıyorlar. Eğer hep birlikte zengin olursak bir yere ulaşırız. Bunun için kendi cebine değil ülkenin kasasına bakan birilerini o meclise sokmaya ihtiyaç var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes çok bencil, işte o yüzden her 10 Kasımda hep arkamıza bakıyoruz: tüm kalbiyle gelecek kuşaklara güzel bir ülke bırakmak için çabalayan Atatürk'e...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-1176155130214453674?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/1176155130214453674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=1176155130214453674' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1176155130214453674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/1176155130214453674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/11/10-kasm.html' title='10 Kasım'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-3579970761462981618</id><published>2006-11-07T16:49:00.000+02:00</published><updated>2006-11-07T17:15:59.327+02:00</updated><title type='text'>Haftasonları Ne Yapsam Derkeeen...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yılların korkusunu yenmeye karar verdim. Bahsi geçtiğinde işi hep şakaya, dalgaya vurduğum, insanlar bana gel öğreteyim dediğinde köşe bucak kaçtığım "dans" konusunda kendimle yüzleşmeye karar verdim. Artık "ben esnek değilim, ben kalasım,  yok yok istemiyorum..." laflarının arkasına sığınmaktan, insanlar piste atlarken benim boynumu bükmemden, sevgilimin başka kadınlarla dans etmesini izlemekten sıkıldım! diyerek (ve tabi bir arkadaşın ittirip kaktırmasıyla) kendimi dans kursunda buldum. Ve sonuçları aşağıdaki videoda:&lt;br /&gt;&lt;object height="329" width="400"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/yjPrnIGBwcY"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/yjPrnIGBwcY" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="329" width="400"&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tabi işin şakası! Böyle olmayı da beklemiyorum elbette. Dansa haftada bir gün 1,5 saat salsa ile başladım. İlk kursuma geçen pazar gittim. Kurs yeri Kalamış'ta denizin kenarında 2 tarafı aynayla kaplı, 1 tarafı denize bakan tek katlı bir yer. Dans hocalarım çok sevimli insanlar ve ben sınıftaki en kötü dans eden insan değilim!! Yaşasın!! Yani bir dans takımı seçmesi yapsalar, eskiden voleybolda başıma geldiği gibi en son seçilen olmam. E daha ne olsun? Bu bile beni gaza getirmeye yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece, bu dans ortamlarında çok sık rastlanan bir kişilik özelliği sinirimi bozuyor: kendisi doğru düzgün yapamazken seni düzeltmeye, hareketlerine müdahale etmeye çalışan insan modeli. Bu dans kurslarında herkes içindeki hocayı keşfediyor. Hoca bir şey demezken bu tür insanlar kalkıyor "şöyle yap, böyle yap, yok olmadı" diyip bütün zevkinin içine ediyor. Ama sen ona bakıyorsun, o da hocanın gösterdiği gibi yapamıyor! Dur bi iki dakka kardeşim yahu! Bi sus!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında dans sonrası bacakları esnetmek gerektiği gerçeğini pazartesi günü her attığım adımda canım acırken hatırladım! Siz siz olun bacak kaslarınızı esnetmeden çalışmayı bitirmeyin.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-3579970761462981618?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/3579970761462981618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=3579970761462981618' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3579970761462981618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3579970761462981618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/11/haftasonlar-ne-yapsam-derkeeen.html' title='Haftasonları Ne Yapsam Derkeeen...'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-5397322372250623785</id><published>2006-11-03T11:01:00.000+02:00</published><updated>2006-11-04T15:13:53.178+02:00</updated><title type='text'>Bardağın Dolu Yarısı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dün akşam otobüsle eve dönerken yanıma buram buram sigara kokan bir kadın oturdu. Gayri ihtiyari, sigara kokusu dikkatimi çekince sesli bir nefes aldım (hani sevmediğiniz bir kokuyu duyduyunuz zaman emin olmak için daha fazla koklarsınız ya, işte öyle bir nefes alma sesi). Kadın rahatsız olduğumu fark etti ve "Ben sigara kokuyorum ve sizi rahatsız ettim değil mi? İsterseniz yerimi değiştireyim." dedi ve gerçekten de yanımdan kalktı ve başka bir yere oturdu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara içen bir insan, başkasını rahatsız edebileceğini düşündü... İnsanlara karşı ümidimi artırdığın için sana teşekkür ediyorum adını bilmediğim kibar kadın.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-5397322372250623785?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/5397322372250623785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=5397322372250623785' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5397322372250623785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/5397322372250623785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/11/bardan-dolu-yars.html' title='Bardağın Dolu Yarısı'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-18988215.post-3960266758873945184</id><published>2006-10-25T13:00:00.000+03:00</published><updated>2006-10-25T13:07:13.633+03:00</updated><title type='text'>Bayram Alışverişi</title><content type='html'>Dergiyi kucağıma aldım, almak istediklerimi teker teker kestim, yapıştırdım.  Hem alışverişim canavarım sakinleşti, hem de cebimden 5 kuruş para çıkmadı (derginin parası dışında - ama onu eğitim harcaması olarak kabul ediyorum - kendisi İtalyanca da...)&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger2/7351/2317/1600/bayram.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/7351/2317/400/bayram.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Resimler Elle İtalya Ekim 2006 sayısından. Böyle güzel şeyler yapan insanlara teşekkürlerimi sunarım... Fikir ediniyoruz hiç olmazsa (bir ayakkabıya 800€ vermem - veremem).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/18988215-3960266758873945184?l=kiowalife.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kiowalife.blogspot.com/feeds/3960266758873945184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=18988215&amp;postID=3960266758873945184' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3960266758873945184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/18988215/posts/default/3960266758873945184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kiowalife.blogspot.com/2006/10/bayram-alverii.html' title='Bayram Alışverişi'/><author><name>kiowa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07690083922941032265</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
